Dostoyevski Sözleri

4
11759
Dostoyevski Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Sözleri, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Sözleri ve Alıntıları, En Güzel Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Sözleri, Dostoyevski, Dostoyevski Sözleri , Dostoyevski Kısa Sözleri, Kısa Dostoyevski Sözleri, En Güzel Dostoyevski Sözleri, En Etkileyici Dostoyevski Sözleri, Fyodor Dostoyevski Sözleri


Güzel sözler sitemizin bu sayfamızda Rus roman yazarı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski‘ ye ait sözler ve alıntılar yer almaktadır. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Fyodor Dostoyevski sözlerinin yer aldığı sayfamızda beğendiğiniz sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz.


FYODOR DOSTOYEVSKİ SÖZLERİ

Herkesin yolu ayrı.

Korku, yalan doğurur.

Dilencinin gururu olmaz.




Felaket, bulaşıcı bir hastalıktır.

Acıda hazların en tatlısı saklıdır.

Zamana güven, her şey unutulur.

İyi insan, gülüşünü sevdiğiniz kişidir.

Çocuk dünyanın en büyük saadetidir.

Sevgi her zaman karşılık görür, kin de.

Kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır.

Tanrı olmasaydı her şey mûbah olurdu.

Sevgi ile kin kalpte uzun süre barınamaz.

Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.




İnsanın aklı çoğaldıkça can sıkıntısı artar.

Hiçbir sır yoktur ki herkes duymuş olmasın.

Elindeki güç kadar oluyor, insanın isyanı da!

Rus’u kazıyın, altından kesinlikle Kazak çıkar.

Bir insan ne denli faziletli ise o denli bencildir.

İnsanların saadet kadar felakete de ihtiyacı vardır.

İster tatlı, ister acı olsun, hatıra insana ıstırap verir.

Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.

Şurası açıktır ki, biz sevgiyi acıya bulayarak severiz.

Niyeti iyilik olan, karşılaştığı kötülüğe takılıp kalmaz.




Para bir hiçliği bile birinci yere getiren biricik yoldur.

Yanlış kişiden samimiyet beklediğin an, kırılıyorsun.

İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür.

Bir insanın en iyi tarifi iki ayaklı ve nankör olmasıdır.

Kılıcı kınından çekenin kendi de kılıç altında can verir.

Bu dünyadaki en zor şey, kendi kendine sadık kalmaktır.

Yargıç doğru karar verseydi, belki de suçlu suç işlemezdi.

Hayatta hep mutlu olursam, Hayalini kuracak neyim kalır?

Hayata yeniden başlasaydım, saniyelerin nabzını tutardım.

Birisini sevmek; onu Yaratıcı’nın kastettiği şekilde görmektir.

Dostoyevski SözleriBüyük insanlar şu dünyada büyük acılar çekmek zorundadırlar.

İyi kalpli bir insanın aptallığından daha büyük aptallık olur mu?

Her şey üstüne üstüne geliyorsa, Belki de sen ters gidiyorsundur.

Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır.

İnsanın ruhunu yücelten acı, ucuz bir mutluluktan daha değerlidir.

İnsanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlayamaz.

Tabiata karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur.

Sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden, baba adını taşıyabilir.

Erkek, ulaşamadığı kadını lanetler. Kadın, ulaşamadığı erkeğe ”aşk” der.

Kolay bulunan bir sevgi mi, yoksa insanı yücelten bir acı mı daha önemli?

Dostoyevski SözleriBaşkaları için kendinizi unutursanız, o zaman sizi daima hatırlayacaklardır.

Bir anlık mutluluklar değil mi yaşamı bunca güzel, bunca yaşanılası kılan?

Hiçbir zaman doğru insan çıkmaz karşına. Ya zaman yanlıştır ya da insan.

Sönmüş dostluklar üzerine aşılanmış kin ağacı en öldürücü yemişleri verir.

Acı ve üzüntü, engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman zorunludur.

Sevmek; Güzel birinde aşkı aramak değil, Bir başkasında; Kendini bulmaktır.

Yeni bir adım atma, yeni bir kelime söyleme, insanların en fazla korktuğudur.

İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.

Eğer kirli bir ırmağı içine alıyorsan, bozulmadan kalabilmen için deniz olmalısın.

İnsanoğlu çok derin bir varlıktır. Ben tanrı olsaydım bu kadar derin yaratmazdım.

Dostoyevski SözleriEvlenme boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikah sağlam kalmazdı.

İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur.

Üzülmek ve acı çekmek, büyük bilinçler ve derin yürekler için her zaman zorunludur.

Yaşamdan korkmayın çocuklar. İyi, doğru bir şey yaptığınız zaman yaşam öyle güzel ki.

Tok olan açın halinden anlamaz derler; ama bazen, aç olan da açın halinden anlamıyor!

Bil ki, ‘mutlu son’ diye bir şey yoktur. Çünkü, bir şeyde ‘son’ varsa orada mutluluk yoktur!

İnsanın yaptığı yanlışlardan en büyüğü, başkaları karşısında gülünç olmaktan korkmasıdır.

Gülüş, ruhun hiç şaşmayan aynasıdır. Yalnız çocuklar kusursuz bir gülüşle gülmesini bilirler.

Kalbi olup da aklı olmayan bir kadın, aklı olup da kalbi olmayan bir kadın kadar mutsuzdur.

Mutlu olmanın iki yolu var: Ya isteklerinizi azaltacaksınız ya da imkanlarınızı zorlayacaksınız.

İnsanın kendisinden yüz çevirmeye, dünyada olup bitenleri görmemezlikten gelmeye hakkı yoktur.

Gerektiği zaman ağlamaktan çekinme. Çünkü gözyaşları, söyleyemediklerini söylemek içindir.

Gururlu bir insan, ancak kendini bilen ve kendini büyük bir titizlikle sorgulayıp, küçümseyen insandır.

Baş kaldıranları her zaman yenecek üç güç vardır yeryüzünde bunlar; mucize, sır ve otoritedir.

Zerrece suçum olmadığı halde birtakım düşler kurarak kendi kendimi suçlu bulduğum olmuştur!

İlim çağımızın en tehlikeli belasıdır. Onun verdiği zararları savaşlar, kıtlıklar, hastalıklar bile veremez.

İnsanın yalnızca mutluluğa değil ,mutsuzluğa da ihtiyacı vardır.Mutluluk kadar mutsuzluk da gereklidir.

Bir insan umudunu yitirir ve amaçsız kalırsa, sırf can sıkıntısı bile onu bir hayvana çevirebilir.

Kadın, her ihtiyacını karşılayacak tek bir erkeği ister. Erkek ise, tek ihtiyacını karşılayacak her kadını.

Herkesin yanlış yaptığı şeyi sen doğru yaparsan; Herkesin yaptığı doğru, senin yaptığın yanlış olur.

Rahatlıkla mutluluk olmaz. Mutluluk acıyla elde edilir. İnsanoğlu hayata mutlu olmak için gelmemiştir.

Bir kadının yaşamı; herhangi bir erkeğe boyun eğip bağlanmak için bir arayıştan başka bir şey değildir.

Eğer karşındaki kişi kadınsa, yapacağın hamleyi iki kere düşünmen gerekir. Çünkü o hep bir adım öndedir.

Acı ve acı çekme, büyük bir zekaya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır.

Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.

İnsan gayeye ulaşmak için çalışmayı sever, fakat ulaşmayı pek istemez; bu hal hiç şüphesiz çok gülünçtür.

Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız, ana baba evinden kalan hatıralarımızdır.

Birini terk etmeye karar verdiğinde o kararın altında yatan gerçek Aslında senin çoktan terkedilmiş olduğundur.

Hiçbir şeye şaşmamak, çok akıllı olmanın belirtisidir derler; bence aynı ölçüde ve aynı güçte ahmaklık belirtisidir de.

İnsan bir şeyi elde etmek için çabalar. Onu elde edince de bir kenara atar. Gerçek değerini ise onu kaybedince anlar.

Bazen susarsın.. yenilmiş sanırlar seni, eksik ve yaramaz. Unutma, susan bilir ki konuştuğu zaman kimse kaldıramaz.

Bir anne için, evladının kapısında durup, ondan sadaka ister gibi sevgi dilenmekten daha onur kırıcı bir şey olamaz.

Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, ‘kendini bulmaktır.

İnsan, hayata iki anlam yükler: Biri ağlarken, diğeri gülerken ve tek bir kere kıymet bilir; O da elindekini kaybederken.

Hayat bir sınavdır; ama diğer sınavlara pek de benzemez. Çünkü bazen yaptığın bir yanlış, tüm doğrularını götürebilir.

Ne garip değil mi? Sevdiğimiz insanın her yalanında bir doğru, sevmediğimiz insanın her doğrusunda bir yalan ararız.

Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıkları değil. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.

Güçlü bir ruha ve yaradılışa sahip kadınlar hele tutkuluysalar başka türlü severler.Acımasızca severler.

Kimilerine derler ki: Bu sersem, bundan adam olmaz. Bende diyorum ki: Ne yapsınlar peki, yanlış hayat doğru yaşanmaz.

Kadınlar sözleriyle değil, gözleriyle konuşur aslında. Bu yüzden onları anlamak için dinlemek yetmez, izlemek gerek yalnızca.

Seni benden koparıyorlar. Hayır, hayır! Seni değil; kalbimi koparıp götürüyorlar. Nasıl iştir bu? Hem ağlıyor, hem gidiyorsun.

Gözleri sürekli gözlerindeyse sana olan merakındandır; ama gözlerini senden kaçırıyorsa, o gözlerde sana ait bir şeyler vardır.

Dünya mı yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin? deseler.. Ben çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme derdim.

Kim bilir insanların seni aşağılaması belki daha iyidir. Böylelikle hiç olmazsa kendilerini sevmek zahmetinden kurtarıyorlar.

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatan dosttur. Unutma, kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.

Güzel bir kadın göze, İyi bir kadın kalbe hoş görünür. “Birincisi pırlanta gibi ama geçici, İkincisi mutluluk kadar gerçekçidir.

Bil ki, İnsanın değerini varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma, Yokluğu bir şey değiştirmeyenin, varlığı gereksizdir.

Kalp bir kez kırıldı mı, Hiç kimseye aldırmaz ve hiçbir şeyi umursamaz. Belki mutluluğun sonu, ama huzurun başlangıcıdır bu.

Bence, şeytan diye bir şey gerçekte yoksa, kişioğlu uydurmuşsa onu, kendine bakarak, kendisini örnek alarak uydurmuştur.

Konuşarak anlatılmaz her şey, bazen susmak yeter aslında. Unutma; Konuşmak bir ihtiyaç olabilir, ama susmak cevaptır anlayana.

Kadını kalkındıran,onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır.

Hayatta elinden gelen her şeyi yapmadan, seçtiğin kadını sevmekten vazgeçip onu gerçek karakteriyle görmeye başlamadan önce evlenme.

İnsan daima başına gelen felaketleri sayar, sevinçleri değil. Eğer saysaydı, dünyanın kendisine yeterince mutluluk sunmuş olduğunu anlardı.

Bir kadın bakıyor pencereden. Mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan. Umutsuz… Aşk, tam ortada duruyor. Adam bakıyor. Kadın ağlıyor. Aşk, geçip gidiyor.

Bir gün sana dair yazacak yer olursa, o yerde ilk karşılaşmamızı anlatırım; Bu, bir şey ifade etmeyen boş bir hikayedir!.. Ama ben ondan tam bir pramit yaptım!

Buluşlar gerçekleştirenler, dahiler alanlarıyla ilgili çalışmalarının ilk yıllarında çoğu kez son yıllarında da toplum tarafından hep birer salak olarak görülmüşlerdir.

Başarılı olmayı hedefleyen bir kimsenin, başına gelecek zararları ve yıkımları da göze alması gerekir. Bu da, sağlam bir kişiliğe sahip insanlarda bulunabilir ancak.

Şuna kesinlikle inanın ki, halkını anlamayan, onunla bağlarını koparan insan bunu yaptığı ölçüde yurduna inancını yitirir, ya dinsiz olur ya da duygusuz bir odun.

Eğer sen, başkalarından kendine saygı beklersen bu onlar için büyük bir şeydir.Sadece kendine saygı duyabilirsen diğerleri de sana saygı duymaya mecbur kalır.

Amacına ulaşmak için hiçbir şeyi küçümseme, tam ulaşamazsan bile dene; Belki başarırsın. Hepimizin güvenini bağladığımız şu ”Belki” hiç de azımsanmayacak bir umuttur.

Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler.. Ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak!..Yoksa hangi balık boğmuş kendini; Hangi serçe atlamış damdan.

Diyelim ki, derin bir acım var, karşımdakinin acımın ölçüsünü tam olarak öğrenmesi olanaksızdır. Çünkü o hiçbir zaman benliğime gitmez, sadece bir başkası olarak kalır.

İyi yürekli akılsız bir aptal, kötü yürekli akıllı aptallar kadar mutsuzdur. Bilinen bir gerçek bu. İşte ben iyi yürekli, akılsız aptalın biriyim. Sen de zeki, kötü yürekli bir aptalsın. İkimiz de mutsuzuz, ikimiz de acı çekiyoruz.

Ben hasta bir adamım… Gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım ben. Sanıyorum, karaciğerimden hastayım. Doğrusunu isterseniz, ne hastalığımdan anladığım var, ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum.

Bazı insanlar gülüşleriyle kendilerini büsbütün ele verirler, siz de onun bütün iç yüzünü bir anda anlayıverirsiniz. Hatta hiç şüphe yok ki zeki bir gülüş bazen iğrenç olur, iyi görebilmek için her şeyden önce içten olmak gerekir.

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.