Devlet Bahçeli Sözleri

0
3917
Devlet Bahçeli Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Devlet Bahçeli, Devlet Bahçeli Sözleri, En Güzel Devlet Bahçeli Sözleri, Devlet Bahçeli Özlü Sözleri, Milliyetçi Sözler, Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli Sözleri, Etkileyici Devlet Bahçeli Sözleri, Devlet Bahçeli Kısa Sözleri, Devlet Bahçeli Sözleri Facebook, Kısa Devlet Bahçeli Sözleri,  


Devlet Bahçeli; Türk ekonomist, siyasetçi, eski Başbakan yardımcısı ve Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanıdır. Halen Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanlığını devam ettirmekte olan Devlet Bahçeli’ ye ait sözleri sizler için bir araya getirmeye çalıştım. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir, mesaj yoluyla ülküdaşlarınıza gönderebilirsiniz.


DEVLET BAHÇELİ SÖZLERİ

Türk devleti işletme, şirket, holding değildir.

Karanlıkları ışığa boğacak bir şimşek gerekiyor.

İmanlı, ahlaklı, ülkü sahibi gençler olmalısınız.

Aç vatan göğsünü İlah’ına aç, Şühedanı çıkar da ortaya saç.





Biz o Diyarbakır’dan geçen yolu Ankara’da kesmesini biliriz!

Sözüne dikkat et ki başın gitmesin, dilini tut ki dişin kırılmasın.

Seçim vakti geldi şimdi seçim sırası ya teslimiyetçilik ya milliyetçilik!

Dil aslandır, bak, eşikte yatar; ey ev sahibi, dikkat et, senin başını yer.

Buradan kimliksizlere bir kez daha duyuruyorum ki, adımız Türk milletidir.

Çok şükür vicdanı kurumamış, kalbi taşlaşmamış hala birileri var bu ülkede.

Arkamda serilmiş yere bir mazi var. Karşımdaki müstakbelim ondan da harab.

Hal ortada, bir çöl ki sudan vazgeçtim, yok ye’simi aldatmaya bir damla serap.

İşte görüyorsunuz, Türkiye ne hallere düşmüş, nasıl bir uçuruma savrulmuştur.

Bizim partililerimiz yoktur. Dava arkadaşlarımız vardır. Dava ne alınır, ne satılır.

Ayaklarımız yerden kesilmemek şartıyla parmak ucuyla yıldızlara ulaşabilmeliyiz.

Ülkü ocakları yaşatılmalı çünkü Ülkü ocakları hepimizin yetiştiği kutsal bir ocaktır.

Hatırdan çıkarmayın ki, gizlenecek tek bir yeri olanın kurtuluş imkanı tekten azdır.

Ayaklarda sürüklenen iyilik dirilmeli, kucaklarda gezdirilen kötülük fırlatılıp atılmalıdır.





Sabır, Sırat Köprüsü’ne benzer. Geçmesi zordur, ama sonu hayır, selamet ve güzelliktir.

Şiddet damla ise, merhamet ve şefkat denizdir. O halde, damla denizle başa çıkabilir mi?

Şiddet kötümserliktir, acziyettir ve hoşgörüsüzlüğün diyalog ve şefkate darbe vurmasıdır.

Cenab-ı Allah hepinizi, hepimizi korusun ve gözetsin. Yardımını ve esirgemesini eksik etmesin.

Silik ve sessiz bir gölge gibi duran gönüller ihya olmalı, iradeye geçirilen esaret zincirleri kırılmalıdır.

Şuurumuzdaki pırıltılarla beraber sahiplenecek bir vatan, bir millet, dalgalanacak bir bayrak bizi bekliyor.

Teslim olmuş, pes etmiş, vazgeçmiş ve boyun bükmüş her idrak çözülmeye ve çökmeye mahkumdur.

Biz püskevit demesini de biliriz, büsküğü demesini de biliriz. Allah bize şehide kelle dedirtmesin.

Işıd, Müslüman kanı dökmekle kalmamış, Hristiyan ve Yezidi inancına sahip insanları da hedef almıştır.

Artık iyiyle kötü arasına kalın bir çizgi çekmemiz, doğruyla yanlış arasına aşılmaz bir hendek kazmamız şarttır.

Şiddet aklın durması, kalbin lekelenmesi, duygunun körleşmesi ve merhametin iflas etmesi anlamına gelmektedir.

Tahakkümün duvarlarını yıkmak, zalimin zulmünü gömmek, kötülüğün belini kırmak hepimizin mükellefiyetidir.





Nefret dolu kalpleri yatıştırmak ve yumuşatmak için insanlığın temel ve vazgeçilmez ilkelerinde çok acil buluşmalıyız.

Hırsıza hırsız demekten korkmamak ne kadar zorunluysa, şerefsize şerefsiz demek o kadar yüksek ve milli bir sorumluluktur.

Sabırla, duayla, dostlukla, kardeşlikle, paylaşmanın ve karşılıklı yardımlaşmanın nurlu sofrasında halka halka diziliyoruz.

Dirilen batıla, sökün eden iftiraya, yalandan yalana koşan, kılıktan kılığa giren günahkârlara teslim olmamalı, yol açmamalıyız.

Adımız bir, anımız bir, acımız bir. Biz büyük bir aileyiz. Kuzeyden güneye, doğudan batıya; tek yürek tek bileğiz. Biz Türkiyeyiz.

Bizi yüzyıllardır istedikleri kıvama bir türlü sokamayanların, geçmişimizle ilgili aldıkları kararları da elimizin tersiyle itiyoruz.

Kulağı tıkalı, dili mühürlü, kalbi hacizli olanlar sadece konuşuyor, sadece tantana yapıyor, sadece gürültü kirliliğine neden oluyor.

Kendi görüşlerinden başka her söze, teklife ve yaklaşıma esastan ve usulden kapalı olanlar aslında demokratik iklimi bozmaktadır.

Zincirleri sökmeyi, prangaları kırmayı, ayak bağlarını çözmeyi istiyorsak hakikatin çevresinde kümelenmemiz gerekiyor.

Bağımız ve onurlu bir ülkede bayrak tehdit altında olmaz, olamaz. Bayrağa karşı saldırılar sıklaşıyorsa ihanet sıcak ilgi görüyordur.

Devlet Bahçeli SözleriBize dayatılanlardan daha çok, perdenin arkasından gölgesi yansıyan ve gün geçtikçe belirginleşen gerçeklere odaklanmalıyız.

Odunun yaprağı olmaz, mazlumun ahu yerde kalmaz, yalanın sonu gelmez, yanlış ve yozlaşmış kişiliklerin akıbeti de iyi olmaz.

Etrafımızda ne çok kan akıyor, ne çok dram yaşanıyor, ne çok gözyaşı yere düşüp Ortadoğu’nun kadim topraklarına karışıyor.

Yüzü solmuş, feri sönmüş, bakışı donmuş, umudu dağılmış kim varsa el uzatmak hem manevi hem de insani sorumluluğumuzdur.

Yalan, karanlık odada olmayan kara renkli bir şeyi aramak, aranmasını önermektir. Bu nedenle yalan tuzaktır, vicdan ve umut hırsızlığıdır.

Kerkük deyince gözleri yaşaran, Musul deyince heyecan duyan, Telafer, Tuzhurmatu sözleriyle coşan yiğit ve fedakar yürekler var bu ülkede.

Ahlak sahneden çekilirken hepimize kalan kocaman bir enkazdır, hürmet ve muhabbet çiğnenirken geriye yalnızca şiddet harabesi kalmaktadır.

Sabit fikirleriyle, dar ve vizyonsuz mantıklarıyla, yanlışa doğruluğun kostümünü giydirerek günü kurtarmaya yönelenler büyük hata içindedir.

Bunun için adalet konuşmalı, adaletsizlik susmalıdır; helal konuşmalı haram susmalıdır; şeref ve namus konuşmalı gerisi ağzını açmamalıdır.

Bayrak düşüyorsa hiçbirimiz ayakta kalamayız. Bayrak çok açık düşmanlıklar görüyorsa hiçbirimiz güvende olamayız.

Devlet Bahçeli Sözleriİnanıyorum ki: Birbirimizin varlığından mutluluk duymadığımız sürece; kardeşliğin dilini, dostluğun sesini ve sıcaklığını hissedemeyiz.

Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanırız. Düne bakınca geleceği görürüz. Haine bakınca viran olmuş, veda etmiş insanlığı tanırız.

Şunu unutmayalım ki, adaletin sağlanacağından ümitsizliğe düşmek kötülük ve fitnelere, cinayet ve savaşlara kapı açar.

Git vatan! Kabe’de siyaha bürün. Bir kolun Ravza-i Nebi’ye uzat, birini Kerbela’da Meşhed’e at. Kâinatta o heyetinle görün.

Sanki insanlık vicdanı kurumuş, sanki insani değerler yok olmuş, hak ve özgürlük diyenler sanki yer yarılmış da içine gömülmüş.

Büyük şairimiz Mehmet Akif’in şu sitem ve serzeniş dolu mısralarındaki hissiyatı yaşamamak ve yaşatmamak en büyük dileğimdir.

Mabedi rüşvet ve ihanet olanlar sürekli geri viteste dolaşıyor, sürekli riyakarlık makyajıyla dolambaçlı yollara sapıyor, sel gibi akıyor.

Oysa tırnak herkeste vardır, mertlik er kişiye hastır. Tek tırnaklılar gibi dörtnala kaçmaktansa vatanın yanında durmak en doğru olanıdır.

Hayatımız karakterimizin değil, karakterimiz hayatımızın mahsulüdür. Dengeye, değere ve güvene yelken açmış bir hayat esenliğin müjdesidir.

Yine millet kazanacak, yine ahlak ve adalet kazanacak; her zamanki gibi milliyeti belirsiz olan fesat yüzler kaybedecektir.

Devlet Bahçeli SözleriMilli namus varlığımızın teminatıdır. Çiğnenirse yok olur, çözülürse mahvoluruz. Bu nedenle herkes uyanık ve şuurlu davranmalıdır.

Allah’ım, bir zamanlar beşeriyetin hayranlıkla baktığı bu aziz millet, bugünkü karanlığa layık mıdır? Zulmetin sonu ne zaman gelecektir?

Gönülleri kilitlenmiş, kalpleri mühürlenmiş, vicdanları hurdalığa dönmüş her neviden kişi ve emeller hayatımızı zehir ediyor: Hala susalım mı.

Türk milleti bu zulmeti püskürtecektir. Türkiye sıkıştığı cendereden kurtulacaktır. Sabredeceğiz, fakat sonunda mutlaka kazanacağız.

Entrikalarla, oyunlarla, sefil ve ikiyüzlü politikalarla yalnızca nefsinin selametini arayan bozgunculara sabır ve tahammül nereye kadar?

Toplum şiddetle kaynarken, bu kez de TBMM’de sahneye çıkan çirkinlikleri ise hiçbir vicdan sahibi onaylamayacak ve haklı bulmayacaktır.

Başka birileri de aklını kaçırmış gibi sızlanıyor, molotof kokteyli kullananlara karşı halkın kendini savunacağını söylüyor. Yazık ki yazık.

Çıkar ve şahsi ikbal hırsı uğruna devasa bir milletin önüne duranları, koskoca bir devletin ufkuna perde çekenleri görmeyelim, duymayalım mı?

Değerlerimiz çürüyor, huzurumuz baltalanıyor, şiddet fırtınası, dehşet sisi görüş mesafemizi neredeyse sıfıra indiriyor: Hala bekleyelim mi?

”Eklemek yerine eksilten, dikmek yerine dinamitleyen, buluşturmak yerine budayan maziyi de anlamaz, medeniyet ruhunu da anlamlandıramaz.

Ahlak ve adalet; toptaki barutu ateşleyen kapsül gibidir. Top yoksa, barut bitmişse, kapsül ne işe yarayacaktır?

Nefislerine teslim olmuş, vehimlerine rehin düşmüş, hırslarına yenilmiş, egolarına boyun eğmişler için değişen bir şey olmayacaktır.

Tutuklamasız, yasaksız, düşüncelerin her zaman ifade edilebildiği ve herkesin mutlu ve huzurlu olduğu bir ülke olsun Türkiye.

Sahurda çalan davulla kalkıp inançlarımızın nurani ışıklarını, hep birlikte pencerelerimizden semaya ulaştırmalıyız.

İstismarla aldatanlar inkârla sevinirler. Yalanla avutanlar kötü bir ruhla dolaşırlar. Bunların ne hale, ne de istikbale hayrı dokunmaz.

Şanlı Türk tarihi bir siyaset silahı ve siyasi tasarım vesikası değil; bir şuur, bir destan, bir şaheser kaynağıdır.

Tırnakçılıkta ustalaşanlar, tırtıklamakta uzmanlaşanlar, tırnak edebiyatı yapıp tırpanladığı topraklarımızın bedelini ödemekten kaçıyorlar.

Hatırası yıpranmış, hayali yorulmuş ve heyecanı yenilmişler için, içten içe çürüme, içe doğru devrilip çökme mukadder bir sondur.

Sonda sormam gereken bir soruyu başa alarak cevabını size bırakıyorum: Bize ne oldu? Nereye gitti hoşgörü? Nerede kaldı kardeşlik duyguları?

Şiddet ağır bir taş gibi ayaklarımıza bağlandı, felç gibi bedenimizi sardı, nitekim hepimizi korkunç bir girdaba doğru çekiyor.”

İstikbalimizi karartanları, itibarımızı kefenleyenleri, istikbalimizi istismar testeresiyle kesenleri uzaktan uzağa seyredelim mi?

Okulda şiddet, hastanede şiddet, yolda şiddet, şehirde şiddet, köyde şiddet, sokakta şiddet, evde şiddet, Meclis’te şiddet: Hala duralım mı?

Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa kanatları fayda eder mi? Şiddetin kaynağı kurursa hayat zindana döner mi?

Sözde güvenlikle ilgili yasal düzenleme yapma amacında olanların, Gazi Meclis’in ruhuna suikast düzenlemeleri delilli şiddet severliktir.

Dirayetsizliğin böylesine pes artık, kifayetsizliğin böylesine yok artık, acziyet ve şuursuzluğun böylesine yeter artık denir.

Merhum Peyami Safa umutluydu ve diyordu ki; ”Bu dünyada ölümden başka her şeyin çaresi vardır.” Var olmasına var da, hani nerede?

Birileri de durmadan ehl-i fesad gibi konuşuyor, saraydan saadetimizi taşlıyor, huzur ormanımızı yakıyor, ahlakı yok ediyor.

Diyorum ki, şiddet dursun sevgi konuşsun. Kavga yerine kucaklaşalım, küslük yerine barışalım. Birlikte bir millet olduğumuzu unutmayalım.

İlkellik hiç bu kadar revaçta olmamış, hiç bu kadar sözünü geçirememişti. Cürüm ve cinayet hiç bu kadar egemenlik kurmamış, öne geçmemişti.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmazmış. Ben de diyorum ki zehirli niyetleri olanlar da milli öfkeden kurtarılamaz.

Yine de umutsuz olmayın, yılgın durmayın. Hz. Mevlana bakın ne kadar anlamlı şeyler söylemiş: Nerede bir dert varsa deva oraya gider. Nerede bir yoksul varsa rızık oraya gider. Nerede bir zor soru varsa cevap oraya gider.

Evinizde çocuklar, televizyonun karşısına dizilmiş oturuyorlar. Karşınızda reklamlara çıkan çocukların elinde çikolatalar, püskevitler birbirlerine ikram ediyorlar birbirleriyle yiyorlar şakalaşıyorlar. O çocuk aklından geçiriyor, benim de bir çukulatam olsa benim de bir püskevitim olsa diyor. Anne bana niye almıyorsunuz diyor. Bizde niye yok diyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.