Damar Mesajlar

0
1946
Damar Mesajlar

SAYFA İÇERİĞİ: Damar Mesajlar, En Güzel Damar Mesajlar, Kısa Damar Mesajlar, Sevgiliye Damar Mesajlar, Damar Mesajlar Kısa, Damar Mesajlar Sevgiliye, Damar Mesajlar Facebook,


Şimdide sizler için damar mesajlar sayfasını yayımlıyoruz. En güzel damar mesajları bulabileceğiniz sayfamızda yer alan mesajlardan beğendiklerinizi sosyal medya hesabınızdan paylaşabilir, kalbinizde yar açan kişilere mesaj yoluyla gönderebilirsiniz.


DAMAR MESAJLAR

Mevsimin suçu yok. Yokluğun soğuk.

Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?

Kalemimin kurşunu bitmiş, öldüremiyorum seni.




Üzülmem mi sanıyorsun yürek ağlar gözden önce.

Sustuğum yerde sen varsın. Konuştuğum yerde özlemin.

Boğazımda kalan mutluluğu.. sırtıma vura vura çıkardılar.

Masal kitabı gibisin, okuması güzel ama inanması çok zor.

Bana hoşlandığı adamı anlattı, bende sevdiğim kızı dinledim.

Yeri gelir sevdiğin kişinin yaşadığını bile bilmek sana yeterlidir.

Nasıl istersen öyle yaşa, fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin.

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatandır. Unutma.

Neyin var? ‘sorusuna,’ ‘ Sen yoksun!’ diyesim var. Bildiğin gibi değil.

Senin içinde ben bitmiş olsaydım, benim içimde sen yaşıyor olmazdın.




Gözlerinin ‘kahve’sinden koy ömrüme, kırk yılın hatırına ‘sen’de kalayım!

Sevdanı bulutların üzerine yazmışsın. Yağmur olarak dökülüyor gözlerimden.

Öyle yorgun ki hislerim. Artık sana karşı bir şey hissetmeye bile dermanı yok.

Ve bir anda hayallerin alt üst oldu değil mi! Yalnızlığa alış, kefen bile bir kişilik.

Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa eğer unutma; ‘Gidiyordum’ diyeceksin.

Birde hakkını helal et derler giderken.. Haram ettikleri hayattan helallik isterler.

Yine de ben toparladım yerden kalbimin kırıklarını, sırf ayaklarına batmasın diye.

Suç benim değil ki. Şiir kokuyordu bakışların. Yazmamak gözlerine ihanet olurdu.

Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor. (Ahmet Arif)

Seni severim, seni seveni de severim, seni benim kadar seveni de kurşuna dizerim.




Kaybedecek neyim kalmış ceylan gözlüm bu dünyada? Ya sen ya hiç bundan sonra!

Ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen, ben şimdi ”aşk” karınla; sana, ne şiirler yazarım.

Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin!

Sattım aşkı sende kalsın, talibim çok, sen yalansın. İstiyorsa öyle olsun, bir dudak ver üstü kalsın.

Uzaktan görenler diyor ki ‘duygusuz’. Duygusuz olduğum için mi gözlerim kaç zamandır uykusuz.

Sen beni okeydeki ortağın mı zannettin sevgili? ‘Bit’ dediğinde biteyim, ‘Dön’ dediğinde döneyim!

Dünyadaki en güzel gül sendin ama neden bilebilirdim ki seninde acımasız dikenlerinin olduğunu!

İnsanlar kırmızı güllerin peşinden koşarken altında ezdikleri papatyaların farkına bile varmazlar.

Ne bir kızı kendimize köle edecek kadar küçüldük. Ne de bir kızın uğruna köle olacak kadar alçalmadık!

Bilmem ki; karşılaşsak bile hatırlayabilir miyiz birbirimizi yeniden? İkimizde artık bir başkasıyken.

Biliyor musun şarkılara neden ”parça” deniyor. İhtiyaç duyduğunda bazıları eksik bir yanını tamamlıyor.

Sen sevdiğin için sakın utanma, çünkü utanması gereken; sevildiğini bildiği halde sevmesini bilmeyendir.

Al yalnızlığını gel! Korkma, sıkılmayız. Senin yalnızlığın benim yalnızlığımla konuşur, biz ikimiz susarız.

Seni hatırlatan her şeyde, katledilmiş mutluluklarım var. Her gülüşüm kanla karışık yağmurlu şimdi.

Dilediğin gibi davran, lakin şu da her zaman hatırında olsun ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin.

Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye? Ben ki; ‘çayı bile iki şekerli içerim, birlikte erisinler diye.

Hayatından silmek istediklerini gerçekten sil. Çünkü geri dönüşüm kutusunda bekletirsen; sistemini yavaşlatır!

Rüzgar ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur; küçük bir aşkı söndürür, büyük bir aşkı daha da güçlendirir.

Ah canım ciğerim, sevdiğim, iki gözüm, canımın cananı yâr. Tefsiri çok zor olacak ki. Okuyamadın gönlümü.

Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatamazsın. Önce içine atarsın, sonra susarsın.

Hani zorlasan diyorum biraz…Soran olursa şayet; zorla güzellik olmadı deriz, sebebimiz olur en azından ayrılığa.

Burnumuzdan akanı, kolumuza silecek kadar cesur çocuklardık. Ne ara gözümüzden akanı köşe bucak saklar olduk?

Kör sağır ve dilsiz çölde gidiyorlar sağır ölüyor dilsiz köre sağırın öldüğüne nasıl anlatır?” Seni sevmek de öyle işte.

Dertlerimin, acılarımın içinde seni düşünerek mutlu oluyorum, sen benim ilahımsın ve bundan gurur duyuyorum.

Her seni kaybedişim de, bir duble rakıdaydı avuntular, yada kavun kokusu teninde, mezeye dönüşen sevişmelerimizdi.

Sensizliğe yenilmek, sana yenilmekten zor olsa da. Ardımda bir sürü ”belki”ler bırakarak, seni içimden terk ediyorum.

Sensizliğe yenilmek, sana yenilmekten zor olsa da.. Ardımda bir sürü “belki”ler bırakarak, seni içimden terk ediyorum.

Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim seni. Biraz heyecan, birazda salıncağı başkası kapacak korkusu işte.

Gün gelecek devran dönecek. Kahpe felek bize de gülecek.. Sen mi vardın şimdiye dek.. Tek tabanca da yaşar bu yürek.

Şimdi vur kendini. Unutulmuş bir şiirin son dizelerinde sonra yarım kalan bir şarkı ısmarla kendine. Bu kentte böyle ölünür.

Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!

Ayrıldıktan kısa bir süre sonra başladığı yeni ilişkisinin temelleri senin elini tuttuğu günlerde atıldı.. Sen, seni çok sevdiğine inanırken.

Ağladım ama belli etmedim, haykırdım ama isyan etmedim, çaresizdim ama asla pes etmedim, sensizdim senden de gitmedim.

Seni ne kadar sevdiğimi öğrenmek istersen vur kır kalbimi kalbimden akan kan yazacaktır ismini o zaman anlarsın sana olan sevgimi.

Yokluğuna hasret sonbahara başlıyorum, varlığını hissettiğim o sonbaharlara benzemeyen. Belki biraz yağarım bu aralar, ıslanma sakın!

Dünyada iki renk gül olsun, biri kırmızı diğeri beyaz, sen beni unutursan kırmızılar solsun, ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun.

Düşlerimde puslu bir intikam bileklerimde bayat bir intihar oysa ölünecek bir şey yokmuş sen gidince yaşanacak bir şey olmadığı kadar!

Gönlümün meclisinde herkes konuşsun istemem, kimse müdahale etmesin aşka. Yer gök şahidimdir ki siyasi görüşüm yoktur senden başka.

Sen virgüllerle uğraşırken, ben çoktan noktayı koyup kayıplara karışırım ve sana öyle bir eşittir bırakırım ki eşitleyecek hiç birşey bulamazsın.

Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer. İçsen de tükenir içmesen de. Bu yüzden hayattan tat almaya bak. Çünkü yaşasan da bitecek yaşamasan da!

Hayır, ben iyiyim. Sadece hayatım bok gibi sevdiğim insanları kaybediyorum, gitme diyemiyorum, uyuyamıyorum, özlüyorum ve yoruldum.

Genç yaşımda kalbimi aşk’a düşman edemem, beni bilirsin kararlıysam dünya dursa dönmem! Çok geciktin herşey için artık vursan da ölmem!

Yok, bu ayrılıkların sonu geceleri beklerim aramanı saatler boyu, ne vardı sözlerinde sana böyle kanacak, yak! Resmimi giderken yoksa canın yanacak!

Sevmek illede kan dökmek diyorsan senin için şah damarımı keserim, yok illede canın diyorsan olsun be gülüm ben seni toprağın altında da severim.

Susuyor vedalaşırken insan. Sahte gülüşlerimin içinde kayboluyorum. Şimdi söndü ışık, sustu dudağımdaki sen çalan ıslık. Sen, dünya ahret acımsın artık!

Yine gecenin sensizliğindeyim. Yıldızlar kadar uzaksın bana. Öylesine istiyorum ki ellerini tutmak, gözlerine bakmak. Anladım ki son demindeyim sensizliğin.

Hani insan ağlamak ister, gözlerinden yaş gelmez, hani gülmek ister, yürekten gülmez. Hani birini bekler o hiç gelmez. İşte o zaman ölmek ister de ecel gelmez.

Yaşamak uğruna ölmek bu olsa gerek, sevmek uğruna acı çekmek bu olsa gerek. Hayat uğruna savaşmak bu olsa gerek, peki ya senin uğruna üzülmek niye?

Yağmuru kıskandım sana dokundu diye, rüzgara kızdım kokunu çaldı diye, kaderime küstüm bana imkansızsın diye, bir tek geceleri sevdim seni rüyalarıma yolladı diye.

Ne yormak istedim seni. Ne de yormak kendimi. Çok çalıştım gitmeye de kalmaya da. İkisi de aynı acı, ikisi de rezil. Daha öncede gitmiştim ama böyle kalarak değil böyle kalarak değil.

Kendi kalabalığından kaçan kentler gibiyim bu gece. Zemheri bir yaşayış düşürmüşüm gözlerime. Gerisini susuyorum. Masallardan düşüyorum bu gece. Bir martının gözlerinde üşüyorum. Sonrası yok. Biliyorum.

Her şeye rağmen isyan etmedim hiç bir şeye, hiç bir zaman.. Gülüyorum hayatımda yer vermediğim kişilere.. Fragmanımla idare edip devamını rüyasında bile göremeyenlere.. İyi seyirler diliyorum, hayatımı uzaktan izleyenlere.

Neden zor bu kadar seni sevmek ve bulamamak dokunmak istedikçe uzaklaşmak düşündükçe unutmak neden bu kadar zor seni sevdiği halde söyleyememek hep bir şeyler gizlemek sana sahip olacağım yerde seni kaybetmek.

Nereye atsam elimi kalp kırıklıkları batıyor avuçlarıma. Her adımda taştan da ağır sözler takılıyor ayaklarıma. Duymazlıktan gelebilseydim ne ala. Bakıyorum bu senenin hasadı da hüzün, ne koyacak yerim var artık ne de toplamaya mecalim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.