incesoz.com
Kategoriler

Murathan Mungan Sözleri

Paylaş
 

Bir tek gece vardır insanın hayatında. Ömür boyu sürer nöbeti. Bu da öyleydi. İyi ol, sağ ol, uzak ol. Ama bir daha görme beni!

Azı karar olmadı hiç sevmelerim, hep çoğu zarar dedikleri kadar sevdim…

Uzak dediğin önce içinde birikir insanın, sonrası yalnızca yoldur.

Aşkın bir yolu vardır, Her yaşta başka türlü geçilen. Aşkın bir yolu vardır, Her yaşta biraz geçikilen.

Ve işte o zaman kırdığın bu kalp, Şimdi kırıyor başka kalpleri ! Aşkta kazanmak dedikleri kaybetmektir bir çok şeyi…

MurathanM2a

Gökte ararken yerde bulduğum olmadı hiç. Ama yerde bulup da göklere çıkarmışlığım çoktur.

Ne yazık ki, kadınlar arasında kurulan ittifakların çoğu, ancak başka kadınlar söz konusu olduğunda mümkündür.

Yalnız biri olsun isterken, ‘yalnız biri’ oldum istemeden.

Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.

Kırık bir kalbi alçıya alırsanız, herkes gelir imzasını atar.

Bazı gecelerin sabahı yoktur yalnızca karanlık olarak kalırlar.

Yağan bir kar tanesi gibi; Camdan bakınca çok masumsun, yaklaşınca soğuksun, dokunursam; erirsin…

Varlığın bana yetmiyorken, yokluğunla avunmak zorundayım ! Ya al götür kalanımı. Ya da gel, tamamla eksik kalan yanımı.

Kimse benim kadar sevmedi” diye bağırıyordu adam. Gözlerin geldi aklıma.. gülümsedim, geçtim.




Dört tane gerçek dost edin, tabutunu taşısın yeter…

Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır.

Onca şarkı, onca film, onca roman ama sevmeye yetmez ; Herkesin kalbi.

Ne zaman içime biraz fazla baksam yükseklik korkum depreşir .

Herkes anlamlı anlamlı başını sallıyor. Duygulanmış gibiler, etkilenmiş gibiler, hüzünlenmiş gibiler. Hep gibiler. Hiç kendileri olamıyorlar. Olurlarsa kendilerinden korkuyorlar…

Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi, benim yolum son durak seninkisi ‘müsait bir yer’di…

Hepimiz varoluşumuza bir anlam ararız. Kundak ile kefen arasındaki şeyin adı ömürdür, hayat değil. Hayatı biraz da kendimiz yaparız.

Kimsenin kimsesi yok ki herkesin elmasında kendi diş izleri.

Bazı umutlar başka zamanlarındır…

Sürekli geçmişe dönüp bakarsan boynun tutulur.

Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine bütün hayatını anlatmak istersin.

İnsan masumiyetini bazen bir başkasının günahıyla öder.

Sana söz hayat ! Bundan sonra kimseyi göz çukurlarıma ekip, büyümesi için gözyaşı dökmeyeceğim…

Gümüş sahibi olmayanlar, gümüşün karardığını bilmezler. Onlar gümüşü hep ay kadar parlak sanırlar.

Aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım dağılıp gitti herkes… İçimi sızlatacak kimse kalmadı içimde.

Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden yaşayıp gidecek.

MurathanM3a

Bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde. Bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken. Bazı sözler karanlıkta söylenir Bazı sözler hiçbir zaman…

Ne zaman bir düş kursam, ertesi gün hayal kırıklarını topluyorum.

Kimse çıktığı yolda kendisi kalmaz. Yol insanı başkalaştırır.

Kırılmış bir bardaktan etrafa saçılmış cam parçasıysam,üstüme basmaya çalışanların ayaklarını kanatmak zorundayım.

Aptallığımız; birbirimizde sahip olmadığımız özellikleri aramamızdı.

Acı veriyorsa geçmiş; geçmemiş demektir..

Değişen durumlara göre bazen çok iyi, bazen çok kötü bulduğum bir medeni halim var; bekarım.

Güçlü olmaya benden daha çok ihtiyacın var Çünkü haksız olduğunu< Kalbinin bir yerinde biliyorsun.

Hayatım, içimden geçen cümleler içinde geçti.

Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatamazsın. Önce içine atarsın, sonra da susarsın.

Unutma bir büyük yazarın dediği gibi, en iyi intikam şekli, kayıtsızlıktır.

Birini adam gibi sevmek; aldanmayı, ağlamayı hatta yalnız kalmayı göze almak demektir.

Bilmem ki; karşılaşsak bile hatırlayabilir miyiz birbirimizi yeniden..? İkimizde artık bir başkasıyken.

Aramaktan vazgeç demiyorum, bulmaktan vazgeç.

Ardından mırıldandığım şiir. Şimdi başkalarının dudaklarında göçebe.

Aşk kapıyı çaldığında hemen açma… Bazıları, çocuklar gibi zile basıp kaçıyor.

Bazen ona bir şeyler yazarsın, yazar silersin.. yazar silersin.. O hiçbirini okumamış olur; ama sen hepsini söylemiş olursun.

Her suskunluk, bir iç kanamasıdır ilişkilerde…

Biliyorum bütün sözler yavan, bütün sözcüklerin içi boşaltılmış, bütün anlamlar kullanılmış, bütün anlar uçucu; kelimeye dökülen her duygu, kendiliğinden soğuk bir klişe oluveriyor; hiç bir sözcük duygularıma da yüreğime de yetmiyor.

Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim,Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.

Beden dediğin aşka vesile, insan ruhlara aşık olur, sevdikçe başkasını kendinde bulur.

Seninle aramızda bir şey varsa şayet, o da mesafelerdir artık.

Anlatabilsem sende neler gördüğümü kimse inanmaz hayal derdi. Bilselerdi sende neler gördüğümü yıllarca hayal görmek isterlerdi.

En mutlu anında bi rüzgar eser de, burnuna o’nun kokusu gelir ya. İşte o’nunla aynı parfümü kullananların Allah belasını versin.

Mevsimin suçu yok, yokluğun soğuk.

MurathanM4a

Çok sevmenin sevgisizliğine uğradım ben..

Gece söndürür hayalet olmaya yetmeyenlerin ışığını Güçlü olmaya benden daha çok ihtiyacın var Çünkü haksız olduğunu Kalbinin bir yerinde biliyorsun.

Can kırıkları, cam kırıkları gibi değildir. Öyle süpürünce gitmez; İçinde kalır, aklına geldikçe de batar…

Sevdiklerimizin hayatına ya erken girer, ya geç kalırız. Bütün aşk dramları da bundan doğar zaten.

Sen beni sevmedin ya… Ben de gidip herkesi sevdim ve herkese böldüm kendimi… Herkese az az düştüm… ve kimseye yetmedim..

Bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği en güzel söz “Bir daha ki seveceğim kız, bizim kızımız olacak” demesidir.

Dediler ki; yaşından çok daha olgunsun. Evet, dedim. Çünkü hep büyüklük bende kaldı.

Bazen sarhoşken, karanlığın içinde yüksek sesle söylüyorum adını. Ya da birinin kollarındayken, bazen pencereyi açıp, sokaktan geçiyormuşsun gibi ardından sesleniyorum. Hep başkaları bakıyor yukarıya. Ben gülümseyerek “gitti” diyorum, yakalayamadım gitti.

Kendim için büyük bir tehlikeyim artık, ilerliyorum içimdeki yer çatlağı boyunca.

Herkes anlamlı anlamlı başını sallıyor. Duygulanmış gibiler, etkilenmiş gibiler, hüzünlenmiş gibiler. Hep gibiler. Hiç kendileri olamıyolar. Olurlarsa kendilerinden korkuyorlar.

Kanayan yaralarına, kan dursun diye başka bedenler basarsan, mikrop kaparsın.

Hayat bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil.

Her insan kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok ama mutlaka bir bedel… Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır.

Her zaman olduğu ve hepimizin bildiği gibi, bütün gürültülerden sonra geriye yalnızlık kalır.

Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkesin içinde başka türlü ilerler.

Sen bildiğim gibi kalmadın ama, ben unuttuğun gibiyim hala.

Unutarak ve vedalaşarak geçilen durakların birinde inmemiz gerekir bindiğimiz düşlerden hayat belki başka biri yapar bizi.

Kimdi giden kimdi kalan Aslında giden değil Kalandır terkeden Giden de bu yüzden gitmiştir zaten.

Alçalan insanların yükselen değerlerinden uzak duruyorum.

Yokluğunda her sabah bozuk bir günaydın atıyorum çocukluğumdan kalma eski kumbarama. Geldiğinde sana güzel bir hoşgeldin almayı planlıyorum.

Kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak: Öyle zordur ki, kurşunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak.

Huzurluyum. Mutluluk benim için hiçbir zaman önemli olmadı. Daha çok rastlantı gibi yaşadım mutluluğu. Kısa anların hediyesi gibi. Yaşamın karşıma çıkardığı bazı anlar benim için mutluluk demekti, o kadar…

Beklentisi yüksek olan kadınların yalnızlığı daha koyu olur; çünkü ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır!

Geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü kendilerini bize tekrar tekrar hatırlatmalarıdır.Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir.Hep ama hep hatırlarız.ne biçim kaybetmektir bu.

Birbirimizden kaçırdığımız gözlerimiz ; Şimdi birbirimizden kaçırdığımız gerçeklerle göz göze…

MurathanM5a

Dilini çözemediğim ihanet. Gel bir daha bende dene kendini. Ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte. Ne ben yenebiliyorum seni…

Zamanı yıllarla tartanlar yanılırlar hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle hatta çoğu zaman kendiyle bile yaşanır, içini tohuma bırakır … geçer gider geçmez sandıkların bile…

Gelirsen yolum genişler, Gelmezsen hayalini severim. Yanmaktan korkmam Ben bu aşka, sağ çıktığım yerlerden geldim.

Herkes içindir aşk da ayrılık da, yalnızca birkaç kişi ölür acıdan.

Kadınlar esir alındıkları yeri, korundukları yer sanırlar. Kadnlar için hem siper hem sığınaktır mutfak ve her zaman sıcak aile yuvasının içimizi ısıtan sembolü anlamına da gelmez; yaşayan ölüler halina gelmiş kimi kadınların morgudur aynı zamanda. Toprağa verilene kadar bekledikleri yerdir.”

Her yazı öncelikle bir dil bulmaktır. Dilini bulmuş olmak, bir yazının yarısı eder. “Yalpa” için ilginç bir dil bulduğumu düşünüyorum.

Yanıtları merak gidermede değil, yeni sorular üretmede kullanıyor, bütün çocuklar gibi. Her açıklama çabası, saniye sektirmeyen yeni bir soruya yol açıyor. Bir tek çocuk bile, dünyadaki bütün 5N’’lerden nefret ettirebilir insanı. ‘Ne, Neden, Nerede, Ne zaman, Nasıl?’Oysa, gerçek yanıt ne kadar güzel ve yalındır: ‘Elinin körü!’”

Birçok kadın delirmemek için, kendini ev temizlemeye vurarak delirir.”

Zamana derinliğini veren şey hüzündür.”

Toplumsal hafıza, yalnızca başarmışların kaydını tutar. Kaybedenlerin hikayesi hiç saklanmaz. Oysa dünya tarihinin çok önemli bir bölümü kaybedenlerin hikayelerinde saklıdır.”

“Bilincin laneti, insanoğlunun uğradığı lanetler içinde en korkuncudur.”

“Kalabalıkların başıboş uğultusu, içinizdeki uğultuyu oyalar… İnsanı içinin sesini dinlemekten alıkoyan gürültüler, kimi zaman bir çeşir terapi yerine geçebilir.”

“Şimdi her çeşit kötülüğün, zeka oyunu;her çeşit aşağılamanın ince alaycılık sanıldığı bir çağa geldik.”

Uğruna neler kaybettiğinin hesabını yaparak hiçbir zaferin tadını çıkaramazsın. Bu yüzden nelerden vazgeçmiş olduğumu düşünmem bile! Kazandıklarıma bakarım.”

Kadın dediğin, başına gelenlerin üzüntüsüyle yetinmez, gelebilecek olan bela çeşitlerini de hayal ederek, derdini çoğaltır.”

Aslında hiçbir anne oğlunun hayatında kendi yerini alacak birini istemez, ama öyle görünür. Birçok anne oğullarına eş olarak ancak kendilerinin “dublörü” olabilecek kızları beğenirler. Hayatlarının geri kalanını da “dublörlerinin” hata ve kusurlarını aramaya adarlar. İnsanın tepesini attıran bu kadınların önüne oğullarını atıp, ” Hadi gel benim yerime sen oyna,” diyesiniz gelir.”

Yalnızsanız, zamanın ve ölümün fazlasıyla farkındasınız…”.

““Bazı hayaller, boşa çıksalar bile, gücünü yaşanmışlıktan alan hatıralar kadar canlı ve şiddetli hatırlanabilirler.”

Mutlaka her durumda vermem gereken bir karşılık bulunması zorunluluğunu hangi yaşlarda, nasıl edindim bilmiyorum. Hiçbir şeyi kesin sessizliklere, belirsizliklere, suskunluk anlarına, boşluğa emanet edememek, gerçek bir iç yükü… Oysa, dünyanın açıklamalarla kolaylaştığını kim söylemiş!”

Her çocuk sahibi kadın, buna karşılık hayatının en az yarısını öder. Geri kalan yarısındansa artık ne çıkarsa!”

“İnsanların acıları onlar çok konuştukları için uzun sürüyor.”

Çok gevezelik eden bir toplumduk belki, ama aslında hiç konuşmuyorduk. Sahiden konuşmuyorduk.”

Hepimiz sevilmek, beğenilmek, alkışlanmak istiyoruz. Önemli olan eleştiriden yararlanmaktır”.

Erkekler yalnızca beraber olduklarında değil, ayrıldıklarında da eksiltiyorlardı kadınları…”.

Bu yazı 28 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar
BİZİ TAKİP EDİN
%d blogcu bunu beğendi: