incesoz.com
Kategoriler

Tuna Kiremitçi Sözleri

Paylaş
 

SAYFA İÇERİĞİ: Tuna Kiremitçi, Tuna Kiremitçi Sözleri, Tuna Kiremitçi Sözleri ve Alıntıları, Tuna Kiremitçi Alıntıları, En Güzel Tuna Kiremitçi Sözleri, Tuna Kiremitçi Kısa Sözleri, Kısa Tuna Kiremitçi Sözleri, Tuna Kiremitçi Aşk Sözleri, Tuna Kiremitçi Sözleri 2016, Tuna Kiremitçi Sözleri Facebook 


Tunakiremitçi1aTuna Kiremitçi Sözleri

Tuna Kiremitçi 1973 Eskişehir doğumlu Türk yazar, müzisyen ve sinemacıdır. Sayfamızda Tuna Kiremitçi sözleri ve alıntıları yer almaktadır. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz.


”Hayatım senindir. Nefesim ve tenim senindir. Seni sevmekten dolayı yaşayacağım her şeyden ancak gurur duyarım…”

”Unutuş tam ne zaman gerçekleşti, bilmiyorum. Uykuya daldığımız anı hatırlayamayız ki…”

”Aşk, insanın kendisini aptal gibi hissetmekten hoşlanabilmesidir.”

”Elbette bir acı yaşadım. Kanatlarım kırıldı. Elbette en kötüsünü gördüm. Şurada yaralarını usul usul, yaygara etmeden sarmaya çalışan bir kadınım.”

”Yine de yaşamak zehirli bir şeydi. Her an yeni bir umuda dönüşerek kanımıza karışabiliyordu.”

”Sonra, gitti. İki saat sonra buluşacakmışız gibi ayrıldık birbirimizden. Bir daha hiç görüşemeyeceğimizin o an farkına vardım.”

”Her şeye rağmen belki, hala, biraz genç sayılırdık.”

”Kimseye sitemim, kimseden şikayetim yok. Belki şans yüzüme güler de aklıma yeni bir cümle gelir diye, kalbimin derinliklerini kalemimle yokluyorum.”

”Biraz da sana bağlı, üzülüp üzülmemem.”

”Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Damarlarımdan kaç acı dakikası, ruhumdan kaç işkence… İnsanın ne kadar acı çekerse çeksin ölememesi, ancak cehennemde mümkündür…”

”Ev soğuktu. Yalnız kalmak istemiyordum.”




”Bazı mektupların yazılmasını geciktiren bir kısır döngü var. Önce gücü yetmediği, ne söyleyeceğini bilemediği için yazamıyor insan. Sonra bu tereddütler yüzünden mektubun yazılması gereken zaman geçiyor. Tren kaçıyor yani. Bu sefer gecikmiş olmanın suçluluk duygusu engelliyor seni. Mektup asla yazılamıyor.”

”Sessizlik de icabında müziktir.”

”İnsan ancak bütün geçmişinden soyunduğunda aslında kim olduğunu anlayabiliyor.”

”Galiba insan kendi bencilliğiyle en çok bir mezarı ziyaret ettiğinde yüz yüze geliyor.”

”Biliyorum, ”keşke burada olsaydın” söylenebilecek en aptal cümle. Ama keşke burada olsaydın. Keşke karşı karşıya oturup hayattan konuşsak ya da hayata dair sussaydık. Sustuğumuz zaman bile birbirimizi anlayabilecek kadar tanışıyor olsaydık.”

”İnsanoğlu yalnızdır. Yalnız doğar, yalnız büyür, yalnız ölür.”

”Yazının büyüsüne kapılıp yalnızlığa sürüklenenler gibi, aşkın büyüsüne kapılıp iki kişilik bir ıssızlık inşa edenler de var.”

”Bu romandaki her şey hayal ürünüdür. Dünyanın tamamen delirmiş olması hariç.”

”Başkalarının hayatını o kadar merak ediyorsanız roman okuyunuz.”

”Hiçbir duygusunu tek başına yaşayamayan bir kızdı Ayşe; içinde olup bitenleri etrafına yaymadan, tüm dünyayı kendisine dahil etmeden nefes bile alamazdı.”

”Çizgiyi aşıp varlığımızı acıtan deneyimlerden geçtikten sonra mutluluğun ve mutsuzluğun ötesinde bir yere ulaşırız.”

”İnsan yalnızken kendini üstüne her yerden iğne yağan bir mıknatıs gibi hissediyor.”

”Müzik yapmanın insanlar üzerindeki iyileştirici gücüne defalarca şahit olmuştum, insanın elindeki aletle bir bütün haline geldiği bazı anlar vardı. O zaman tek başımıza bir varlık olmaktan çıkıyorduk. Etrafımızdaki dünyanın iyi kötü bir parçası haline geliveriyorduk. Gitarı doğal bir uzantımız gibi hissedersek eğer, gitarın yapıldığı ağacı, ağacı besleyen toprağı, toprağı var eden suyu da hissedebilirdik. Ben böyle düşünüyordum.”

”Aslında yazı da aşk da aynı şeyini tehdit ediyor insanın: özgürlüğünü.”

”Kızcağız uyuyordu, çünkü içi rahattı. Her şeyi çözdüğünü zannediyordu. Sanıyordu ki, bu hikâyeden geriye kalan sadece usul usul kanayan bir yaradır. Onu da zaman halleder, insan uyuyabilir artık.”

”Gördüğümüz her şeyi anlayıp yorumlamak iflahımızı kesiyor hayat botunca. O çok övündüğümüz zekamız bizi yalnız ve huzursuz varlıklar haline getirmekten başka işe yaramıyor.”

”İnsan aklı, sağlığını koruyabilmek için olmadık taklalar atabiliyor.”

”Yine de yaşamak zehirli bir şeydi. Her an yeni bir umuda dönüşerek kanımıza karışabiliyordu.”

”Gerçekler işine gelmiyorsa hayatında bir yamukluk var demektir.”

”Bense hayatta bir şeyleri becermeyi galiba sadece annem için istedim. Sırf onun yüzünde keder dışında bir ifadenin nasıl duracağını merak ettiğim için.”

”Ben keyifsizken başkalarının kelebekler gibi sektiğini görmekte içimi acıtan bir şey var.”

”Aslında ciddi şeylerdir karikatürler; her biri yaşantımıza akıl ve neşe katar.”

”Ne zaman kendimi böyle rahat hissetsem, karşı yönden gelen bir de huzursuzluk duyarım. Rahatladığım anlarda savunmasız hissediyorum herhalde kendimi.”

”Onun yanındayken sözcükleriniz görünmez bir duvardan sekip size geri dönerdi.”

”Bir hızla, yavaslayan bir hızla toparlarsın ne varsa içinde esen fırtınanın savurduklarından. Bir an sorunudur senin için artık; kalkıp gitmek, her seye hazır olmak…”

”Bence hepimiz kalbimizin derinliklerinde aynı şeye ihtiyaç duyuyoruz. Bir şey kalbimizi yakalasın, yalnızlığımızı gidersin istiyoruz.”

”Yüksek sesle söylenince hiçbir şey korkutucu görünmüyordu insana. Sanki sesimle beraber sıkıntım da benden çıkıp uzayın derinliklerinde kayboluyordu. Bazen de bu konuşmalarımı kaydediyordum. Kendi sesi insana nasıl yabancı gelirse, dertlerim de o kayıtları dinlerken bana öyle uzak ve zararsız görünüyordu.”

”Yolculuk güzel bir yalnızlıktır. Sadece sana ait olan, kimsenin elinden alamayacağı bir zaman parçası.”

”Eski Türk filmlerinde adamların konuşurken neden kadınlara sırtlarını döndüklerini işte o an anladım. Gözlerim dolu dolu olmuştu ve geriye dönecek olsam bir rezalet çıkaracağımı adım gibi biliyordum.”

”Fırtınaları severim ” dedi: “Şu hayattaki her şeyin geçici olduğunu hatırlatırlar.”

”İnsan tören sürerken ölümün ciddiyetini kavrayamıyor nedense. Ölüm hiç olmadığı kadar zararsız görünüyor.”

”Her şey bir tereddüt” dedi. “Bu kainat bilinmeyen bir Tanrı’nın tereddütü.Sona ermek için onun kararını bekler gibiyiz.”

”İlk başta hep böyle olur. Sırtından tonlarca yük kalktığını hisseder insan.”

”İnsanın hiç tanımadığı biriyle konuşması bir yerde kolay. Uygarlık dediğimiz şey de bunun için binlerce yol geliştirmiş. Ama bir zamanlar tanımış olduğunuz, ruhunuzu ara yollarına kadar bilen, üstelik bugün hala aynı kişi olduğundan emin olamadığınız bir yabancıya, ilk yirmi dakikadan sonra neler söylemek gerektiğini anlatan bir görgü kuralı yok henüz.”

”Bir kişiyi yargılamadan önce dualarına bakın.”

”İnsanın aşırı büyük bir güç karşısında aciz hissettiği andı bu. Alacak nefes, kuracak cümle kalmıyordu.”

”Kimse yarınını bilemiyor artık. Bir fırsat varsa insan onu kullanmalı.”

”Bir yanım onu giyotine yollamak isterken diğer yanım hâlâ korumaya çalışıyor olabilir.”

”Elbette bir acı yaşadım. Kanatlarım kırıldı. Elbette en kötüsünü gördüm. Şurada yaralarını usul usul, yaygara etmeden sarmaya çalışan bir kadınım.”

”Şimdi ben, genç kızlığının dünyasında misafir bir kadınım. Başımdan bir hayat geçti…”

”Hayatımızdan geri getirilmesi imkânsız bir dakika geçti.”

”Bu işler böyleydi işte… İnsan bir kasım gecesi kaldırımın üstünde kalıveriyordu.”

”İntihar etmenin en iyi tarafı buydu; başarısız olduktan sonraki her şey insana tatlı geliyordu.”

”En sağlam direniş: Kalbi temiz tutmak.”

”Gerçi güzel kadınların ayna karşısındaki hazırlıklarını sonsuza kadar seyredebilirim. Onların ruj sürüşleri, gözlerine kalem çekişleri, allığı ve pudrayı kullanışları şu dünyadaki en güzel görsel şölendir.”

”Ne çalacağınıza karar veremediğiniz durumlarda Beatles en iyi seçenektir.”

”Oysa şimdi anlıyorum ki insan elleriyle biçim vermeli kendi yalnızlığına, bir heykele biçim verir gibi…”

”Ondan öncesi vardı, bir de ondan sonrası.

”Gizemli olmak için çabalamıyordu ve onu asıl gizemli kılan buydu. Her şey olması gerektiği gibiymiş, düzeltilmesi gereken hiçbir şey yokmuş, tek yapmanız gereken ayak uydurmakmış gibi bir duygu veriyordu.”

”Banyodaki aynada yüzüme bakıyorum. Yüzümde ne yılların çizdiği bir ifade, ne bir iz, ne de görmeyi beklediğim yıkıntılar var. Başına işler gelmiş bir kadının yüzü değil bu. Oysa acıyla tanışan insanların yüzünde özel anlamlar oluyor. İnsan bunu arkalarında yanan bir kenti bırakmış kadınların televizyondaki görüntülerinde okuyabiliyor. Tek oğlu gözlerinin önünde işkenceyle öldürülmüş bir köylü, oğlu yaşındaki habercinin gözlerine herkes gibi bakamıyor. Kim bilir, içimizdeki suçluluk yüküyle belki de biz beğeniyoruz onlara bu anlamları: sizin için bir şey yapamadık, hiç olmazsa bakışlarınız önünde eğilelim.”

”Şu an çektiğin acı seni öldürmeyecek. Eğer izin verirsen, biraz daha güçlendirecek ama.”

Bu yazı 162 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar
BİZİ TAKİP EDİN
BİZİ TAKİP EDİN
%d blogcu bunu beğendi: