En Güzel Ayşe Kulin Sözleri

0
303
En Güzel Ayşe Kulin Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Ayşe Kulin Sözleri, Ayşe Kulin Sözleri ve Alıntıları, En Güzel Ayşe Kulin Sözleri, Ayşe Kulin Kitap Alıntıları, Ayşe Kulin En Güzel Sözleri, Ayşe Kulin Sözleri Facebook, Ayşe Kulin Sözleri 2020, Ayşe Kulin Sözleri Yeni


Güzel sözler sitemizin bu sayfamızda Türk gazeteci ve yazar olan Ayşe Kulin’in en güzel  sözlerine  yer vermeye çalıştık. Sayfamızda yer alan sözlerden beğendiklerinizi  sosyal medya hesabınızdan paylaşabilir, sevdiklerinize mesaj yoluyla ulaştırabilirsiniz.


EN GÜZEL AYŞE KULİN SÖZLERİ

Yorgunsam, bil ki yokluğundandır.

İyi bir kulak, düşünceleri de duyar.

Ayrılığın acısı da ölüm acısı gibi keskin.




Vicdan azabı, acıların en korkuncudur.

Standartlar iyidir, hayatı kolaylaştırırlar.

Unutmak isteriz ki hayat devam edebilsin.

Güçsüz gözükmek en gücüme giden şeydir.

Benim iyiliğim, senin en yakınında olmaktır.

Mücadele eden her kadının hikayesi yazılmalı.

Acılarıma, rağmen, yaşadığıma şükrediyorum.

Her insan kendi romanını, kendi ruh haline göre okur.

Kozasından çıktımıydı tırtıl, kozaya geri giremez artık.

Kalan zamanımın hiçbir şafağını kaçırmak istemiyorum.




Sevgisizlik küçükleri olduğu kadar büyükleri de zedeler.

Yalnızdım, çünkü acı sadece tek kişilikti. Korku tek kişilikti.

Çocuğun kendi kendini ifade etmesini kısıtlamak, doğru değildir.

Erkek milletinin uçkurunun ne zaman çözüleceği hiç belli olmaz.

Tek ve tek başına! Her bedele değersin diye düşündüm, ey özgürlük!

Hiçbirimiz başkalarının hayatını yönlendirebilecek kadar güçlü değiliz.

Savaş buydu işte ve esas zafer masada kazanılırdı, meydanlarda değil.

Oysa, bu savaştan kendi paylarına acıdan başka hiçbir şey düşmeyecekti.

Hiçbir şeye tepki göstermeyin ama hep doğru bildiğinizi yapmaya çalışın.

Siz uyursunuz bütün gece, ben bir ilmek daha atarım gecelerden gecelere.




Doğum ve ölüm, her birimize eşit mesafe duruyordu ve hepimizin nasibiydi.

Canım acıyordu. O kadar çok acıyordu ki, acımı tek başıma taşıyamıyordum.

Belki hayat standartları değil ama dünyaya bakış açıları gelişirdi kitap okuyarak.

Kız çocuklarının yok sayıldığı bir dünya hayal etmeye çalışmış, becerememiştim.

Hayatta gri renkler vardır.Hiçbir şey siyah beyaz değildir.Hele sevgiler hiç değildir.

İnsan tüm acıları sadece kendi çekiyor zannediyor. Oysa her hayat bir ağır roman.

Taze bir gül kadar, bütündür solmuş bir gül, Dalından koparılmış bahçeler hatırlatır.

En Güzel Ayşe Kulin SözleriHayatın boyunca seveceğin bir hayale sahipsin. O tamamen seninken kaybettin onu.

Başka çare yoksa ne yapılabilir ki? İnsan hiç olmazsa imkânsızı denemek istemez mi?

Allah’ın adını kullanarak, insanlara Allah adına eziyet ve kıyım yapan herkes şeytandır.

Bu toz duman içininde, insan olduğumu, insan kaldığımı kendime kanıtlamam lazımdı.

Birlikte gülebilmek bence bir sır paylaşmaktan bile daha önemlidir sıkı bir dostluk için.

İstediği kadar güçlü olsun, Bir erkek tarafından korunmak, bir kadının her zaman hoşuna gider.

Tarih, belki de hiç kimsenin eseri değildir. O, kendi örgüsünü kendi tezgâhında kendisi dokur.

Yazmak benim için bir varoluş nedeni. Yazarken mutluyum, yazarken umutluyum, yazarken varım.

Ne güzeldir, anne ve babanızın hala çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması.

İnsan ancak kendi ülkesi tehdit altındaysa düşmanı elleriyle boğar, kalkan yapabilirdi çıplak bedenini.

Yediveren güllerinin pıtır pıtır açmaya başladığı bir nisan sonu, hırsız bir kedi gibi sessizce geldi ölüm.

Ey insanoğlu, ne onulmaz bir mazoşistsin sen, koyduğun kurallarla sadece kendini incitiyorsun!

Çünkü yasalar ve yasaklar, Kutsal Kitabımız’a dayandırılmadıkça, halk ne yasa dinliyordu, ne de yasak.

Müslüman olmayanları küçültücü bir kelimeyle ayrıştırmak, edepsizlikten başka bir şey değildir bence.

Yalan giderek büyüyen bir canavara dönüşür, dallanır budaklanır, içinden taşar… Sakın yalan söyleme.

Yönetimle hiçbir derdim olmadığı halde, beynimin labirentlerinde gezinecek kadından haliyle çekiniyorum biraz.

Tüm dinlerin Allah’a giden yolda bir vasıta olduğunu inandığım için hayatimin boyunca hiç bir dini küçümsemedim.

Hayat hiç kimse için, değil sürekli yükselen, düz bir çizgide bile ilerlemiyorken, benim için niye değişik olsundu ki.

Sanki bu vatan bir karpuz da her geçen gün elindeki dilimden, ağzının suları akarak, bir parça daha ısırıyor gavur.

Sonumuzu bilerek yaşasak, her gün ölürdük herhalde. Oysa en ümitsiz hasta dahi küçük bir umutla yaşıyor yüreğinde.

Ama demek ki mutluluğun yolu, daha çok para kazanmaktan, daha iyi şartlarda yaşamaktan geçmiyordu.

Tutucu ve yasakçı anne babadan çok çektim için, ben olabildiğinde serbest bırakarak büyüttüm kendi çocuklarımı.

Göçmek, yüreği ikiye yarmak ve bir yarısını sılada bırakırken, diğer yarısının sürekli kanamasına katlanmak demekti.

Hangi yöne sapmam gerektiğini bilmiyordum,yolların her birini hava kararmadan deneyecek gücüm de kalmamıştı, vaktim de.

Ne tuhaf! Dudaktan dökülecek tek cümle, bir Sultan’ın, bir saltanatın ve bir milletin kaderini değiştirmeye yetebiliyordu bazen!

Bozkırlara elektrik direkleri döşeyip üzerlerine teller çekmek…!!!! İnanılmaz bir maceraydı, insanın doğaya karşı verdiği savaş.

Vakitsiz birer ölüm sanki geceler. Bir bakımlık Ay düşüyor herkesin payına. Ve hiç dönüp de soran olmuyor, Eklenen hangi düşler, bir sonraki sabaha?

Bir süre sonra gözyaşları akamaz olur, insanın içi de dışı da  kururmuş. İstese de ağlayamazmış artık. Ben de öğrendim, iyi biliyorum bunu.

Ben boşuna nefes tüketmişim. Sen bari tüketme. Çünkü kimse karşısındakini dinlemiyor, insan doğrularını ve yanlışlarını kendileri bulmak zorundalar.

İnsanoğlu, ne yaparsa yapsın, vakti geldiğinde, doğduğu gibi ölüyordu işte! Bu kesin emre ne para, ne güç, ne kudret, ne de dualar karşı gelebiliyordu.

Ben boşuna nefes tüketmişim. Sen bari tüketme. Çünkü kimse karşısındakini dinlemiyor, insanlar doğrularını ve yanlışlarını kendileri bulmak zorundalar.

Hayatımın güzel günlerini senin eksikliğini hissederek ve seni özleyerek yaşayacağımı biliyorum. Buna katlanmayı öğrendim. Acaba büyümek bu mu?

Ölüm gibi bir şey hayata küsmek. Hatta ölümde bir başka hayata geçiş umudu bile taşıyabiliyor da insan, yaşarken yaşamdan vazgeçmek… üstesinden gelinir gibi değil.

Mutsuz olmaya alışmışım bir kere. Tıpkı sigara gibi kötü bir alışkanlık mutsuzluk; tuhaf bir keyif veriyor tiryakisine, hayatını sinsi sinsi yiyerek, damarlarını tıkayarak öldürürken.

Ne yazık ki bütün acı ve heyecanlar kavuşmanın ardından biter, bıkkınlık o anda başlar; bu hep böyle ama biz daima istisnai vaziyetlere inanır, bekleriz, böylece kendimizi aldatırız.

Tuhaf bir ülkeydi benim memleketim. Birilerinin başı mutlaka dertte oluyordu. Memleketin tüm insanlarının dertsiz tasasız yaşayabilecekleri bir günün güneşi henüz doğmamıştı bu topraklarda!

Yardımlarına koşmayacaklardı, çünkü öldürülen ve işkence gören insanlar başka bir dine mensup oldukları için, Batı ülkelerinde yaşayan halkların çoğunluğu büyük bir ilgi duymuyorlardı Bosna’da olup bitene.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.