Alparslan Türkeş Sözleri

0
4210
Alparslan Türkeş Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Alparslan Türkeş, Alparslan Türkeş Sözleri, En Güzel Alparslan Türkeş Sözleri, Kısa Alparslan Türkeş Sözleri, Ülkücü Hareket Lideri Alparslan Türkeş Sözleri, Başbuğ Sözleri, Başbuğ Alparslan Türkeş Sözleri, Ülkücü Sözleri, Milliyetçi Sözleri, Alparslan Türkeş Kısa Sözleri, Alparslan Türkeş Sözleri Facebook, Alparslan Türkeş Sözleri Twitter, Kısa Alparslan Türkeş Sözleri


Sayfamızda Ülkücü hareket lideri olan Alparslan Türkeş  sözlerine yer verdik. Alparslan Türkeş 1917 Lefkoşe’de doğmuş , 4 Nisan 1997’de Ankara’da vefat etmiştir. Türk asker ve siyaset adamıdır. Sayfamızda hazırladığımız Alparslan Türkeş sözlerinden beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızdan paylaşabilir, ülküdaşlarınıza mesaj yoluyla iletebilirsiniz. Sizlerde beğendiğiniz Alparslan Türkeş sözlerini yorum bölümünden bizlere ulaştırarak sayfamızda yayımlanmasını sağlayabilirsiniz.


ALPARSLAN TÜRKEŞ SÖZLERİ

Taklitçilik bir nevi hırsızlıktır.

Türkün en önemli vasfı teşkilatçılığıdır.

Biz ne sağcıyız, ne solcu; biz milliyetçiyiz.

Dokuz Işık demek, Türk ülküsü demektir.

Türk töresi, Türk ülküsünün ayrılmaz parçasıdır.





Ülküsüz insan çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.

Türk töresi, Türk Ülküsünün ayrılmaz bir parçasıdır.

Milliyetçilik; reaksiyon değil, aksiyondur. Dinamiktir.

Fikir, iman, ülkü aşkı … İnsanları güçlü yapan bunlardır.

Türk adı taşıyan herkes bizim sevgi ve ilgimizin çevresi içindedir.

Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiç bir dava başarıya ulaşamaz.

Türklük bedenimiz , İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset gibidir.

Mülkiyetin;başkalarını sömürme, ezme aracı olarak kullanılmasına karşıyız.

Ancak istila ve işgal altındaki bir millet milliyetçilik yaptığı için suçlanabilir!..

Hepiniz birer Türk Bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.

Ahlakçılık anlayışımız, Türk Ahlakı ve Müslümanlık inancından meydana gelmiştir.

Devletleştirme, her şeyin devlet emrine, yani devletin başındaki kişilere verilmesidir.

Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz…

Her şahıs, her kişi, düşmanlarımıza karşı canlı bir propaganda vasıtası olmak zorundadır.





Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.

İnsanlık âleminin en şerefli bir ailesi Türk Milletidir. Dokuz Işık demek, Türk Ülküsü demektir.

Başarı için muntazam plânlı çalışma yapmak lâzımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız.

İslamiyet’i ele alıp Türklüğü inkar etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.

Bizim savunduğumuz Dokuz Işık’çı sistemin hedefi Türk Milletinin her ferdini mülk sahibi yapmaktır.

Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha üstün bir fikirle karşı çıkılır. Karşı fikir kaba kuvvetle ezilemez.”Milletler arasındaki mücadele şuurundan mahrum olan toplumlar başkasının boyunduruğu altına düşerler.

Dokuz Işık Doktrini, derin bir insan sevgisi ve insan haysiyetine saygı ile bağlı olma isteğini içerisinde taşır.

Alınan görevleri yapmak ve yapıldığını takip etmek lâzımdır. Millet hayatında başarı devamlılığa bağlıdır.

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.

Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.

Türk birliği ülküsü, yer yüzündeki bütün Türkler’ in bir millet ve bir devlet halinde, bir bayrak altında toplanması ülküsüdür.

Milletler, yabancı kuvvetlerin ordularınca yok edilmeden önce manevi ve fikri güçleri tarafından esaret altına alınırlar.

Türkiye’nin yükselişi ithal fikirle olmaz. Hiç bir yabancı, Türkün menfaatlerini Türk Milletinin kendisi kadar düşünemez.

Türk aydınları için Batı’nın sığınması olmak bir ideal olarak benimsenmiştir. Milletimiz için bundan korkunç felaket düşünülemez.





Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.

Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.

Biz aziz milletimize müreffah, kuvetli ve büyük bir Türkiye taahhüt ediyoruz; kendimizi millete adıyoruz.Ve Türklük yoluna başlarımızı koyuyoruz

Davalarımızın çözümü kendimize dönmek, sarsılmaz bir birlik halinde el ele vermek ve geceli gündüzlü çalışmaya girişmekle mümkündür.

İnsanlar,; yoksulluğa, açlığa, susuzluğa tahammül ederler. Fakat adaletsizliğe, hor görülmeye aşağılanmaya asla müsaade, müsamaha etmezler.

Türklük şuur ve gururuna, İslâm ahlâk ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası hak yolu, Allah Yolu’na çağırıyorum.

Türk birliği de sistemli çalışmak, fırsat kollamak ve her şeyden önce Türkiye’ yi korumak ve yükseltmeye çalışmak suretiyle bir gün elbet hakikat olacaktır.

Türk milliyetçiliği meşru savunma, yüksek insanlık duyguları ve Türk Milletinin kendi tabii haklarının savunulması, korunması duygusu ve iradesinin, şuurunun bir ifadesidir.

Türk Milleti; Tarihin en eski çağlarından bu yana, hatta doğduğundan beri esaret hayatını kabul etmemiş , hiç bir düşmana boyun eğmemiş, şan ve şerefiyle yaşamış bir millettir

”Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Dâvamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.

Türkler ancak, gösterdikleri sonsuz müsamahalardan ve lütuflardan sonra gördükleri sistemli düşmanlık ve hıyanetlere karşı bir reaksiyon göstermek zorunda kalmışlardır.

Türkiye’ nin bugünkü sınırları dışında kalan diğer Türklerle ilgilenmek ve onların faydasına, kurtuluş ve selâmeti için elden geleni yapmaya çalışmak her Türk milliyetçisinin kutlu bir vazifesidir.

Alparslan Türkeş SözleriMilletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.

Türk töresinin bir diğer şartı da haddini bilmektir. Haddim bilmek… Ne kendinizi dev aynasında göreceksiniz. Herkese yukarıdan bakacaksınız, ne de kendinizi aşağıdan göreceksiniz, aşağıdan bakacaksınız.

Mücadelemiz her ne pahasına olursa olsun, siyasi kazanç mücadelesi değil, ahlâk ve fazilet mücadelesidir. Bu mücadelenin karakteri yıkıcı değil, yapıcı olmaktır. Bu şerefli mücadeleye Türk milletini davet ederim.”

Ülkücülüğümüz; Türk milletini en kısa yoldan en kısa zamanda modern uygarlığın en üst seviyesine çıkarmak; mutlu, müreffeh hale getirmek; bağımsız, özgür, kendi haklarına sahip bir hayata kavuşturmaktır.

Türk milleti bölünmez, kutsal bir bütündür. Hangi partiden olursa olsun veya partisiz bulunsun, her vatandaşın refahını, hürriyetini, şerefini korumayı ve sağlamayı bu milletin bir ferdi olarak namus borcu saymaktayız.

Türkçülüğü, her ne sebeple olursa olsun, şu veya bu şekilde iftira ve ithamlar altında bırakmaya kalkışmak ise, bunu yapanların en hafif bir tabirle iyi niyetinden ve Türk Milleti’ ne olan sevgisinden şüphe etmeyi gerektirir.

Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.

Bugünkü Türkiye sınırı dışındaki Türkleri ne yapacağız? Bu zamana kadar milleti idâre eden kişilerimiz dış Türklerle ilgilenmeyi hep zararlı bulmuşlardır. Bu yanlış bir görüştür. Dünyanın neresinde Türk varsa, Türk milliyetçilerinin ilgileri içindedir.

Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

Biz Türkiye’de fikir, ruh ve beden sağlığı tam, fikri hür, vicdanı hür, ezilmeyen ve ezmeye hevesli olmayan yüksek bir iradeye sahip, devletin ve milletin geleceğinin sorumluluğunu taşımaya hazırlanan, nefsine güveni olan bir gençlik istiyoruz.

Türk vakurdur, kişi olarak, Bozkurt olarak bu olgunluğu elde etmelisiniz, insanca vasıflarla varlığınızı süslemezseniz, memlekete beklenen faydayı veremezsiniz. Parasız hasta muayene etmeyen doktordan, çimento çalan mühendisşerden olursunuz.

Dış Türkleri kurtarmak istemek bazılarının savunduğu gibi emperyalizm değildir. Emperyalizm, yabancı devletleri işgâl etmektir. Dış Türklerin kurtuluşunu, hür olmalarını istemek bizim meşru hakkımızdır. Ve bu hak, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı tarafından korunmaktadır.

Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakârlığı yapmaktır. Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti’ nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz. Türk Töresinin en önemli bir gereği de sır saklamaktır. Sır saklamak…

Türk Milletine Bizans‘dan geçme bir hastalık vardır. Gevşeklik, lâubalilik, dedikodu, fitne, fesat, terbiyesizlik, birbirini beğenmemek, sır saklayamamak, rastgele lâf söylemek…Bu hastalık sizde de var. Bu hastalığı tedavi etmeniz lâzımdır. Bu hastalığı tedavi edmezseniz, kendinize yol seçiniz. Milliyetçi Hareket’te bir saniye daha fazla kalmayınız. incesoz.com Benimle dava arkadaşlığı edecekseniz, her şeyden önce vasıflı Türk olmaya mecbursunuz. Türk Milletini batıran, Bizans’ı batıran, Osmanlı İmparatorluğunu batıran hastalık budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.