Yekta Kopan Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Yekta Kopan, Yekta Kopan Sözleri, Yekta Kopan Alıntıları, Yekta Kopan Sözleri ve Alıntıları, En Güzel Yekta Kopan Sözleri, Yekta Kopan Kitap Sözleri, Yekta Kopan Kitap Alıntıları, Etkileyici Yekta Kopan Sözleri, Yekta Kopan Sözleri 2016, Yekta Kopan Sözleri Facebook, Yekta Kopan Sözleri Twitter


Sayfamızda Türk yazar, seslendirme sanatçısı ve televizyon sunucusu olan Yekta Kopan’a yer verdik. Sayfamızda Yekta Kopan’a ait sözler ve kitap alıntıları yer almaktadır. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesaplarınızdan yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz. Sizde beğendiğiniz Yekta Kopan sözlerini yorum bölümünden bize ulaştırarak yayımlanmasını sağlayabilirsiniz.


YEKTA KOPAN SÖZLERİ ve KİTAP ALINTILARI

”Sustum, anadilim sensizlik oldu.”

”Dinsizden çok densizden sakınırım.”

”Çocukluğun ezberindendir cesaret.”

”Sevmenin en zor yanı sevilmek…”

”Güneş giderken sevgisizliği de götürmüş.”

”Çocukluk, utanılacak sayısız anının birikimidir.”

”Zaman, ölülere saygısından siler mezar taşı yazılarını…”

”Yazmayan kalem öldürür. Kan da kurur mürekkep de…”

”Bu bir kâbus değil, bir kâbus bile bu kadar karanlık olamaz.”

”Hayat dediğin bir cümleye yenik düşmek. Bir kelimeye. Bir heceye.”

”Böyledir zaten, çocukluk, utanılacak sayısız anın birikimidir.”

”Ben bir teneke oyuncağım, sahibini savaşta kaybetmiş.”

”Kaç kere başlanabilirdi ki, tek sonu olduğu bilinen bir hayata?”

”Meğer her ayrılık, sevdiğin bir şairin intiharı gibiymiş.”

”Ama öyledir ya bazen, bir “keşke”ye dayanır hayat.”

”Hayat peşimizden gelirken kaçmaktan başka çaremiz yok.”

”Hafızadan silinen her anı, biraz daha özgürleştiriyor insanı.”

”İnsan en kolay kendinden utanıyor. O yüzden sevmem aynaları.”

SPONSORLU BAĞLANTILAR




”O tadına doyum olmaz bir şiirdi, ben taslak halinde bir roman.”

”Bir hatayı başka bir hatayla örterek geçecekti ömrüm…”

”Şimdi dalgalar başka kıyılara vuruyordur lacivert bedenlerini.”

”Öyle şeyler anlatırdım ki sana , tek kelimesi aklını başından alır.”

”Bazı babalar oğullarına sadece dertlerini miras bırakıyor…”

”Rüyalardan başka dostum yok, beni benden kurtaracak.”

”Yazdıkça, aşktan uzaklaşıyor, daha çok kendime dönüyorum.”

”Okumaktan ve sevmekten daha anlamlı hiçbir şey yoktu hayatta.”

”Ne yazık ki ben hayatımı değil istediğim gibi, yaşadığım gibi bile yazamam…”

”İnsan kendi hayatını bile ancak iyi bir hikayede okuyunca anlayabilir…”

”Değil mi ki rüyalar gün boyu sakatlanan zihinlerimizin koltuk değnekleri…”

”Biri otursun karşıma, izah beklemeden bütün hayatımı dinlesin istedim.”

”Şu anda, tam da şu anda, ruhumu silkeleyen öpüşünü hatırlamaya çalışıyorum.”

”Zaman bana korkularımı verirken karşılığında uykularımı çalıyordu.”

”Kötü olmak, iyiymiş gibi davranan bir sahtekar olmaktan daha kötü değildir.”

”Biri otursun karşıma, izah beklemeden bütün hayatımı dinlesin istedim.”

”Kitabın bana bir başka faydası, zamanın nasıl geçtiğini anlamama engel olmasıydı.”

”Ben masanın kısa bacağıyım, katlanmış gazete kağıtlarıyla dengede durabilen.”

”Bu yorgun saatlerde değil, gün ışığının tazeliğinde sev beni. Bu gece değil, yarın sabah öp beni.”

”Ömrüm boyunca, ikinci el satan bir dükkanın vitrinini bakar gibi baktım hayatıma.”

”Doğru zamanda, doğru sözleri kullanmayı bilirseniz, açamayacağınız engel yoktur.”

”Diller, dinler, birbirine karışıyor, kaynıyor, hepsi buharlaşıyor, geriye sadece insan kalıyor.”

”Üniversitenin son yılına geldiğimizde, abartmış olmayayım ama, en az üç bin kitap okumuştum.”

”Gergedan öpüşmesi kadar çaresiz hayatının derdi oturuyor içine…”

”Çocuklar ve yaşlılar, kapağı her an için açık duran birer öykü hazinesi sandığı gibidir.”

”Zaman silip gidiyor bu yazıları. Sanırsın burada kimin yattığı bilinmesin istiyor. Saygısından siliyor anlayacağın.”

”Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.”

”Korkularımızla öldürüyoruz zamanı. Oysa saniye kolu, tüm cesaretiyle koşmaya devam ediyor.”

”Adamı öldüremediler ama içindeki şiiri katlettiler. Ondan sonrasına yaşamak mı denir?”

”Babalık sonradan giyilen bir gömlek,çoğu erkeğin düğmelerini doğru ilikleyemediği.”

”Yıllarca hep düşündüklerimi değil de söylemem gerekenleri söyledim. Hepimiz böyle yapmıyor muyuz?”

”Ölüme duran bir çocuğun anasına ettiği zulmü, hangi kağıda yazabilirsiniz…”

”Hayat, lunaparktaki aynalar gibi. Güldürücü ve kişiyi kendi gerçeğiyle yüzleştirmemeye kararlı.”

”Arkadaşını incittiğin günün gecesinde sıkıntıdan uyku tutmuyorsa dostluğun anlamını çözdün demektir.”

”Sen ancak istediğim anda okuyup, istediğim gibi yorumlayabileceğim bir kitap olarak algıladığımda güzelsin…”

”Bu sözler zaten var. Sözleri benim için farklı kılan, anlamlı kılan, senin el yazınla yazılmış olmaları.”

”Korkularımızla öldürüyoruz zamanı. Oysa saniye kolu, tüm cesaretiyle koşmaya devam ediyor.”

”Ama ne kadar gülmeye çalışsak başaramıyoruz. Ne yaparsak yapalım bu gece,hayatın terazisinde hüzün ağır basıyor.”

”Zaman silip gidiyor bu yazıları. Sanırsın burada kimin yattığı bilinmesin istiyor. Saygısından siliyor anlayacağın.”

”Unuturum ben. Her şeyi unuturum. Duyduklarımı, okuduklarımı, kokladıklarımı, yaşadıklarımı, yaşattıklarımı…”

”Bulutlar geçerken konuşur, ne dediklerini hemen duyman, hızlıca okuman lazım. Hayat da öyledir, geçer gider, iyi dinlemezsen, ne dediğini duyamazsın.”

”Belki sen de çıkar gelirsin bir gün, bir şiir kitabının sayfaları arasından. Başın hafifçe öne eğik, yüzünde gergin bir gülümseme…”

”Sevgi dolu bir ortamda sevgisiz yaşanabileceğini gösterdin bana, demek ki ben de sevgisiz bir ortamda sevgiyle yaşayabilirdim.”

”Meğer her ayrılık sevdiğin bir şairin intiharı gibiymiş. Beden kendini sonsuza gömüyor, sadece dizeler ve duygular kalıyor geriye.”

”Yüzünü unuttuğun birinin sesini duyuyorsun. Sesini unuttuğun birinin yüzünü hatırlıyorsun. Hayat seni bir köşede sıkıştırıyor.”

”Hayal dünyasının vaat ettikleriyle gerçek yaşamın sundukları arasındaki gerilime, belirsizliğe dayanamayan insanlar yok mudur, vardır!”

”Seksen küsür yıllık bir hayatın yükünü, her gündoğumunda bir kez daha omuzlarımda hissetmekten kötü müdür ölüm? Sanmam…”

”Her vurgunda, bir sonraki kitaba açıyorum ciğerlerimi. Parçalansa bedenim korkmam, kaç kere yeniden çizdim kendimi defterlerime.”

”Bir kere aşık olunur. Aynaya her baktığında onun yüzünü görüyorsan iş bitmiş demektir. Gittiği günden sonra baktığın her yolun son durağında onu görüyorsan da, sen bitmişsin demektir.”

”Başka çocukların anneleri üst baş kirleten oyunlara kızardı ama babaannem hiç ses çıkarmazdı. “İyidir toprağı avuçlamak,” derdi, toprağı seven, insanı da sever.”

yekta-kopan2

”Hayal dünyasının vaat ettikleriyle gerçek yaşamın sundukları arasındaki gerilime, belirsizliğe dayanamayan insan yok mudur, vardır!”

”Ben geçip gitmek isterdim hayattan, o iz bırakmak için uğraşırdı. O tadına doyum olmaz bir şiirdi, ben taslak halinde bir roman.”

”Bütün duygulardan oluşan bir gökkuşağı vardı içimde… Altından geçip dilek tutmak istediğim ama asla ulaşamayacağımı bildiğim bir gökkuşağı…”

”İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbirleriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.”

”Hâlâ yaşadığını kanıtlayabilmek için bir şey yapmalısın. İki seçeneğin var: Ya titreye titreye ağlayacak ya da çılgınca kahkaha atacaksın.”

”Böyledir hesaplaşmalar, irin akar, kötü koku yayılır ortalığa. Yaranın kabuğu düşünce hafif bir rüzgar bile sızlatmaya yeter.”

”Buzdan bir kütle, mumyadan bir heykel gibi izledim kaderimi. Babam yanımda olsa bir tokat atar kendime getirirdi beni. Bir de baktım yoksun.”

”Anladım ki, söylenmesi gerekeni hep o söyledi. Ben sadece düşündüm. Zihnimde tartıştım insanlarla. Ne yaşadıysam kabuğumun altında yaşadım…”

”Herkesin sırları vardır. Benim de var. Doğrularım da oldu, yanlışlarım da, sırlarım da. Ama aklını başından alacak bir hikâyem yok kızım. Doğdum, yaşadım, ölüyorum.”

”Pencerenin içindeki fesleğene uzaktan baktın. Sen hep uzaktan baktın. Korktun. Çay bardağında dönen kaşığın sesi büyüdü içinde. Ne yapsan da ezberleyemedin o şarkıyı.”

”Mavi ve kavuniçi ağırlıklı noktalar. Binlerce, milyonlarca nokta. Noktalardan oluşan bir kadın. Hayatının noktalarını bir araya getirip, kendine bir vücut yaratmayı başarmış.”

”Yıllarca hep düşündüklerimi değil de, söylemem gerekenleri söyledim. Hepimiz böyle yapmıyor muyuz? Aman şöyle dersem ayıp olur, böyle dersem yanlış anlaşılırım falan filan…”

”Yırtılan sayfalar, beğenilmeyen cümleler, votkalanan biralarla geçen dakikalar geceyi getirdi eve, sessizlik omuzlarıma çöktü. Yorgunum baba, diye mırıldandım aynaya bakarken. Yorgundum.”

”Hiçbir zaman o kadar özgür davranamayacağımı düşündüm. İnsanım ben çünkü. Her gün giyinmek, her gece soyunmak zorunda olan bir insan…”

”Kütüphaneye yaklaşmak sana yaklaşmak gibiydi. Kitaplarla dolu bir geçmişte, kütüphaneyle çevrili bir odada sensizlikten kaçmaya çalışmak dünyanın en zor şeyiymiş.”

”Hangi kömür, günün birinde elmas olacağını önceden bilir? Köpeklerin bu kadar çok olduğu bir yerde, bir sopa ne kadar uzağa fırlatılırsa fırlatılsın yine de kendini, atan kişinin yanında bulacaktır.”

”Öyle dönemleri vardır ki hayatımızın çıkışı olmayan bir sis bulutunun içinde yürüdüğümüzü hissederiz. Suyla buluşan rakının beyazı kadar yoğun bir sis…”

”Herkes ne kadar iyiyse o kadar iyi, ne kadar kötüyse o kadar kötü. Hatalarım var elbet yanlışlarım; nedenini bilmediğim, bilmeye çaba harcamadığım tuhaflıklarım…”

”Ölülerin anlattıkları, insanı öldürür mü? Bütün ölüler insanın aklını başından alacak gizemli hikâyeler mi götürürler yanlarında? Annem, bir hayalet mi artık? Yoksa hayalet olan babam mıydı, yanımızda olmadığı bütün o yıllar boyunca?”

”Sırılsıklam olmuş bir köpek geçti yoldan. Bir ara durup bana baktı. Arka ayağıyla kulağını kaşıyıp devam etti hayatına. Hiçbir zaman o kadar özgür davranamayacağımı düşündüm. İnsanım ben çünkü. Her gün giyinmek, her gece soyunmak zorunda olan bir insan.”

”Sen, ey fısıltılı şarkı, ardında hesaplaşması bitmeyen bir tarçın kokusu bırakıp gittin ya, işte o geceden beri lanet okuyorum aklını çelen yıldızların puştluğuna. Göz kırpmasalardı sana, düşmezdin gecenin idam etmeyi seven karanlığına.”

”Karşıdaki incir ağacına baktım. Ağaçları, kuşları, adlarıyla bilmeyen bütün insanlara okkalı bir küfür savurdum içimden. Ağaç değil onun adı; zeytin, çınar, elma, kavak? Kuş değil onun adı; güvercin, serçe, karga, saka. İnsan değil bizim adımız; yalancı, katil, ikiyüzlü, rezil.”

”Midem ekşiyor, kulaklarım uğulduyor, adını bilmediğim bir rüzgar yalıyor ensemi. Yüzümdeki ifadeden rahatsız olduğu belli, gözleri bulutlanıyor bir anda, sesi boğuklaşıyor. O ses tonu gerçek, biliyorum. Çünkü ben en çok sesleri hatırlıyorum; o gün de, bugün de! Bir de baktım yoksun.”

”Kitaplardan başka nefes alacağım balkon kalmadı gerçeklikler şehrinde. Bilinen en eski usulle süngere dalan avcıdan farkım yok, öyle dalıyorum yazının okyanusuna. Her vurgunda, bir sonraki kitaba açıyorum ciğerlerimi. Parçalansa bedenim korkmam, kaç kere yeniden çizdim kendimi defterlerime.”

”Her şey başta biraz garip geliyor ama alışıyor sonra insan. Hastalıklı düşüncelerimden öylesine utanıyorum ki böyle şekerli, kitabi bir şey söylüyorum. Daha fazla rezil olmamak için uzun süre susuyorum, neyse ki biralar geliyor o arada, suskunluğumu sıvıyla kamufle ediyorum.”

”Kafamı küçük pencereye dayayıp, bulutların iç karartıcı beyazlığında babamı görmeye çalışıyorum, sıradan birkaç görüntü dışında bir şey gelmiyor aklıma, sadece sesini hatırlıyorum. Çünkü ben en çok sesleri hatırlıyorum; o gün de, bugün de!”

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir