incesoz.com
Kategoriler

Tomris Uyar Sözleri

Paylaş
 

SAYFA İÇERİĞİ: Tomris Uyar, Tomris Uyar Sözleri, Tomris Uyar Alıntıları, Tomris Uyar Sözleri ve Alıntıları, Tomris Uyar Kısa Sözleri, Tomris Uyar Sözleri Facebook, Tomris Uyar Kitap Sözleri


Sayfamızda Türk öykü yazarı ve çevirmen olan Tomris Uyar sözlerine ve alıntılarına yer vermekteyiz. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz. Sayfamıza katkıda bulunmak isterseniz Tomris Uyar sözlerinden beğendiklerinizi yorum bölümünden bize ulaştırarak yayımlanmasını sağlayabilirsiniz.


”Yalnızlığıma katılabilirsin; yalnız soru sormayacaksın.”

”Okur musun, gözlerimden akan kelimeleri.”

”Konuşmak da tehlikelidir. İçte biriken sözcükleri boşaltmak. Hele konuşmayı bir kere unutmuşsan.”

”Asıl üzüntü veren yaşlanmak değil, uslanmak.”

”Düşlerini kimseye emanet etmeyeceksin, kaptırmayacaksın!”

tomrisuyar2

”Uykunuz kaçtı mı kültürünüz artıyor.”

”Değil mi ki kimse, yaşamın ”inceliklerden örülmüş bir ağ” olduğuna inanmıyordu!”

”Diyeceğim, bizim halkımız, sokağa on yılda bir dökülür. İnançları ve parası değer düşümüne uğratıldığında.”

”Günlerin tam içinde yaşayamayınca, olanlara akıl erdiremeyince, bunlarla oyalanıyoruz işte, kahve pişirmek, çay demlemek…”

”Yaşamak, gitmek demek onun için. Yeryüzü, iki deniz arasında bir nokta demek, iki kent arasında bir istasyon.”

”Ölmeyecek kadar yaralıyım.”




”İstemeye hakkım var mı bilmem ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak isterdim. Anlat bana.”

”Gece, bedeninden soyulmuş, boşalmış bir iç gömleğiydi. Herkesindi.”

”Bir şey söyle. Sözü aşsın öze değsin… Bir şey söyle, yanındayım mesela.”

”Yani yoksulluk anlatılmaz be ablam. Yoksulluk yaşanır anca.”

”O deniz, o iki ihtiyar, kendisi, o ikindiyi hep birlikte bir daha yaşayamayacaklar.O an’ı. Gölge kalıcı.”

”Bazen sessiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur…”

”Sen uyuyordun, bilemezsin. Kaç sigara içiyorum üst üste, kaç eski gazete okuyorum ilânlarına kadar. Her sabah kaç bin güçlükle alışıyorum önümdeki güne, getireceklerine.”

”Yine de bilmek başkaydı, iliklerinde duymak başka.”

”Ne yapayım, yoksulluktan çok korkarım. Belki hep sınırında yaşadığımızdan.”

”Diyorum ki kişinin doğum tarihi pek önemli değil aslında, dünyaya gözlerini açmak daha önemli.”

”Beni kendime ördüğüm kozanın dışına çıkarmaya çalışıyordun, farkındaydım. Belki bazı kişilikler, kozadan çıkmak istemiyorlardır; o, ölüm kozası bile olsa.”

”İnsanı önce kendi soyu yer bitirir, kendi cinsi yağmalar.”

”Kent, daha kendi mevsiminin rengini bulamadı…Yazdan kalan giysiler dolaplara kaldırılırken, yazdan kalma duygular belleğin karanlık bölmelerine yerleştiriliyor.”

”Her mektup kuraldışıdır, çünkü eksiktir,söylenmemiş kalır, deneycidir.”

tomrisuyar3

”Bu çocukluğun var ya, hiç yitirme onu, bazıları yitirmezler. Sen öyle bir çocuğa benziyorsun.”

”Yüreğimde kesik bir güvercin kanat çırpıyor.”

”Kırıklar, zamanında onarılmadı mı büsbütün kırılıyor, durmadan kırılıyor.”

”Yazarken dünyayı bir anlığına değiştirebilirken, geçmişinizi bir santim yerinden oynatamıyorsunuz.”

”Üsteleme. Yolumuz ayrı çünkü. Anlayamazsın.”

”Birileri gidiyor, dönmüyordu; Birileri ölüyor, bulunmuyordu.”

”Seninle konuşmak, gergin bir ipte yürümeye benziyor artık. O kadar sertleşmişsin ki, bir rimelin akmasında bile suçlayıcı ipuçları arıyorsun…”

”Bir şeylerin dışındayım, biliyorum. Daha doğrusu bir şeyler bensiz sürüp gidiyor.”

”İnsan hangi yaşında severse sevsin liseli oluveriyor.”

”Yazdan kalma giysiler dolaplara kaldırılırken,yazdan kalma duygular belleğin karanlık bölmelerine yerleştiriliyor.”

”Bir ömre bir tek yaşamın az geldiğini bilirsiniz, bir yazarsanız.”

”Yanımdaki iskemleye oturdu, gözünü uzaklara dikti. çekmeye can atılan bir ceza kadar güzeldi.”

”Biri geliyor, hayatımıza bir makas atıyor; o yaşadığımız bölüm, bütünün dışına düşüyor.”

”Bir şeylerden kurtuluyorum galiba. Kabuklardan. Alışkanlıklarımdan. Bu tümceyi alışkanlıkla söyledim, hiç düşünmeden. Temiz, söylenmemiş ne kaldı ki geriye? Yeni?”

”Sevilmemeyi rahatça kaldırabiliyorsun da sevilmek zor geliyor sana, sen de bunu anlamıyorsun!”

”Sıradan bir yaz gecesini karartacak güç de var onda, ışıldatacak güç de.”

”Bana neyin daha iyi geldiğini bu kadar güvenle kestirebiliyorsan gözlerin niye yaşardı? Kovma zarafetinin bir parçası mı bu?”

”Yaz akşamlarının sessizliğine, eğrelti otlarının yabanıl kokusuna bırakmışlardı kendilerini.”

”İnsan önce renklerden başlamalı değişmeye.”

”Sonbahar, bir kalakalma. Sokaklarda kışa doğru bir koşturma.”

”Kar, bir mola vermiş hayata.”

”Kumarbazlığın en önemli özelliği, kazanma heyecanı, ucuza kapatma hırsına hiç benzemiyordu.”

”Eskiden günler uzundu; kararında, tutumluydu.”

”Ben güzel şeyler duymak istiyorum demedim ki, sesini duymak istiyorum o kadar…”

”Yine de bilmek başkaydı, iliklerinde duymak başka.”

”Böyle yağışlı gecelerde, dışarıda sürüp giden mırıltı, içinin kargaşasını yatıştırır, onu yalnızlığından sıyırıp düşlere ya da gerçeklerin kaynaklarına sürüklerdi.”

”Kadınların konuşmalarında bu özellik çok ilgimi çeker. O anlaşılmaz geçişler, bağlantısız sanılan, yaşamın özüne birdenbire inen saptanmalar. Bence kadınları en ağır koşullarda bile dayanıklı kılan bu konuşma biçimidir, yere sağlam basan bu dildir.”

”Sevginin yalnızca bir duygu olmadığını, bilgi de gerektirdiğini kendimden biliyorum. Sevgi savurganlığım yüzünden habire su vererek çürüttüğüm kaktüsler hâlâ aklımda. Bir dostum ‘iyi ki akvaryumda balık beslemiyorsun’ demişti, ‘her halde havasız kalmalarına üzülür sudan çıkarırdın onları.”

”Birbirimizden ne beklediğimizi bilirdik, buydu önemli olan, yeterdi. Dürtüklenmeyen, kendine dayalı bir şey. Saatlerce konuşmazdık da oda dolu kalırdı.”

”Orada, iskelede yüzümü güneşe kaldırıp öylece oturdum. İyi geldi. Savsakladıklarım, ertelediklerim, eksik bıraktıklarım yüzeye vurdu; hepsini bir an önce tamamlamaya karar verdim. Kalktım, seni aradım.”

”Yahu, iç sigaranı. Benim kadar çok içmek de iyi değil tabii. Ama başka keyif maddesi kalmadı hayatımda. İçki de içemiyorum artık. Belki bir yere kadar az içebilirim, ama öyle yapacağıma, hiç içmem daha iyi. Her şeyim öyledir. İçkiyi içtim mi çok içerdim. Sevgim de öyledir.”

”Asıl terk edilenin, terk eden olduğunu anlamıyor ki kimsecikler. Terk eder görünen, neşteri ortak yaraya batırabilendir; çünkü bu güç iş ona bırakılmıştır. Yitirdiklerini, yitireceklerini, çekeceği acıları bilse de gerekeni yapmak zorundadır, daha azla uzlaşmacı değildi.”

Bu yazı 180 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar
BİZİ TAKİP EDİN
BİZİ TAKİP EDİN
%d blogcu bunu beğendi: