Emrah Serbes Sözleri

0
4387
Emrah Serbes Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Emrah Serbes Sözleri, Emrah Serbes Sözleri ve Alıntıları, Emrah Serbes Alıntıları, Emrah Serbes Kitap Sözleri, Emrah Serbes Kitap Alıntıları, En Güzel Emrah Serbes Sözleri, En Güzel Emrah Serbes Alıntıları, Emrah Serbes Kısa Sözleri, Emrah Serbes Sözleri Facebook, Emrah Serbes Sözleri Twitter, Kısa Emrah Serbes Sözleri, Kitap Alıntıları, Yazar Alıntıları, 


Sayfamızda Türk yazar ve senarist olan Emrah Serbes’ e yer verdik. Hazırlamış olduğumuz sayfamızda Emrah Serbes sözleri ve kitap alıntılarını bulabilirsiniz. Sayfamızda yer alan en güzel Emrah Serbes sözlerinden beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz.


EMRAH SERBES SÖZLERİ ve ALINTILARI

Zaman hiçbir şeyi düzeltmez.

Her şeyin ilki bir parça büyülüdür.

Bu ülkede ölmek sıradan bir şakadır.




Hayır diyen insan hâlâ biraz mutludur.

Hepimiz kendi iç savaşımızın gazisiyiz.

Koleksiyon olarak kendimi topluyorum.

Kendini kandırmaca, en sevdiğim oyun.

İntihar fikri olmasaydı canıma kıyardım.

Mutluluk yokluğuyla tanınan bir merettir.

İyi kitaplar dışında kimse elimden tutmadı.

Alışkanlıklar günlük yaşamın diktatörleridir.

Kıyametin tek adaleti, herkes için kopması.

Seninle birlikte olunmaz, sana maruz kalınır!




Anayasada yeri yok ama edebiyatı seviyoruz.

Aslında tek kişi sayılmaz mı karanlıkta iki kişi.

İnsan böyledir beynini yaktığı günleri bile özler.

Mutlu bir gülümseme, yalan da olsa, ne güzeldi.

Asgari centilmenlik, toz olmayı bilmeyi gerektirir.

Her şey birden kötü gitmez, hayatın bir dengesi var.

Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun.

Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı.

Küçük ümitlerimizi de ufalayıp söndürmüştü bu hayat.

Bir yalanı söylemek kolaydır, sürdürmek maharet ister.




İşler yolunda gitmiyorsa, mazi denilen şey bir enkazdır.

Her şeyi acıyla öğrendiyseniz mutluluktan da içiniz sızlar.

Gerçek şu: Hikayeleri güzelleştikçe insanlar mutsuz olurlar.

Bir hayal, gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir.

Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır. Yaşayanlar bir sigara yakar.

Tutarlılığı, şahsiyetsizliğin kamufle aracı haline getirmemek lazım.

Çürümeyi kimsenin taktığı yok aslında, çürümekten zevk alıyoruz.

Hayatımızı değiştirecek insanlar sessiz sedasız geçtiler yanımızdan.

İffetine mikroskopla bakan orada baştan çıkmaya hazır birini görür.

Cep telefonu berbat bir şey toplumun boynumuza taktığı bir tasma.

Umut biter, sadece sözler kalır, kırık dökük, yaralı, tedirgin, gücenik.

Geçmişi unutmak istiyorsan geleceğe de gözlerini kapatman gerekir.

Suçun cezasından kaçabilirsin, ama vicdanın azabından kaçamazsın.

Belki de insanın ne anlatacağını bilemediğinde şair olduğunu anlarsın.

Bazen öyle olur, büyük sarhoş neşelerinin ardından birden çöküş gelir.

Düşleri gerçek sanmaya başlarsan onlarda kusur da bulmaya başlarsın.

Kendimizi özgür sanıyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar.

Ama yapamıyordum işte, benim kusurum da buydu, özü sözü bir olmak.

Sadece bilgeler ve ölüler susar ama ben çok şükür cahilim ve yaşıyorum.

Bizim için kartondandı sanki dünya, adım atsak elimizde buruşup kalacaktı.

Bu da başka bir bencillik belirtisi. Masumken bile suçu kendi üzerine almak.

Kayda değer bir kişiliği olmayan adamların kaygıları birbirine ne çok benzer.

Çocuğun ellerinden kaçan uçan balon, fotoğrafı çekilebilecek en hüzünlü an.

Herkeste aynı tutku var, birbirinin zihninde en karizmatik haliyle yer etmek.

İnsanı delik deşik eden sessizlikler var, geceyi bölen çığlıklardan daha beter.

Bu dünyada şiddetin zirvesi yok, varsa da göremeyeceğimiz kadar tepelerde.

Düşüncelerimi toparlamak için yürüyüşe çıksam dünya turu atmam gerekirdi.

Haberler doğru olsaydı onları güzel kadınlara sundurmak zorunda kalmazlardı.

Bazen çabuk gelişen bir arkadaşlık, ne denli yalnız olduğumuzu hatırlatır bize.

Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok. Arkadaşlar yeterince duygusal insanlar.

Sakin bir adamın çileden çıkması, ortamlarda her zaman etkileyici bir unsurdur.

Bazı insanlar sadece iyi bir başlangıç yapmasını bilirler, sıkılırlar, sürdüremezler.

Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete.

Her insanı seven birileri bulunur çünkü, budur dünyada kalan son adalet kırıntısı.

İnsanların çoğu yeteneksizdir.. Öyle olmasaydı yeteneğin ne anlamı kalır ki zaten.

Herkes güzel bir hikâyenin konusu olabilir. Ama bu, mutlu olacağı anlamına gelmez.

Ölümümden hiç kimse sorumlu değildir, dolayısıyla herkes de sorumludur diyebiliriz.

Okudukların yaşadıklarını değiştirir, değiştirmese bile farklı bir gözle görmeni sağlar.

Acı dolu bir dünyada yaşıyorduk ve bu acıların çoğunun mantıklı bir açıklaması yoktu.

Boşa söylenmiş sözlerin azabı, çoğu zaman, hiç söylenmemiş sözlerin azabından ağır.

Şimdiki aklım olsa öyle yapmazdım. Ama öyle yapmasaydım da şimdiki aklım olmazdı.

Bazı anlar vardır, geçen zamanın bir daha geri gelmeyeceğini kuvvetle hissettirir insana.

Şimdi çektiğimiz acılardan yola çıkarak gelecekte çekeceğimiz acıları tasavvur edebiliriz.

Benim hayatımın özeti bu zaten. Hatırladıkça tüylerimi diken diken eden utançlar silsilesi.

Her şeyi anlamak zorunda değiliz. Kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç?

Her zaman söyledim insan zincire vurulduğunda değil kendi fikri kalmadığı zaman tutsaktır.

Anlaşılmayan inceliklerim yüzünden kabalaşmaya mecbur kalmaktan nefret etmişimdir her zaman.

Kıyameti büyük bir gümbürtü olarak tasavvuf ediyorlar ama bence sonsuz bir sessizlik olmalı.

Hiçbir muhabbet benzer nedenlerle kafayı yemiş insanların saçmalaması kadar derinlere inemez.

Nereye gitsem, ne etsem diye düşündüm, cepte beş kuruş olmayınca aklıma bir bok gelmedi.

Gerçek hayat tecrübesi uykusuz kalınan gecelerde elde edilir ve gündüzleri de bir halta yaramaz.

Bir yerden sonra insan umursamamaya başlar. Dertlerini anlatanlarınsa hala bir umudu var demektir.

Hayat bir okul değil ki öğrendiklerinizi deftere yazıp ezberleyelim ve sınav yeri geldiğinde de yüz alalım.

Mutlu olabilmek için bir sürü faktörün bir araya gelmesi gerekir. Mutsuzluk için tek bir neden yeter.

Söylemekten vazgeçtiğim şeyler söylediklerimden daha fazla. Çünkü insanları üzmek istemiyorum.

Arada birbirimizi kaybettiğimiz iyi oldu. Bir şeyin kıymetini bilmenin en klasik yolu onu kaybetmektir.

Bu hayatta rastgele çevirdiği telefon numaralarında karşısına çıkan seslerden başka kimsesi kalmamış biriyim.

Telafisi en güç şey dikkatsizlik sonucu kırılan kalplerdir. İş işten geçtiğinde bütün mazeretler tedavülden kalkar.

Zaten kadınların gözüne girme tutkusu kimde yok ki? Erkek zekası bu tip kafa yormalar yüzünden gelişmiştir.

Kelimelerin gelip benimle konuşmasını bekliyorum. Onlar da gelmiyorlar. Bazen bir iki fısıltı duyuyorum, o kadar.

Sonuçta sevilen her kadın güzel bir şarkıdır; bütün sözlerini hatırlayamazsın belki ama melodisi aklında kalır.

Evden uzak yollarda, karanlık bastırınca, soğuk dondurunca, iki insan sarılınca tabii ki aklıma sen geleceksin.

Bizi samimiyetin hastalık olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. İnanınca, herkes gibi olunca, aptallaşınca iyileşiyoruz.

Bu hızla ölmeye devam edersek bütün dünya mezarlık olacak. Ama sen hala ölümü kişisel bir şey olarak algılıyorsun.

Bir istek başka bir isteği doğuracaksa ve biz sonunda hep mutsuz olacaksak neden hala istemeye devam ediyoruz?

Belki de insanlar topluma karışmak için değil, topluma karşı iki kişilik savunma hattı kurmak için evleniyorlardır.

Yalnızlıktan kudurmuş bir çocuğun arabaların kaportasını anahtarla çizmesi gibi ruhumun kemirilişi de hep sinsiceydi.

Bir de yüreğin hafızası var, farklı işliyor,bir zamanlar kaldığı evleri,en boktan zamanları da olsa, unutamıyor bir türlü insan.

Sevgi budur, gözlerini kapadığında oradadır ve bir milyon sene sonra bir milyon insan arasında da görsen, ha işte o dersin.

Özgürlüğü hep insanın canının istediğini yapması zannediyoruz, oysa özgürlük her şeyden evvel bir histir. Eylemden önce o his gelir.

Gözlerini saate diktiğinde, saniye çubuğunu değil de akreple yelkovanın ilerleyişini izliyorsan hayallerin boka batmış demektir.

Bir şeyi yanlış anladığımızda, sakladığımız arzularımızın da ipuçlarını veririz. Bir şeyi yanlış anlamaktan ölesiye korkmamızın nedeni bu.

Bir şeyi yanlış anladığımızda, sakladığımız arzularımızın da ipuçlarını veririz. Bir şeyi yanlış anlatmaktan ölesiye korkmamızın nedeni bu.

Hiç kimse bıçakla kesilmiş gibi terk edemez bu dünyayı. Bir insanın tam manasıyla ölmesi için onu hatırlayan hiç kimsenin kalmaması gerekir.

Hayat ölmeden çok önce biter, her insan için böyledir bu, o zaman ölümü düşünmek neye yarar ki, huzursuz ve korkulu bir bekleyişten başka.

İnsanların benim hakkımdaki düşüncelerine çok önem verdim. Her kişiliği bir saplantı şekillendirir. Benimkini şekillendiren de bu oldu sanırım.

Ölenlerin ölü taklidi yaptığını düşünüyordum ben o zaman. Yaşayanların yaşıyor taklidi yaptığını hissediyorum şimdi. Toplum değil, toplu mezar.

Kitapların da uluslar gibi kendi kaderlerini tayin etme hakları vardır. Bir kez yazarın ipinden kurtuldu mu alıp başını gider, nereye gideceği de bilinmez.

Fırsatı varken ağlamalı insan. Ele güne sergilenmeyecek duyguları olduğunu düşünmemeli. Sadece gözüne sabun kaçmış çocuklara bırakmamalı bu işi.

Matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. Eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor.

Sevdiğiniz biri size hayallerini anlatmıyorsa onun rüyalarını yorumlamaktan başka seçenek kalmaz elinizde. Bir şeyi çok isterseniz rüyasını görürsünüz çünkü.

Yazarların özel hayatını unutmak lazım. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.

Bu hain, aşağılık dünyanın gemisi batarken gururla gülümseyebilenlere ne mutlu! Ne mutlu aşkları yüzünden haysiyetlerini kaybetmeyi göze alabilen adamlara!

Şeytan diyordu ki vefasızın birine âşık ol o tatlı havada, ondan sonra da kollarını göğsünde kavuşturup hayatını bombok edişini gülümseyerek seyret bir kenardan.

Karanlık duvarları yıkmak yetmiyordu. Bazen karanlık bir duvarı yıkarsınız ve önünüzde geniş bir yol açılır ama ikinci bir duvara kadardır bu. Gelmez duvarların sonu.

Bu dünyada istediğimiz bir parça mutluluktu oysa,çok şey değildi, karşılığı bu kadar ağır olmamalıydı. Hayatımızın müziğini susturmuşlardı,Hayatımızın şiirini karalamamışlardı.

Bir kartopuydun seni ilk gördüğümde, günler geçtikçe zihnimin en ücra yamaçlarında yuvarlana yuvarlana büyüdün ve şimdi bu akşam, bir çığ halinde indin üstüme.Seviyorum seni.

Kitaba verilen vergi %18. Yani kitap okuyorsun, %18’ini devlete ‘ben kitap okudum buyurun verginiz.’ diyorsun. Havyara verilen vergi %8! Yani devlet diyor ki; ‘havyar ye, kitap okuma.

Uyum yasalarını çıkaranların çocukları yalılarda yaşıyor tabii, aydınlar yalılarda yaşıyor, hainler yalılarda yaşıyor! Onlara insan haklan, teröriste insan hakları, polis ölmüş kimin umurunda.

Bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. Alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. Bir mezar başında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.