Sadi Şirazi Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Sadi Şirazi Sözleri, Kısa Sadi Şirazi Sözleri, Etkileyici Sadi Şirazi Sözleri, Sadi Şirazi Özlü Sözleri, En Güzel Sadi Şirazi Sözleri, En Anlamlı Sadi Şirazi Sözleri, Sadi Şirazi Sözleri Facebook, 


Sayfamızda İran’ lı şair ve İslam alimi olan Sadi Şirazi’ ye ait sözleri biraraya getirmeye çalıştım. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz.


Şeyh Sadi-i Şirazi Sözleri

”Kalbi kırılanın sözü sert olur.”

”İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışarıdan olup biteni? Leyla’nın yüzünü görenler bilir: Mecnun’un kalbine batan dikeni!”

”Bir şehri kuşattığın ve yönetimi ele geçirdiğin zaman halka eskisinden daha iyi davran.”

”Benim için iyi şeyler söyleyen kimse, ancak kusurumu bana açıkça gösterendir.”

”Düşmanın derisini yumuşaklıkla yüzebilirsin. Sertlik gösterdin mi, dostun bile sana düşman olur.”

”Kalbi kırıkların hatırını sor, Osnları sevindir. Bir gün senin de Gönlün incinir.”

”Eşeğini düşman, vergisini de sultan alıp gittikten sonra o memleketin tacında, tahtında ikbal kalır mı?”

”Düşman sözü ağırına gidiyorsa dikkat et de onun ayıpladığı şeyleri yapma.”

”Kesme nevanı; içine salsalar da keder. Kırılsa gönül medd ü cezr ile hepsi geçer, hepsi geçer.”

”Günahsız olan, pervasız konuşur.”

sadişirazi2

”Emrindekileri bağışlamasını bilmeyenler, bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.”

”İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.”

”Gönül sır zindanıdır. Ama bir kere söyledin mi, sır artık zincire girmez.”

”Akıl yolu kıvrım üstüne kıvrımlardan başka bir şey değildir ve arifler katında ’tan gayrı bir varlık yoktur.”




”Acı yaşamış, acıyı tatmış nice insanlar cennette eteklerini sürüyerek yürürler.”

”Günahlarından şu anda kork kıyamet günü kimseden korkun olmasın.”

”Güzel bir kadın bir mücevher, İyi bir kadın bir hazinedir.”

”Azametli adam kurum satar; çünkü büyüklüğün yumuşaklıkta olduğunu bilmez.”

”Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki ileride koyun gibi güdülmesinler.”

”Hüner sahipleri, cefa gördükleri halde muhabbet gösterirler. Yolunun yiğitleri, bela okuna hedef olanlardır.”

”Ey akıllı kimse, hekim sana acı ilaç gönderdiği zaman hastalıktan korkma. Dost elinden gelen her şeyi iç. Hasta hekimden daha bilgili değildir.”

”Kıyısı görünmeyen bir suda, yüzücünün gururu işe yaramaz.”

”Ateş, ufacık şeyle de alevlenir fakat koca koca ağaçları tutuşturmak mümkündür.”

”İnsan iyilik ümidi ve kötülük korkusu dolayısıyla aklın gereğini benimser.”

”Kişi bu, alçak dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe döner.”

”Büyük kalarak yaşamanın şartı odur ki her küçüğün kim olduğunu bilesin.”

”Başarı tatlı dille elde edilir. Hırçın tabiatlı kimse daima ısdırap çeker.”

”Kurdun kafasını, halkın koyunlarını paraladıktan sonra değil, önce kesmek gerekir.”

”Zorluya tahammül et ki bir gün ondan daha kuvvetli olasın.”

”İnsan olmak isteyen kişi önce nefsinin köpeğini susturur.”

”Her kim çirkin huyundan vazgeçerse, cennette sonsuz bahtiyarlıklara ulaşacaktır.”

”Çirkin tabiat, adamı cehenneme götürür. Çünkü iyi huy cennetten gelmiştir.”

”Öfke, pusudan askerini saldırttığı zaman, ortada ne insaf kalır, ne takva, ne de din kalır.”

”Bir düşmana üstün geldiğin zaman onu incitme, zaten kendi derdi kendine yeter.”

”Hizmeti yeni girenin ipini uzat fakat kesme, sonra bir daha yüzünü göremezsin.”

”Üstü başı temiz fakat ahlakı kirli olan kişinin cehennem kapısını açmak için anahtara ihtiyacı yoktur.”

”Dost gönüllerini derli toplu tutmak, hazine toplamaktan daha iyidir.”

”Yüzücülükte yiğit de olsan, elini ayağını ancak çıplakken kullanabilirsin. Şu halde şöhret, namus ve riya hırkasını sırtından çıkarmalısın; elbisesiyle suya batan kimse aciz kalır.”

”Kuvvetlilerin yükünü zayıflar çekerken padişaha tatlı uyku haramdır.”

”Hedefe, okun gezi elindeyken nişan ol, ok yaydan fırladıktan sonra değil.”

”Tahammül sana önce zehir gibi görünür. Fakat tabiatına kök salınca bal kesilir.”

”Aşkına sadık olan kimse canına kıyabilendir; yüreksiz adam kendine âşıktır.”

”Yolu takip etmeyen bedbaht süvari, doğru yürüyen yayadan geri kalır.”

”Bir tek kıl ibrişim telinden bile zayıftır. Ama çoğalırsa zincirden bile sağlam olur.”

”Meydana çıktığı zaman yüz kızartacak olan bir sözü gizlice niçin söylemeli? Velhasıl dünyada kimse kimsenin elinden, dilinden kurtulamaz. Dile düşen için biricik çare sabretmektir.”

”Hastaya şeker vermek günah olur, çünkü ona acı ilaç fayda verecektir.”

”Nice kuvvetli, nice üstün akıllar vardır ki, aşkın havası onları mağlup etmiştir. Çünkü sevda aklın kulağını büktükten sonra, akıl bir daha baş kaldıramaz.”

”Muhabbetin seni toprak etmesinden korkma. O mahvettiği takdirde sonsuzlaşırsın.”

”Sel heybetle aktığı için yukarıdan aşağı tepesi üstü düşer. Hâlbuki çiğ damlası küçük ve acizdir; bu sebeple gökyüzü onu muhabbetle alır, ayyuk’a çıkarır.”

”Büyüklük gösterişle, lafla olmaz; yücelik dava ile kuruntu ile elde edilmez. Tevazu yüceliği arttırır, fakat gurur seni toprağa serer.”

”İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın!”

”İnan ki, ateşinle gönüller dağlı olunca kıyamet günü iyilik göremezsin.”

”Girerse hasta öküzün biri otlağa, bulaştırır hastalığı bütün köy öküzlerine.”

”Ne kadar okursan oku; bir bilgine yakışır şekilde davranmadığın sürece, cahilsin demektir…”

sadişirazi3

”Kişi kendinden üstününü aramayı fırsat bilmelidir. Kendin gibisiyle vaktini ziyan edersin. Kendi benzerlerinin izinde ancak kendini beğenmişler yürür.”

”Asık suratlıdan bir şey isteme, onun kötü huyundan elem duyarsın. Gönlünün gamını anlatacaksan bir kimseye anlat ki, yüzünü görünce ferahlayasın.”

”Sel heybetle aktığı için yukarıdan aşağı tepesi üstü düşer. Hâlbuki çiğ damlası küçük ve âcizdir; bu sebeple gökyüzü onu muhabbetle alır, ayyuka çıkarır…”

”Bilgin ne kadar çalışırsa çalışsın, canını ecelden kurtaramaz. Cahil de, ne kadar uygunsuz şeyler yerse yesin, ölmez.”

”Muhtesip dolaşırken gocunanlar, terazilerinde dirhem taşı noksan olanlardır.”

”Halkın sevgi ve güvenini kazanırsan düşmanı gerçekten yenmişsin demektir.”

”Soysuzlara karşı soysuzluk etmek mümkündür. Lâkin insan olanın elinden köpeklik gelmez…”

”Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı. Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık.”

”Taç ve taht geçicidir. Hiç gönüllere girdin mi?”

”Methü senâ ipiyle kuyuya inme, Hatem gibi sağır ol da kendi ayıplarını dinle…”

”Salih adam dilenirse ancak kendi nefsinden dilenir ve ondan hırsı terk etmesini ister. Çünkü her saat “ver” diyen bir nefis, sahibini zillet içinde köy köy dolaştırır…”

”Meyvelerle yüklü dal, başını yere kor. Meyvesiz ağaca kimse taş atmaz.”

”Düşmanı dostundan fazla olan kişinin, düşmanı şen, dostu mahzun olur.”

”Söyle mürüvvetsiz eşek arısına, bal vermez madem, sokmasın bir de.”

”Padişahken zulmedersen, padişahlıktan sonra dilenci olursun.”

”Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan, perişan olanları gönlünden çıkarma.”

”Toprağın altında değişmedikçe sağlam taneden ot bitmez.”

”Kurdun kafasını, halkın koyunlarını paraladıktan sonra değil, önce kesmek gerekir.”

”Düşman bir kusur bulunca, büyüklerin kalplerini dağlar. Ateş, ufacık şeyle de alevlenir. Fakat koca koca ağaçları tutuşturmak mümkündür…”

”Kendisinden fazlasıyla iyilik gördüğün kimseye fenalık etmen insanlık değildir.”

”Gönlünün dertli olmasını istemezsen, dertli gönülleri dertlerinden kurtar.”

”Ekmek yerine güneş olsa sofrasında, güneş yüzü görmezdi kimse kıyamete dek cihanda.”

”Yarasanın gözü gündüz göremiyorsa, güneşin ne günahı var bunda?”

”İnsan ruhunu iki şey karartır: susulacak yerde konuşmak ve konuşulacak yerde susmak.”

”Güneşler, aylar ve ülkeler daha çok zaman parlayacaklar ama sen mezar yastığından başını kaldıramayacaksın.”

”Kimsenin işini ayağa düşürme. Mümkündür, sen de onun ayağına pek çok düşersin.”

”Devri kötü olan bir zalim dünyada kalmayacak, ama onun üzerinde ebedi bir lanet kalacaktır.”

”Toprağın altında iken gönlü diri olan bir ölü, gönlü ölü olarak yaşayan bir bilginden daha canlıdır.”

”Üç şey sürekli kalmaz; ticaretsiz mal, tekrarsız bilgi, cesaretsiz iktidar.”

”İdrak kulağından gaflet pamuğunu çıkarmalısın ki, ölülerin nasihatini duyabilesin.”

”Tek ırmak kenarından sıcak su iç de ekşi suratlının soğuk gül şerbetini içme. Yüzü safra gibi karmakarışık olan bir adamın ekmeğini tatmak haramdır…”

”Efendi davul sesi ile uyanıyor, bekçinin gecesi nasıl geçti, nereden bilecek.”

”Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz, eleştirin; basit bir adamı dost edinmek isterseniz methedin.”

”Eğer, şu arif geçinen adam gerçekten dostunu tanısaydı, düşmanla çekişmeye vakti kalmazdı.”

”Murada ermedim diye düşüne düşüne kalbini yakma, kardeşim. Çünkü her gecenin gündüzü vardır.”

”Yağmurun temiz tabiatında yokken aykırılık, bahçede lale biter, kıraç toprakta diken.”

”İnsan, ya insan gibi akıllıca söylemeli yahut hayvanlar gibi susmalıdır!”

”Her ormanı boş sanma belki de kuytuluklarında bir kaplan uyuyordur.”

”Elalemi ayıplarıyla anan bir kimsenin senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme.”

”Yolda laf atmak değil, adım atmak lazım. Yürümedikten sonra lafın manası kalmaz.”

”El alemi ayıplarıyla anan bir kimsenin, senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme!”

”Değersiz kimselerle savaşmaktan çekin.”

”Marifet kapısı, kendilerine karşı bütün kapıların kapandığı kimseler için açıktır.”

”Kabirlerinde rahat yatıp uyuyanlar, yeryüzünde halkı rahat tutanlardır.”

”On derviş bir kilimde uyurken iki padişah bir dünyaya sığmaz.”

”Eğer mertsen, mertliğinden bahsetme. Sen kendini iyilerden saydıkça kötü olursun.”

”Bir kadın zalim olan erkekten çok yüksektir. Köpek de halkı inciten insandan üstündür.”

”Tahammül sana önce zehir gibi görünür. Fakat tabiatına kök salınca bal kesilir…”

”Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde her yaptığın iyidir.”

”Şarap sarhoşu gece yarısı, sakinin sarhoşu ise mahşer sabahı uyanır.”

”Ey başkalarının acısıyla kaygılanmayan, sana insan demek yakışık almaz…”

”Parayı, nimeti şimdiden ver, çünkü senindir ve senden sonra bunlar senin emrinden çıkacaktır.”

”İnsanın her nefeste iki defa şükretmesi lazım. Biri nefes aldığı için, diğeri verdiği için. Çünkü verip almamak, alıp vermemek var.”

”Ey düşüncesiz, tedbirsiz ve akılsız olan nefis, sen tek yoksulluğun yükünü çek, ama kendini gamla öldürme.

”Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Büyük planda hiçbir şey ziyan edilmez. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin. Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.”

”Ey fakir! Sen halk yolunda oyun çocuğu sayılırsın. Büyüklerin eteğini bırakma. Mayası bozuk kişilerle düşüp kalkarsan, izzet ve vakalarını kaybedersin. O halde büyüklerin eteğine yapış. Talebeler çocuktan daha acizdir. Hocalar ise muhkem duvar gibidir. Yeni yürüyen çocuk duvara tutunarak yürür. Sen de yeni yürüyen çocuk gibi alimlerin muhkem duvarına tutunarak yürü.”

”Bende bir zamanlar çocuktum. Fakat Allah ötekilerden daha çok güç vermişti pazılarıma. Güçlüydüm ve gücümle benden küçükleri hırpaladım. Onları döver, gönüllerini incitirdim. Bir gün kendimden güçlü birinden dayak yedim. O gün bugündür çocukları çiçekler gibi sadece sevip koklamak ve korumak gerektiğini düşünüyorum.”

”Ey insanoğlu! Adının unutulmamasını istersen, çocuğuna ilim, hüner, marifet öğret ve onu akıllı fikirli yetiştir. Böyle yaparsan, arkanda seni rahmetle anan bir kişi bırakmış olursun.”

”Hiddetle hemen kılıca sarılan kimse sonra esefle elinin ardını dişler.”

”Öğüdü, tesir etmeyeceğini bildiğin bir kimseye verme, ey şaşkın. Elinden dizgini kaçırmış olan zavallıya, “oğlum yavaş sür” denmez…”

”Bir kere serden geçen insan, başına taş ve ok yağmuru yağsa da, dileğinden el çekmez.”

”Varlığı perişan olan kimse ne tiz’i fark eder, ne pes’i. O, bir kuşcağızın ötmesiyle de feryada gelir…”

”Komutanına karşı çıkan bir askere görev verilmez.”

”Doğru söyleyip zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir.”

”Konuşmadan bir köşede oturan sağırlarla dilsizler, dilini tutamayan kimseden daha üstündür.”

”Halkın bahçesinden padişah bir elma yerse, adamları ağacı kökünden sökerler.”

”Ey akıl sahibi! Gül dikenle beraber bulunur. Senin dikenle ne işin var, gülü demet yap… Eğer tabiatında yalnız kusurları görmek varsa tavus kuşunda çirkin ayaktan başka bir şey göremezsin.”

”Bir gece sevdiğim içeri girdi. Yerimden öyle bir fırlamışım ki elbisemin eteği mumu söndürdü. Güzelliği ile karanlığı dağıtan sevgilim sordu: ben gelince neden ışığı söndürdün? Dedim ki: güneş doğdu zannettim…”

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir