İsmet Özel Sözleri

0
611
İsmet Özel Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: İsmet Özel Sözleri, İsmet Özel Sözleri ve Alıntıları, En Güzel İsmet Özel Sözleri, Etkileyici İsmet Özel Sözleri, İsmet Özel Alıntıları, İsmet Özel Kısa Sözleri, İsmet Özel En Güzel Sözleri, İsmet Özel Etkileyici Sözleri, 


Güzel sözler sitemizde ” İsmet Özel” sözleri ve alıntıları bir araya getirilmiştir. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesaplarınızda yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz. Sayfamızda yayımlanmasını istediğiniz sözleri yorum bölümünden bizlere iletebilirsiniz.


İSMET ÖZEL SÖZLERİ

İnsan insanın ümididir.

Hepimiz ölecek yaştayız.

Sen şimdi sevincimin akranısın.

İçimden şu zalim şüpheyi kaldır.

Küçük adama büyük iş verilmezdi.




Neler olacağını yaşayan görecek.

İman bize ahiret farkı temin eder.

Neyi kaybettiysen onu sen kendin ara.

Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin…

Yazık. Yazık ki yazgımın boyası koyu.

Can taşımak imkân taşımak demektir.

Kalbime döneceğim, ama hangi yolla?

Dünyaya gelmek saldırıya uğramaktır.

Çalakalem sevebilmek elimden gelmiyor.

Bir yer, bir gök ve ikisinin arasında insan.

Benim harcım değil bir yar sevmek gizliden.

Uyuma taklidi yapan insanı uyandıramazsınız.

“Ne derler acaba” diye kahrolası bir put vardır.

Neyin aslını öğrendiysem, orada acı buldu beni.

Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm...




Her şey bir yanıyla güzeldir, samimiyet büsbütün.

Hayat tasarruf edilmez; Ya sarf edilir, ya da israf.

İnsan düşmeyi içine sindirememiş bir yaratıktır.

Şiir yüzümüze çarpan bir övgü veya sövgüdür.

Usta ölmeden bana bir oyun öğret.. İnsan olayım.

Ya saadetine yahut felâketine doğru yürür insanoğlu.

Duaların yerini hayaller aldığından beri zarardayız.

Ortama uymuyorum, çünkü dünyada evimde değilim.

Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız; Ruhum sahte.

Kafa karışıklığı iyidir, insan bir kafası olduğunu anlar.

Herkes kabul olan duasının bedelini ömrüyle öder.

Bütün kaçaklar için ince bir merhem oldu benim ölümüm.

İnanmak yerine aldanmak biz insanların kolayına gidiyor.

Sistemle savaşmak için sistemli olmak bir zorunluluktur.

Bırakıp sözlerimin kalıntılarını açıkça konuşmak istiyorum.

Yağmur yalnız yağarken yağmurdur/ sen yalnız senken sensin.

Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.

Demokrasi, mahkumun kendi gardiyanını seçme özgürlüğüdür.

Sakın ola iç dünyanızdaki derinden gelen şarkıyı dindirmeyin.

Daha öteye geçmek ve kavramak istiyorsak âşık olmamız gerekiyor.

İnsan bazı günleri kitapların arasında saklayıp kurutmak istiyor.

Asıl noksanımız noksanlığımızı kavrayamamaktan doğuyor.

Ucunda ölüm olmayan şeyi ciddiye almak zorunda değiliz.

Adına “yaşamak” diyoruz “düşmana inat bir gün fazla yaşamak!

Çiçek alıp eve götürüyoruz bunun bir delilik olduğunu bile bile?

Dünya ahiretin tarlası olduğuna göre burada yapılacak işler var.

Bedeli ne olursa olsun Müslümanca yaşamanın haysiyetine talibiz.

Susmanın suça iştirak olduğunu bilecek kadar aklım başımda.

Gözümüzü ileriye öyle dikmiştik ki burnumuzun dibini göremiyorduk.

Sözün özü; anladıklarımızla dost oluruz, ancak dostlarımızı anlarız.

Medeniyet, insanın kendini sun’i unsurlarla çevirip bezemesi olayıdır.

Teslimiyet pazarlıksızdır. Samimiyet gösterişsizdir. İhlas endişesizdir.

Kandırılmak istemiyorsak iyi şeyler sunulduğunda önce duraksamalı.

Hürriyet kimin içindi ve nelerin yapılmasına serbestiyet tanınıyordu?

Yani bu dünyada sadece yaparak değil, yapmayarak da etkin olabiliriz.

İnsanların bütün söyledikleri neyi ne kadar anlayabildiğinin itirafıdır.

İslâm’ı ölü bir din durumuna geçirmeye hiçbir mahlûkun gücü yetmez.

Bugün en dipten başlayarak acı çekiyorum. Yalnızca acı çekiyorum bugün.

Ölüm ki tek başına karşı karşıya kalınması zorunlu olayların en keskinidir.

Ger derse Fuzûli ki güzellerde vefâ var./ Aldanma ki şair sözü elbet yalandır.

Kendi başına bir şeyler başaramazsan, başkalarıyla birlikte de işe yaramazsın.

Tövbe insanın bir önceki tanımını reddetmesi, kendini yeniden tanımlamasıdır.

Biz bağıracağız, birileri hiç, duymayacak, hep aynı hikaye, duyanlara selam olsun.

Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir./ Uyusam bir dağın benimle uyuduğu oluyor…

Yolumuz birbirimizi anlamaktan geçmiyorsa, hiçbir yere varamayacağız demektir.

İki nokta arasındaki en kısa yol, eğer politika alanında iseniz, bir doğrudan geçmez.

Gülüşüne yağmur damlası çarpsa,/ Şiir olur./ Bunu bir ben bilirim,/ Bir de gökyüzü

Keşke aramızdaki mesafeler sadece kilometrelerle ölçülebilen cinsten ibaret olsaydı.

Eğer bilmek için kullandığım araç bilinmeye muhtaçsa bildiğimi nerden bilebilirim?

İnsan için önüne çıkan bütün yollar “yürünebilir” yollar ise, o insan artık kaybolmuştur.

Kitle iletişim araçlarıyla doldurulmuş zihnimiz bize şaşkınlıktan başka bir kazanç getirmiyor.

Kalbinin bir tarafa, kendisinin bir tarafa gitmediği insanlardan olmak çok mühim bir şey.

Karaysam şimdi öfkenin payı vardır karanlığımda aşktandır titrediğim eğer ki titriyorsam.

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan…

Uzak nedir? Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

Her şeyin bir fiyatı vardır. Size huzur verdim diyenler bizden ne aldıklarını da söylesinler.

Ekmek kavgasıyla helal lokma kavgasının aynı şey olduğunu bir yerlerden öğrenmemiz lazım.

Bunları başımdan fiyakalı olaylar geçmiş gibi anlatıyorum; ama her şey dert çekmekten ibaretti.

Her çıkmaz sokağın çıkmaz olduğunu anlamak için  sonuna kadar yürümek zorunda bırakıldık…

Biz Allah’ın emirlerine uymakla kendi has özelliklerimizi daha da kazandığımız düşüncesindeyiz.

İmana ağırlık ve öncelik vermekle kuracağımız hayat endişe, korku ve tehlikelerden korunmuştur.

Sosyal, siyasi, felsefi durumumuz kulluğumuza sınırlar çiziyorsa o zaman yaş tahta üzerindeyiz.

Yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir.

Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir.

Emanete ihanet etmek veya etmemekle insan öteki mahlûkattan ayrılır veya onlardan farkı kalmaz.

İnsanın çok şeyi farkediyor olması, esas olan şeyi farketmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir.

Bazıları vardır, rağbette olan neyse sadece ona rağbet eder, ama bazıları da rağbet edilecek şeyi arar bulur.

Müslümanın gelecek hakkındaki düşünceleri kelimenin bütün anlamlarıyla “ahiret” anlayışında odaklanır.

Çoğunluğun yanlışları doğru olarak bildiği zamanlar, belki doğruları doğru bildiği zamanlardan daha çoktur.

Kısacası, efendilik taslayarak ortaya çıkanlar, ruhsatı hangi efendiden aldılarsa, onun eliyle tepelenmişlerdir.

Türkiye’nin meselesini anlamakta atabileceğimiz en sağlam adım “birbirimizi anlamayı göze alışımız” olacaktır.

Değerli olan eylemdir, ama eylemin hangi değerde olduğunu ve giderek değerli olup olmadığını öğreten şiirdir.

Öyle ya, evlerimizin içi boş olmasaydı nerede otururduk? S[ev]ginin evi olduğunu akıldan çıkarmamak lazım.

Ey kalbim!/ Ey suları usul usul yükselen gizli deniz./ İçimiz damar damar parçalansa da/ Dışımız lal gibi sessiz…

Eğer katıksız Türkçe konuşacağım diye tutturursanız hiçbir şey diyemezsiniz. Çünkü “hiç” Farsça “şey” Arapçadır.

Eğer şimdiye kadar başımıza gelenler bize bir şey öğretmediyse, bundan sonra bildiklerimiz hiç işe yaramayacaktır.

İman taşımak bilgilenmeye sınırlar getirmeyi değil, kendinin sınırları olduğunu bilmeyi, haddini bilmeyi gerektirir.

Yeni Türkiye’nin İstiklâl Harbi’ne rağmen İslâm’ı müzelik şekle çevirme manevrasının bir mahsulü olduğu bilinmelidir.

Akılsız adam taş gibi: Suya düşerse batar. Saf yürekli adam şeker gibi: Suya düşerse erir. Bilge kişi yağ gibi: Suya düşerse yüzer.

Ana kucağı, bütün saldırılara karşı ilk barınak , ilk sığınaktır. Sonra derece derece başka korunma bölgelerine uğrar insanoğlu.

Herkes neyi düzelteceğini, neyin düzeltilmesi gerektiğini biliyor; ama bu düzelecekler, düzeltilecekler arasında kendisi yok.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde.

Müslümanlar Müslümanlıklarına sahip mi çıkacaklar, yoksa Müslümanlıklarının kullanılmasına göz mü yumacaklar?

Müslüman oluşuyla takdir edilmeyi bir madalya gibi göğsünde taşıyarak aramızda dolaşmak isteyen kimsenin bizlere katkısı ne olabilir?

İnsanı insanın kurdu değil, ümidi olarak görenlerdenim. İnsan insanı ümit diye beller; ama insan ümidini insana bağlamaz. Allah’tan ümit ederiz.

Biz insanlar hangi çağda yaşamış olursak olalım kendimizi ya özgürlük tutkusuna kaptırmış, yahut dayatmanın ağırlığı altında kalmış halde bulduk.

Öyleyse cehaletin ve cinnetin insanı ezen görüntülerine karşı savaşabilmek yalnızca Allah’ın emirlerine dönmekle, Peygamber’in hayatını örnek almakla mümkün görünüyor.

Özgür Müslümanlar dünya hayatında kendilerine hareket serbestisi vermeyen, yoksulluk, siyasi baskı ve ideolojik kuşatma karşısında kafirlerinkine benzemeyen bir hareket yolu seçerler.

İslam topraklarını gezip gören Frenklerin seyahatnamelerinde rastlanılan bir şikâyettir: Bu ülkede saat kulesi yok! Sonra bir sebep ararlar buna: www.incesoz.com Çünkü bu ülkede zamani günde beş vakit ezan belli eder.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.