incesoz.com
Kategoriler

Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri

Paylaş
 

SAYFA İÇERİĞİ: Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri, Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri ve Alıntıları, Cahit Sıtkı Tarancı Alıntıları, EN Güzel Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri, Kısa Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri, Cahit Sıtkı Tarancı En Güzel Sözleri, Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Sözleri, Cahit Sıtkı Tarancı Aşk Sözleri, Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri Facebook, Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri Twitter, Cahit Sıtkı Tarancı Sözleri 2017


Güzel sözleri derlediğimiz sitemizde bu sayfada Cahit Sıtkı Tarancı sözleri ve alıntılarına yer verdik. Cumhuriyet döneminin önemli şair ve yazarlarından olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın en önemli eserleri ”Yaş Otuz Beş” ve “Memleket İsterim” şiirleridir. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesaplarınızda yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz.


CAHİT SITKI TARANCI SÖZLERİ ve ALINTILARI

”Olmazlara meylim var.”

”Yaş otuz beş yolun yarısı.”

”Dinsin artık bu kalp ağrısı.”

”Çağınız başlıyor ey hatıralar!”

”Alıştığımız bir şeydi yaşamak.”

”Avuçlarıma sığmıyor yıldızlar.

”Bilmek yanmakmış büsbütün.”

”Aşık dediğin Mecnun misali kör.”

”Bir sevda ki yanmaktan başka nedir?”

”Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara.”

”Ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce.”

”Sevmek, devam eden en güzel huyum.”

”Elimde Türkçe gibi güzel bir silahım var.”

”Kuruyan sular gibi zamanı da kaybettik.”

”Var olan bir sen, bir ben, bir de bu bahar.”

”Ölüm bahsinde ümit insanlara mahsustur.”

”Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Bende öyle.”

”Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür.”

”Güneşe bakacak yerde, geceye sarılıp kalmak.”

”Yarab sen de bilirsin ki bir sen varsın bana yakın.”

SPONSORLU BAĞLANTILAR




”Gün gelip gidersem şayet, öyle severekten gideceğim.”

”Katlanmaksa katlanıyorum, kimselere belli etmeden.”

”Acısı acımdan derin. Tutsam ellerinden, üşür ellerin!”

”Güzel şeyler düşünelim diye yemyeşil oluvermiş ağaçlar.”

”Aya haber sal çıksın bu gece. Görünsün şöyle gönlünce.”

”Sesin öyle güzel ki, duymak isterdim öldükten sonra bile.”

”Günün kıymetini, kadrini bil. Balını almadan salma arıyı.”

”Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde  Kavrulup gidiyorum.”

”Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanmadın olacak.”

”Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri sürünüp gidiyorum.”

”Bir kere sevdaya tutulmaya gör; Ateşlere yandığının resmidir.”

”O kadar çok ki etrafta karanlık, herkesin gecesi kendine yeter.”

”Öylesine karanlık ki gecemiz, ha olmuş ha olmamış penceremiz.”

”Kış olmuş. Lapa lapa kar yağar. Bulutlar mı yaprak döküyorlar.”

”Bir kere misafire çıkmış adın; İstesen de istemesen de gideceksin.”

”Ben bir gölge olsam, yahut bir hayal, Onlar gibi hissiz, onlar gibi lâl.”

”İstemem o dehşet gün gelip çatsın. Bana kimseler anam kadar yansın.”

”Geceler ki ancak ölümle aydınlanır. Hoş gör geceleri, yaşamak aşkımızdır.”

”Evet hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye ya da mutluluğa?”

”Âlemde gündüz gönlüme işkencedir; Bence bayram ufukta gün bitincedir.”

”Bir kardeş teselli verir bana aynalar. Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde.”

”Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız. Ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.”

”Bu tatsız akşam saatinde, başımda pervaneler gibi dönüp durmayın hatıralar.”

”Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum, ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün.”

”Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine; şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.”

”Gönül tanrısına der ki, her mihnet kabulüm, yeter ki gün eksilmesin penceremden.”

”Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan, tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.”

”Çok var böyle toz pembe görmemiştim dünyayı. Yeniden kavak yelleri esiyor başımda.”

”Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır, rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor.”

”Sen gel beni dinle, günlerimiz heba olmasın. Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim.”

”Öyle sarmaş dolaş olduk, o kadar geçtik ki kendimizden, lambayı söndürmeyi unutmuşuz.”

”Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü, kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.”

”Memleket isterim ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; kış günü herkesin evi barkı olsun.”

”Memleket isterim yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; olursa bir şikayet ölümden olsun.”

”Efkâr ettiğimiz şey, memleketin hâlidir; Sanmam hemşehrim, sanmam bundan acısı olsun.”

”Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde; Vazgeç kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler!”

”Ve birdenbire yürekler, aynı acıyla yanıp, hepsinin gözleri yaşaracak. Öldüğümü hatırlayacak.”

”Hayata beraber başladığımız, dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız.”

”Desem ki, inan bana sevgilim inan, evimde şenliksin, bahçemde bahar ve soframda en eski şarap.”

”Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak. Taht misali o musalla taşında.”

”Bense hep istemediğim hayatı yaşaya yaşaya istediğim hayatın nasıl bir şey olduğunu unuttum gitti.”

”Ata binmek, kundura yapmak, hatta kundura boyamak ne ise şiir de odur, yani ustalık ve tutku işi.”

”Olur biter, geçer gider. Ama canımı yaka yaka yutkunduğum şeyler var. Olup bitmeyen, geçip gitmeyen.”

”Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede, hatırla ki mahşer günüdür. Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.”

”Sonra baktım; ağlayacak tek bir omuz bile kalmamış. Ben de koydum başımı kendi dizlerime, doya doya ağladım.”

”Bereket versin. Gökyüzünün tapusu yok, Herkes bakabilir. Bulutlara kimse el koyamaz. Hayal kurma hürriyeti var.”

”Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.”

”Ey her gün bir mezar taşını omuzlayan; Kalmadı gökte bile senin için ağlayan. Kalkmamak ümidiyle haydi toprağa kapan.”

”Desem ki sen benim için, hava kadar lazım, ekmek kadar mübarek, su gibi aziz bir şeysin; nimettensin, nimettensin!”

”Neden sonra farkına varıyorsun, etrafındaki korkunç ıssızlığın; yar olsun dost olsun ne arıyorsun, adresi belli mi vefasızlığın.”

”Biliyorum, seni oraya bağlayan kabristanlar da var, hastaneler de, bankalar da! Hatıraların gibi hayallerin de ancak o iklimde yetişir çiçeklerdendir.”

”Artık başkalarının fikirlerine ve zevklerine körü körüne iştirak edecek çağı aştık. Koparacağımız çiçeği, altına uzanacağımız ağacı, ağzımıza alacağımız yemişi kendimiz seçebiliriz.”

”Öyle eksildik ki yaşarken, bize dokunan her şeyi eksiltiyoruz. Yalnızlığımla çoğalıp, kalabalıklığımızla eksiliyoruz. Ve öylesine kalabalık ki yanlılığımız ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.”

Bu yazı 297 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar
BİZİ TAKİP EDİN
BİZİ TAKİP EDİN
%d blogcu bunu beğendi: