incesoz.com
Kategoriler

İclal Aydın Sözleri

Paylaş
 

SAYFA İÇERİĞİ: İclal Aydın, İclal Aydın Sözleri, İclal Aydın Sözleri ve Alıntıları, İclal Aydın Alıntıları, İclal Aydın Sözleri Facebook, İclal Aydın En Güzel Sözleri, En Güzel İclal Aydın Sözleri, İclal Aydın Sözleri Kısa, İclal Aydın Kitap Alıntıları


İclalAydın1aİclal Aydın Sözleri

Sayfamızda oyuncu, yazar, sunucu ve gazeteci olan İclal Aydın’ a ait kitap alıntıları ve sözleri yer alınmaktadır. Sayfamızda yer alan sözlerden beğendiklerinizi sosyal medya hesabınızda yayımlayabilir mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz.


”İşte böyle sevgili. Biz artık seninle haritada iki küçük su lekesi, Hiçbir nehir kavuşturamaz bizi.”

”Acaba uzakta olması mıdır onun en büyük cazibesi? Mesafe midir acaba onu her an özlenen bir düşe çeviren?”

”Ne zaman eskiyor sevgiler? Ödenen bedellerin acısı geçince mi?”

”Kırılgan olmak iyidir. Hala içine kan akan bir kalp taşıyorsunuz demektir.”

”İhanet bağışlanamaz, Geçiştirebilir belki ama iğrenç yüzü, Belleğe o kadar derin çizgilerle kazınır ki, Unutmak için ölmek gerekir.”

”Fırtına herkesin başında eser ama sadece bazılarının çiçekleri dökülür.”

”Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin her şeydir.”

”Sana güzel bir yaz günü gelmiştim. Karlı bir sabahta gidiyorum. Beş mevsim yaşamışız beraber, Beş mevsim bir ”iç denizi” karartmaya yetti. İşte böyle sevgili. Biz artık seninle haritada iki küçük su lekesi. Hiçbir nehir kavuşturamaz bizi.”

”Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar.. seçtiklerimiz mi? Bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı, seçtiklerimiz evet.”

”Bir bilek işi. ”İnsanları yokluğunuzla tehdit etmek, davranış alışkanlığınız olmasın. Bir gün kendi arzunuzla oluşturduğunuz yokluğun sonuçlarıyla kendiniz yüzleşmek zorunda kalırsınız.”

”Aşkın belkemiğidir beklemek.”

”Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi.”




”Seni özlemek, üşümek gibidir soğuk bir akşam üstü, yağmurun altında yürümek gibi sırılsıklam, titreye titreye. Sıcak bir yer bulup sığınmak istersin ya hani, öyle ihtiyacım var işte, yüreğine sığınıp, nefesinde ısınmaya.”

”İnsan bu yüzden ağlıyordu. Sevenleri kendisini yaraladığı ve kendisini yaralayanları sevdiği için ağlıyordu.”

”Her hikaye biriciktir, biliyorsun. Ama her hikayenin kanı kendi damarları içinde akarken başkalarının rüzgarını, yağmurunu ve ne yazık ki kurşununu da isabet alır kimi zaman.”

”Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi. Onca zamanın içinde eskimeyen bir düşüncesin şimdi.”

İclalAydın2

”Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir ya da boşver bilme en iyisi.”

”Bir insanın yumruğu kadardır kalbi, derler. Demek ki kalbin kadar insansın. Avucunun içine düşen kalp kadar merhametin…”

”Acaba uzakta olması mıdır onun en büyük cazibesi? Mesafe midir acaba onu her an özlenen bir düşe çeviren?”

”Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi; İnsan her gün anımsar mı aynı gözleri ?”

”Daha uyanmamalıydık…Masallar hep o renkte ve aynı inandırıcılıkta kalmalıydı kalbimizde.Bir şey oldu, bir yerlerde.Büyüdük mü küstük mü birşeylere ne; inanmaz olduk masallara.”

”Yokluğunun soğuğunda üşümektense varlığının ateşinde yanmak isterdim. Üşüyerek yanmayı yanarak üşümeyi yazık ki ben senden öğrendim.”

”Umarım uzun bir yoldur bu. Ve umarım bugüne dek karşımıza çıkanlardan ibaret değildir yaşam ve yaşamı yaşam kıldığına inandığımız.”

”Bazen hoşgörü sahte bir aynadır.”

”Hayat herkese eşit davranmadığı gibi seçtiklerine de ufak tefek oyunlar oynayabiliyor.”

”Aşk ve diğer heyecanlar yaşam devam ettiği sürece bitmiyor elbette. Ama insanın kalbi bir daha 17 yaşında ki gibi çarpmıyor. Hiçbir göz rengi 17 yaştaki gibi zihninizde leke bırakmıyor. Hiç bir el 17 yaştaki gibi terlemiyor. Hiç bir şarkı 17 yaştaki gibi sadece sizin olmuyor. 17 yaşını geçmiş herkes biliyor ki, insan bir daha 17 olmuyor.”

”Aklıma her düşüşünde, yüreğimde öyle bir deprem oluyor ki bütün duygularım yıkılıyor, geriye büyük bir enkaz kalıyor. Yıkılmayan tek bir duygu buluyorum ardından ki bu hep aşk oluyor ve sadece sana koşuyor!”

”Masallar hep o renkte ve aynı inandırıcılıkta kalmalıydı kalbimizde.Bir şey oldu, bir yerlerde.Büyüdük mü küstük mü birşeylere ne; inanmaz olduk masallara.”

”Böyle bakınca, hep birlikte başlayacağımız operasyona benziyor aşktan konuşmak.”

”Çay demleniyor demleniyor, demleniyor. Kederim mutfağın her yerine yerleşiyor. Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor.”

”Kızımın odası gibi toparlanabilseydi keşke bir parçası olduğum sokaktaki hayatım ve bir bebek kadar inatçı, kararlı, ısrarcı olabilseydik istediğimiz ve istemediğimize karşı.”

”Aşk, ölümsüz olmak istediğin bir savaş meydanı.”

”Önceden olsa bırak gitsin, aşk tek kişilik derdim. Kimi sevdiğin önemli değil, önemli olan sevme becerin derdim… Artık öğrendim ki; kimi sevdiğin önemliymiş. Uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış. Nefesi yetmeyenle dipte hazine aranmazmış. Aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış.”

”İki türlü dil yarası var ..İlki ; kendi dilinde şarkı söyleyip ağıt yakamamanın açtığı hançer yarası.. İkincisi ise ; sevdiklerinden dökülen sözlerin bıraktığı kağıt kesiği.”

”Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.”

”Bir şarkı tuttum sevgilim, bir kapı açtım ikimize, ikimiz çokmuşuz meğer bu resme. Kapatmadan bu kapıyı yinede, bu yaralar bereler sanadır bileler.”

”Sadece ‘sevilmek’ harekete geçirir donmakta olan bir kalbi. Ve hızla çarpan bir kalptir her seferinde,dünya üzerindeki onca güzel şeyin sebebi. Yani, sızlayan yerinden sevmeye başlamalı bir insanı. Sevdiği kadar da sevilmektir zaten bir acının yara bandı.”

”Susmak da aşkın yollarından biriymiş. Bunu öğrendim. Susulmuş çok aşkım yok ama aşktan sustuğum çok hikâyem var desem…” 

”Bu ülkenin bazı kadınlarını anlatmak zordur. Anlatılamadıkları için, her karede başka kadın olurlar. Ya da on binlerce kadındır aslında ve bu yüzden anlatılamazlar.”

”Aşkta mesele şu ki. O dönme dolap, adı üzerinde, dönüyor. Yükseliyor. Alçalıyor. Ama sen hep en tepedeki halini anımsıyorsun.”

”Yeni kaybettim seni elimle koymuş gibi.”

”Sonra, kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları ve yalancıları tanıyacaksın. Aşkı tanıyacaksın bir gün.”

”Çocukken bir tek ince hastalıktan ölünür sanırdım. Dilini ve yönlerini bilmediğim bir ülkede Metroların rüzgârında anladım hasretten de ölünebileceğini ve gördüğüm her boş alana eksiksiz çizebileceğimi özlediğim her bir şeyi. Beni yabancı sayarken aslında bana yabancıların yüzlerinde tanıdım kendimle bir başıma kalmayı. Çocukken bir tek ince hastalıktan ölünür sanırdım. Hasretten de ölünürmüş anladım.”

”Sevdiğinizin, hayatın, yabancıların size uzattığı incileri kırmayın, saklayın, biriktirin. Gülümseyin insanlara. Evet diyerek başlayın. Ve size uzatılan o ilk aşk incisine aman kıymayın.”

”Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor. Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum. Bana yasakladığın bahçeler, sana da mı uzaktı hep? Gidemeyişine ağladın mı sende? Ne zaman eskiyor sevgiler? Ödenen bedellerin acısı geçince mi? İşte böyle,kalbimde bir acı. Şarkılar seni söyler.”

”Kaçıp gidenler sende iyi bir şey varsa zaten yıkıp da gitmiştir. Yıkılacak iyi bir şey kalmamıştır geriye. Sana bırakmıştır o işi. Çok iyi bilirsin; gidenlerin elleri bu yüzden kirlidir. Kimi zaman.”

”Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte.”

”Aşk; vazgeçmektir gözlerinden.Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır. Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir. Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir. Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır.”

”İki tebessüm bir aşk ediyor da binlerce gözyaşı bir gideni döndürmüyor. Galiba insan bu yüzden hep aynı gözleri anımsıyor.”

”Her hikâye biriciktir, biliyorsun. Ama her hikâyenin kanı kendi damarları içinde akarken başkalarının rüzgârını, yağmurunu ve ne yazık ki kurşununu da isabet alır kimi zaman.”

”Daha uyanmamalıydık masallardan.Ne zaman bitti o eşsiz ormanlar, yollar? ne zaman ayrıldı yolları şehzade ile ipek kızın? ve ne zaman vazgeçti yakışıklı prens yüzyıl uyuyan güzeli uyandırmaktan? Ne zaman yoruldu Alaaddin lambasını ovmaktan? iyilik perileri, sevimli cinler şimdi neredeler? Daha uyanmamalıydık.”

”Aşk, bir harabenin ortasında bir şey bulup da ne yapacağını bilemeyen, iki savaş çocuğu gibi kalmaktır.”

”Ve dizlerimizi kanatmamıştı henüz hayat. İnanıyorduk, duruyduk, saftık, çocuktuk. Şimdi anlatacak bir masalımız bile yok, bir köşesine sığınacak.”

”Bu şarkının ardında sen, bu kapının ardında ise benden önce söylenmiş sözler vardı.”

‘Sen en çok beni severdin ya. En çok beni köle yapmışsın kendine.”

”Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor ve bazen, tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk. Cesurduk!”

”Sevinçlerim oluyordun ara sıra. Sen hiç bilmiyordun.”

”Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim, En çok fesleğeni, çoban heybesini, aksam sefasını sevdim. Seni beklerken çok şey öğrendim.”

”Aslında bu bir avuntuydu. Çok canım yanıyordu. Gördüklerimden ve göreceklerimden. Yalan, ihanet, riya, çaresizlik… Geçtiğim yollar ve ezdiğim kumlar hâlâ gölgemi taşıyorlar. Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek, benim de kanattıklarım vardı elbet. Kendim avunurken baktım ki avutuyorum. Ben aslında tüm sözlerimi kendime yüksek sesle söylüyorum.”

”Acı unutuluyor ama geçmiyor galiba. Geçtiği için değil, tam tersine, hiç geçmediği için unutuluyor acı. Üzeri eski bir çarşafla örtülüyor.”

”Nasıl özlüyoruz geçmişi. Neden özler ki insan? Hele birde mutsuz bir çocuksanız. Çocuktuk çünkü. İnanıyorduk. Köprüler geçmemiş, aldatmamış, aldatılmamış, bedeller ödememiş, ayrılık ve hasret mektupları okumamıştık. Ve dizlerimizi kanatmamıştı henüz hayat. İnanıyorduk, duruyduk, saftık, çocuktuk. Şimdi anlatacak bir masalımız bile yok, bir köşesine sığınacak.”

”Hayat. Kendimizi sevmek ve bulmak oyunu.”

”İnsan bazen başka hikayelere ağlarken içeride bir yerde kapısı aralık kalmış kendi hikayesine ağlar aslında.”

”Farkında mısınız, bazen aynı hımbıl soruları sorarken yakalarız kendimizi. Senin gözlerin niye öyle bakıyor? Seni daha iyi görebilmek için yavrum. Bu cevabı yıllardır duyarız da bazılarımız hala kurtla babaanneyi ayırt edemeyiz.”

Bu yazı 26 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar
BİZİ TAKİP EDİN
%d blogcu bunu beğendi: