Canan Tan Sözleri

0
4072
Canan Tan Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Canan Tan Sözleri, Canan Tan Alıntıları, Canan Tan Kitap Alıntıları, Canan Tan En Güzel Sözleri, Kısa Canan Tan Sözleri, Etkileyici Canan Tan Sözleri


Güzel sözleri bir araya getirdiğimiz sitemizde Canan Tan’ın kitap alıntılarına yer vermeye çalıştık. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesaplarınızda yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz.


CANAN TAN SÖZLERİ ve ALINTILARI

Sen birini seversin ama o senin varlığından bile haberi yoktur.

Büyük acılarla yara almış insanlara, Zaman her şeyin ilacıdır. lafı küfür gibi gelir.

Sen, gözlerinden ateşler saçarak, zehirli oklarını bana yöneltirken, ben sana âşık oldum.




Yüreğim seni çok sevdi, O yürek talan, o yürek yangın yeri, O yürek seni istiyor, Bir tek seni.

Fiziksel bir engeliniz var mı sorusu içime dokunmuştu nedense. Yok dedim, yalnızca kalbim kırık.

Biliyorum, imkânsız aşk bu ama hükmedemiyorum kendime.. Çünkü, yüreğim seni çok sevdi!

Dün gökyüzüne bir avuç yıldız fırlattım. Karanlığında aydınlığım olsun diye. Şimdi sensizliği kalbime fırlatıyorum, bıraktığım yerden dönesin diye.

Varlığın değil yokluğun değerini bilir insanlar. Mutluluğun değerini bilenler, mutsuzluğu tatmış olanlardır. Onları mutlu etmek çok daha kolaydır.

Sen tüm şatafatlı tanımlardan sıyrılıp en doğal halinle yaramazlık yapan çocuklar gibi boynunu bükmüş bağışlanmayı beklerken, ben sana aşık oldum!

Evet bitti, zor oldu ama bitti…Neden bitti biliyor musun? İnanmaya gücüm kalmadığı için bitti. İncittiğin yerler daha geçmedi diye bitti. Senden vazgeçmem sandığın için bitti. Uğruna gösterdiğim sabrı anlamadığın için bitti. Zerre kadar değişmeyeceğin için bitti.


Piraye Kitabından Alıntılar

En büyük yol göstericin, kendi aklın.

Benim yazgım kendi çizeceğim yoldur.





Yazgıya bile kafa tutacak kadar yürekli.

Bence aşk aranmamalı, kendi kendine gelip sahibini bulmalı.

Benimkiler bir bütünün parçaları. Düşündüğüm gibi duyarım ben. 

Ah babacığım! Tiyatronun nasıl farklı bir dünya olduğunu bilebilseydin.

İnanmıyorum yazgıya falan… Onu yaratan da, şekillendiren de bizleriz.

Yüreğimin gölgeli, kuytu bir köşesinde: kendi seçtiğim yolda yürüyor olsaydım.

Kızıl saçlıymış Piraye. Kendimi, keşke ben de kızıl saçlı olsaydım, diye hayıflanırken yakaladım kaç kez.

Özellikle de bunalımlı zamanlarımda. Sıkıntılarımı Dicle’nin sularına gömer, içim ferahlamış olarak şehre dönerim.

Kör bir kuyunun dibine vardıktan sonra, yitirilecek hiçbir şey kalmadığı bilinci, umulmadık bir güç veriyor insana.

Bahardı sevgilim bahardı ve bahtiyar olmak için. Toprakta, havada, suda, her şey vardı sevgilim. Her şey hazırdı. Her şey vardı.




Ama bilin ki. Herkes bilsin ki, karşınızda Piraye olarak gördüğünüz ben. Farklı kimliklerle aranızda dolanıp durmayı sürdüreceğim. 

Kendince tanrılaştırdığın tapınmaktan gurur duyduğun putların, gerçekte basit birer taş parçası olduğunu ne zaman kavrayacaksın.

Gönül ağzına kadar dolu. Sen diyorum İstanbul geliyor aklıma. İstanbul diyorum sen. Sen şehrim kadar güzelsin. Şehrim senin kadar acılı.

Çevreye karşı! Başkalarının görüşü bu kadar önemli mi? Biz içimizde yalnızca arkadaşlık yaşarken, dışarıya berabermişiz görüntüsünü vermek niye?

Kısa bir kaçamak yapmışımdır dünyama. Kendi yazdığım senaryonun bir parçası oluvermişindir. Bazen bir Ortaçağ prensesi, bazen sıradan bir Anadolu kadını, bazen de haşarı bir genç kız vardır karşında. Ama sen bunları nereden bileceksin ki?


Hasret Kitabından Alıntılar

Hasret en büyük esarettir.

Ak karaya, aydınlık karanlığa doğru doludizgin yol alırken.

Gündüzün cıvıltısı, gecenin sükûnetine devrediyordu nöbeti.

Gittin… Bir yemin kaldı aramızda, Yarısı senin, Yarısı benim…

Büyük acılarla yara almış insanlara ‘zaman her şeyin ilacıdır’ lafı küfür gibi gelir.

Canan Tan SözleriAma insan hayatı, aldığının yerine yenilerini koyabilecek zenginliğe sahiptir. (Hasret Romanından)

HASRET mi, ÖLÜM mü deseler. Ölümü seçerdi tereddütsüz hiç gözünü kırpmadan. Ama ona soran olmadı ki…

Araya giren mesafeler, saman alevi misali gelgeç sevdaları silip götürürken, kor ateşe özdeş aşkları daha da harlandırır.


İz Kitabından Alıntılar

Susmak çürütülmesi en güç silahtır. İnsanların söyleyemedikleri bazı sözlerin içinde, söylediklerinden daha çok gerçek vardır.

Ne oldu da ayrıldı ellerimiz baba? Hiçbir zaman soramadım bunu sana. Sormak istedigimde firsat olmadi, firsat olduğunda cesaretim.

Eski gülüşlerimi arıyorum. En saf, en temiz, en tasasız çocuk gülüşlerimi. Göğe uzanan ulu bir masal ağacının tomurcuklarında asılı kalmışlar. Erişemiyorum.

Yaşanmış düşlerimde yitirdiğim masum gülüşlerimi bir tek “o” indirebilir aşağıya. Bir tek “o” yüzümü güldürebilir yeniden. Ama yok, ölmüş. Öyle diyorlar, inanamıyorum.

İnsan sırf canını yakan birilerini cezalandırmak, onları da canlarını yakarak ağlatmak, gözlerinde birkaç damla yaş görebilmek için kendini feda etmeyi düşünebiliyor demek!


Eroinle Dans Kitabından Alıntılar

Bana güç veren neydi biliyor musun? Korkularım.

Son hızla uzaklaşıyor.Bana eksikliğini bırakırken, benden çok daha fazlasını alarak.

Ne yalan söyleyeyim, çok bağlandım ona! Yüreğimdeki sevgisi gitgide büyümekte.

Üzülmeye değmez” diyor Dünya. “Bırakıp gidenin de, gidip gelmeyenin de canı cehenneme!

Özleme dayanmak için onu parçalara bölmek gerek. İyide kendisi parçalanırken neden yüreklerimizi de parçalıyor ki?

Aşk iki kişiliktir! Özveri de öyle. Zorluklara göğüs germek, yalnız senin görevin olmamalı. -Giden Gider Kalan Sağlar Bizimdir!

Ama bitti artık… Ölüm dansı tek kişiliktir! Bundan sonrasında bana eşlik edemeyeceksin. Ölümüm senin elinden olmayacak Eroin! Bu zevki tattırmayacağım sana.

Söylediğin kadar kolay mı sanıyorsun? Güçlü olmak, ayakta kalabilmek… Yıkılmayı kim ister ki? Herkes aynı yapıda değil. Hafif bir yel sürükler bazısını; bir diğeri, en amansız fırtınalara bile karşı koyabilir.

Yalnız değil de yapayalnız olduğunu hissettiğin zamanlarda yaşadın mı hiç? Çevrende kimse yokken yalnızsındır. Yaşamanın ıssızlığında kimsesiz kalmaksa, bambaşka bir duygu. Yapayalnızlık budur işte.

Parmaklarımın arasından kayıp gidiyor. Tüm umutlarını yitirdiği noktadan geriye, çöküşe doğru son hızla koştuğunu görebiliyorum. Ve ben, kahrolarak izlemek dışında hiçbir şey yapamıyorum onun için.


Yüreğim Seni Çok Sevdi Kitabından Alıntılar

Öl dedin, öldüm!

Yüreğim seni çok sevdi, O yürek talan, o yürek yangın yeri, O yürek seni istiyor, Bir tek seni.

Her şeyi kökünden kesip atacak keskin bir bıçak, dönüp kullananı da yaralamaz mı kimi zaman?

Bir adın kalmalı geriye, bir de o kahreden gurbet, beni affet. Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.

Gelsene dedi bana/ Kalsana dedi bana/ Gülsene dedi bana / Ölsene dedi bana    Geldim / Kaldım/ Güldüm/ Öldüm.

Âşık olmanın bir yatkınlık, hatta yetenek gerektirdiğine ve nedense, bu yeteneğin bende bulunmadığına inanıyordum o zamanlar.

Önceleri evlenmek için çok gençtim. Sonra da hiç vaktim olmadı. Geçen yıl, on dakikalık bir fırsat geçti elime. Onda da saati kurmayı unutmuş, uyuya kalmışım!

Beynimin, yüreğimden önce hareketlenmesi, körkütük âşık olma şansı tanımıyordu bana. Bu durumda, bana sunulan aşkı paylaşmakla yetinmek zorundaydım.

Biliyorum, imkansız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime. demişti Murat. “Çünkü, Yüreğim Seni Çok Sevdi!…” Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını. “Yüreğim seni çok sevdi o yürek talan o yürek yangın yeri o yürek seni istiyor bir tek seni.

Tabii ki.Yaşamdaki hiçbir oyun tek kişilik değildir.Çoğul hamlelerin söz konusu olduğu şartlarda da, pişmanlıkları ve keşkeleri en aza indirgemek için hırs ve risk kavramlarını iyi değerlendirmemiz gerekiyor.Kader diye,bir şey yok bana göre.İnsanların yapı farklılıkları,kaderlerini de şekillendiriyor.Yaşamdaki mutluluk ve acılar, yaşayanın kendi elleriyle yarattığı, kendi özgün eserleri değil mi?

Zaman kavramını tümüyle yitirmiştim. Dün ile bugün kol kola girmişler, beni şaşırtmak için tüm hünerlerini sergiliyorlardı sanki. Kâh neşe içinde, uyumla dans ediyorlar; kâh amansız bir savaşın dövüşçüleri olup kıyasıya hırpalıyorlardı birbirlerini. Sonunda dün, bugünün önüne geçti; yaşlı bedeniyle onun diri görüntüsünü örterken, eskimişliğine ve yıpranmışlığına inat, olağanüstü bir güçle beni kendisine çekiverdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.