Kahraman Tazeoğlu En Güzel Aşk Sözleri

0
252
Kahraman Tazeoğlu En Güzel Aşk Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Kahraman Tazeoğlu En Güzel Aşk Sözleri, Kahraman Tazeoğlu Alıntıları, En Güzel Kahraman Tazeoğlu Sözleri, Kahraman Tazeoğlu Aşk Sözleri, En Güzel Kahraman Tazeoğlu Aşk Sözleri, Kahraman Tazeoğlu Aşk Sözleri 2020, Kahraman Tazeoğlu En Güzel Aşk Sözleri Yeni, Kahraman Tazeoğlu En Güzel Aşk Sözleri Kısa, Kahraman Tazeoğlu Aşk Özlü Sözleri


Güzel sözler sitemizin bu sayfasında Kahraman Tazeoğlu en güzel aşk sözlerini bir araya getirmeye çalıştık. Kahraman Tazeoğlu aşk ve yalnızlık üzerine roman ve şiirler yazmış yazarımızdır. En güzel Kahraman Tazeoğlu sözlerinden beğendiklerinizi sosyal medya aracılığıyla veya mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz.


KAHRAMAN TAZEOĞLU EN GÜZEL AŞK SÖZLERİ

Düş düşlerimden sevgili.

Çok değil, derin benim özlemim.

Allah birdir, ondan başka aşk yoktur.




Neden aklımızdakiler yanımızda değil?

Bazıları sevmeyi yan yana olmak sanıyor.

Kalbimin her atışı senin için bir dua olsun.

Galiba ben bu aşkta iyi halden müebbet yedim.

Onun kaderi aşkı uğruna aşkından vazgeçmekti!

Benim bir ayrılığa ihtiyacım yoktu; neden geldin?

Peşinden geleceğini bilsem, aklımı bile kaçırırdım.

Aşk, binlerce olmazın içindeki tek oluru bulmaktır.

Rast gele sevilmiş değildin ki rest çekilip gidilesin.

Gözüme kaçtı yokluğun,genizime kaçtı sensizliğin.




Sonsuza kadar değil, sonsuz kadar seviyorum seni.

Aşka çocuk gibi sevinen, ayrılığa da çocuk gibi ağlar.

Kalbimi çok kırdın, dilerim kırdığın yerden kırılırsın.

Kalbinde olmak her şey, kalbimde olman her şeyim.

Sen kokulu bakmayınca görmeyi de unutmuş bu eller.

Seni bir ”anı” olsun diye sevmedim ve hiç aldatmadım.

İkimizde sarılıyoruz şimdi, sen başkasına ben yokluğuna.

Sonra, dost kalalım dedi; Sanki elimi tutan o değilmiş gibi.

Aşk bir bakış acısıdır çünkü her aşk kendini tüketerek çoğalır.

Karnıma avuçlarımla bastırsam sensizliğe doyar mıyım sence?




Beni bu aşka defnettin yüzüm gözüm kana değil, sana bulaştı.

Şimdi bana doğru doğrultsan aşkını, korkarım. Şeytan doldurur!

26 harf istemedim senden yalnızca 3 harf istedim. Aşk aşk aşk…

Sen sevdana baş aktör değil provasız aşklarına figüran arıyorsun.

Dön ve bende kalan günahını al. Sonra git ve hak ettiğin gibi kal!

Kalpten silmek, kağıttan silmekten daha kolay olmuş bu dünyada.

Sana verdiklerime üzülmedim de benden çaldıkların içime oturuyor.

Ne tuhaf değil mi? İçimi acıtan da sendin, acımı dindirecek olan da.

Anne bak yine terli terli aşk içtim. Ateşim düşmüyor yarin yüreğine.

Sen benim görmek için bakmaya gerek bile duymadığım Ezberimsin!

Uğruna heba olunacak bunca şey varken ben sadece seni seçmiştim.

Ve anladım ki ne seninle ağlayabiliyorum, ne de sensiz gülebiliyorum.

Beş dakika daha ‘kal’ biraz seveyim sonra ben giderim yemin ederim.

Seven kolay unutmuyordu. Kolay unutan da sevmiş olmuyordu zaten.

Kalbimde uyu ayrılığı geçelim. Kapat gözlerini ‘aşk’ a varınca söylerim.

Sana olan aşkımı bilsen, bana olan duyarsızlığından utanırdın. Belki de.

Ne içimden terk edebiliyorum seni ne de terk ettirebiliyorum sana içimi!

Burnunun dibinde bile dursa, gönlünde olmayanı baksan da göremezsin.

Rabb’imden sahip olabileceğim değil, ait olabileceğim bir aşk diliyorum.

İlk bakışta aşık olabiliyorken, bir bakışta neden anlayamıyoruz kimseyi?

Bu aşk için, yüksek duvarlardan atlamak yerine asfaltlardan geçmeliyim.

Gelişi güzel ayrılıklardı benimki.. Senin kadar esaslı, hiç gitmedim senden.

Oysa senden tek bir damla istemiştim; sana kocaman bir deniz sunmak için.

Bir vazgeçiş öyküsüydü senden sonra hayatım. Önce senden, sonra kendimden.

Bu sabah uyandığımda yüzün gözümün önünde değildi. Sanırım unutuyorum seni.

Ne zordu gözlerdeki gülüşlerde başlayan hikayelerin, o gözlerdeki yaşlarda bitmesi.

Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi benim yolum ‘son durak’ seninkisi ‘müsait bir yer’di.

Ne zaman içimde sana ait bir şeyleri söksem, kendimi parçalıyormuş gibi hissediyorum.

Ah be anne.. Taşa oturma karnın ağrır diyeceğine aşık olma kalbin acır deseydin keşke.

Son sigaram gibiydin sen sevgili, kıyamazdım içmeye .. O cebimde kırıldı, sen kalbimde.

Aşk dediğin soluk da alabilmeli soluk soluğa da kalabilmeli. Belki nefessiz bir ömür misali.

Senin yolun bir tek sana gider, benim yolum yalnızca senden geçer. Sen bencil, ben sencil.

Öyle kolay değil pişman olunca “Dön!” demek. Biraz da sen kaybol hayatın labirentlerinde.

Kişiler değişse de yalanları aynı işte. Seni ADAM sanmakla ben en çok AŞK’a ayıp etmişim!

Bir insanı en çok sevdiği güzelleştirir. Ve bir güzelliği en çabuk, zamansız gidenler soldurur.

Sana kollarımla değil, kalbimle sarılmışım ben. Kalbimin en sevdiğim yanı, seni seven tarafı.

Soruyorum sana; içinden atamadığın hangi aşkın artığıydım? Ellerin bendeyken kalbin kimdeydi?

Yüreğin varsa, sevdiklerini yaşarken öldürmezsin. Eğer yüreğin yoksa yaşayanlar senin için zaten ölüdür.

Aşk, o vitrinde görüp de sahip olmak istediğin elbiseye benzer. Ama vitrinde başka durur, sende başka.

Kendime sürekli, ‘Ne yaptım ki ben ona’ demekten yoruldum. İnsan sebepsiz yere terk eder mi sevdiğini?

Gözlerine şiirler yazmıştım, yazma dedi sözcüklerim akmaya başlarsa gözlerimden cümlen olurum dedi.

Bir görsen halimi, görecek ne kaldıysa.. Bana bakınca göremediklerin, seninle kaybolanlardır.

Ne kadar uzağına kaçarsam o kadar uzaklaşırım sandım. Ama asıl uzaklarmış seni bana taşıyan geç anladım.

Aklım sende kala kala senden gidiyorum. İnsan yarısında terk ettiği filmin sonunu merak eder mi? Ediyorum.

Ne zormuş insanın sevildiğini sanması. Tırnaklarıyla kazıdığı bir aşkta, tırnak kadar değerinin olmaması.

Dinsizin hakkından imansız gelir de. Sensizliğin hakkından kim gelecek? Ben onu düşünüyorum sevgili.

Öyle hayatlar bilirim ki bir aşka bile uğramadan heba olup, biter.. Öyle aşklar bilirim ki uğrunda ömürler bitse de sürer gider.

Sen giderken seni ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım ve söylemekten son anda caydım. Biliyordum; anlamayacaktın!

Ben uslu bir aşıktım; Gel dedin geldim, sev dedin sevdim, bit dedin bittim. Şimdi unut diyorsun ya yaramazlığım tuttu unutamıyorum!

Hiç buluşmadığımız bir yerde hiç bilmediğin bir saatte seni bekliyorum. Gelmen pekte anlam ifade etmiyor. Ben seni beklemeyi hala çok seviyorum.

Aşık olmak, bir ömrü sevdiğinin yoluna sermek değil; ömrünü, sereceğin yolda beraber yürüyebilmeyi bilmekti. Öbür türlüsü ömrü çiğnetmekten başka bir sonuç vermezdi.

O kadar mı sevdin? Hayır! Daha çok sevdim. Ama gitti. Hiç gelmemiş gibi. Kendisinden sonra gelecekleri bile benden alarak gitti. Her şeyi yarım bırakıp gitti. Beni, kendini, bizi.

Şimdiyi yok saymak, yarını ertelemek ve fotoğrafların sınırlı karelerinde, sen’li dünleri yaşamak da, yalnızca, yalnızken yapılacak akıl karı bir deliliktir ve delilik, yalnızlığın en yalın tanımıdır!

İki kişi eşit sevemez birbirini. Bir taraf mutlaka ya eksik kalır, ya fazla gelir. Bunun bir terazisi de yoktur ki ölçülebilsin. En doğru sonucu ayrılık söyler. O gösterir hangi tarafın daha az sevdiğini.

Bitirdim seni ve dediğini yaptım… Unuttum gitti… Şimdi istek sırası bende.. Çıkma olur mu karşıma asla… Hiç karşılaşmayalım seninle… Bir daha asla alma adımı ağzına… Geçmişindekileri sayarken bile sayma mesela.

Tesadüfen çarpışmıştı gözlerimiz ve ben senin yere düşen bakışlarını toplamıştım. Seninkilere karıştı sanırım sol yan kırıklarım,bulamıyorum. Düşünüyorum da tesadüf diye bir şey yok aslında Çekecek çilem varmış deyip geçiyorum…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.