Kemal Tahir Sözleri

0
3023
Kemal Tahir Sözleri

SAYFA  İÇERİĞİ: Kemal Tahir, Kemal Tahir Sözleri, Kemal Tahir Kısa Sözleri, Kemal Tahir Sözleri ve Alıntıları, Kemal Tahir Alıntıları, Kısa Kemal Tahir Sözleri, Kemal Tahir Sözleri Facebook, En Güzel Kemal Tahir Sözleri


Güzel sözler sitemizin bu sayfasında 1910-1973 yılları arasında yaşamış Türk edebiyatının en üretken isimlerinden Kemal Tahir’e yer verdik. Kemal Tahir’e ait sözleri ve alıntıları bulabileceğiniz sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz.


KEMAL TAHİR SÖZLERİ ve ALINTILARI

Toprakla boğuşmak yumuşatır adamı.

Herkes kendine denk saydığını kıskanır.

Bazısını şarapnel yıldırmaz da, sefalet yıldırır.




Gerçek kendini zor teslim eder, çünkü canlıdır.

Azgın deliyi sopa, azmış halkı yoksulluk zapteder.

Babalık, tarihin, derin etkilerini taşıyan bir ilintidir.

İnsanlar ne yana gitseler, ölümlerine doğru giderler.

Kitap olmayınca aktan kara, eğriden doğru ayrılmaz.

Dünya ölümlüdür. Neye çabalasan ölüme çabalarsın!

Alçak insanlar yükseldikçe alçaklıkları da o ölçüde artıyor!

Ne demişler: Zengine güle güle giy, fakire nereden buldun?

Görmek bile nispidir. Kaşınan yeri parmak, gözden iyi görür.

Tarihten kaçmak, namustan, doğruluktan, bilgiden kaçmaktır.




Sanatçının politika yapması, iyi sanat yapmasıyla mümkündür.

Uykunun da bir çeşit kurtuluş sayıldığı zamanlara lanet olsun!

Aldanmak ehemmiyetsiz bir cezadır. Aldatmak mühim bir azap.

İslamın şartı beş, marksizmin şartı birdir; o da haddini bilmektir.

İyilik yaramaz bu bizim avanak milletimize. Evet millet değil, illet.

Niçin insanoğlu, kendi zaafını mutlaka başkasına mal etmek ister?

Her ölen insan, yaşayanların bir parçasını da beraber öldürmüş olur.

Aslanın ölüsüne karşı söylenenler, dirisine karşı söylenemeyenlerdir.

Bu dünyada alınıp satılan malların en eskimezi: kadın eti! Bir de: yalan!

Dünyada senden başka bir şey kalmadı mı, sen de kalmamış oluyorsun!




Açlık için bir çok şeyler yazılmıştır. Galiba hepsini tok adamlar uydurmuş.

Sanata en büyük sahtecilik, milli kalıplara yabancı özler doldurmakla olur.

Akıllı adam, paranın kendisini sevmeyecek, kazanmasını, bir de tutmasını.

Yüreksiz yiğit çok yaşar, çünkü yiğidi yüreğinden tutup yüreğinden vururlar.

Kadın güzel olmaya mecburdur ama, bütün meziyeti bundan ibaret olmamalı.

Aşkı lütfen denize düşürünüz… İş seyahatlerinde ağır ve lüzumsuz bir yüktür.

Çöküntü devirlerinin en açık ispatı,iktidarın artık idare edemez hale gelmesidir.

Eski zaferlerden çok bahsediliyorsa, artık yeni zafer ümitleri kalmamış demektir.

Okumuşluk iki yüzlü kılıçtır. Çevirmedin mi, senin elindeyken, gelir boynunu alır.

Mazisiz yaşamak daha kolay çünkü seninle ne kadar uzağa gitsek o kadar ben varım.

Sevmek uyumaya benziyor. Uyurken nasıl müdafaasız oluyorsak, severken de öyleyiz.

Sorumluluktan kaçan bütün insanlar, doğruluktan, çok zor söz edecek kadar bencildirler.

Sevdiğimiz insanın acı çekmesini seyretmek, ölüm acısından çok daha zor gelmiştir bana.

Ama bilirsiniz bazı dönemlerde insana en saçma şey en ciddi olaydan daha dramatik gelir.

Kaç kere böyle öldü sanmışımdır. Kaç kere öldü sandımsa, o kadar taze ölüm acısı çektim.

İnsan bir kere tek başına kalmaya görsün! Nerede olsa tek başınadır. Meydan savaşında bile.

Döl döş yetişmeye geldi mi, adamın, mezarı başında babası adını değil, anası adını çağırırlar.

Ölüme ayak uydurmak mümkün değil… Çünkü ölümde yürümek unsuru yok. Ölüm mutlak duruş hali.

Neyi niçin aradığını önceden bilemiyorsan, hiçbir yerde, hiçbir şeyi bulamazsın. Yanıldığının ispatını bile.

Nefis dediğin itten arsız, başıboş bıraktın mı, kuduz manda gibi boşanır da seni peşi sıra sürür götürür.

Vatanın, milletin, hürriyet sevgisinin adeta kadın aşkına benzediğini anlıyordu. İkisi de insanı yüceltir.

Hangi memlekette, erkekler, kadın yardımını küçük görmüşlerse, o memleket mahvolmuştur.

Rüzgar, ağaçlarla beraber, karanlığı da koparıp sürüklemek istiyormuş gibi azgın azgın esmeye başlamıştı.

Yığını anlamak insanı anlamak değildir. İnsanı anlamayınca yığını anlıyorum sanmak, kendini aldatmaktır.

Maskaralık yaptığın sürece seni alkışlarlar, ciddi bir şey yaptığında kimse suratına bakmaz; yolunu ona göre seç.

Çocuk, yirmi beş yaşına kadar babasıyla anasını saygıyla sever, yirmi beşten sonra yargılar, daha sonra da bağışlar.

Biri hiçbir şeyden korkmadığı için korkunç, öteki korkaklığın en pis derecesinde olduğu için, birkaç kat daha korkunçtu.

Yalan, dünyada en iğrendiği şeydi. En adi korkaklığın, en adi görünüşü… Kadına da, erkeğe de yaraşmayan bir ruh sefaleti.

Sabah ışığında doğumun umudu, öğle vaktinde bir çeşit yaşama açlığı, akşam zamanında ölüm, alaca karanlık, sonra yokluk.

Yani ne eliyle, ne de ruhuyla zerre kadar yorulmamıştı. Oysa insan, kötü bir iş yapmak zorunda kalırsa, hiç değilse ruhuyla yorulur.

Yiğitlik eskiden bir çetinse, şimdilerde on çetindir. Çünkü çöküntü çağındayız. At izi, it izine karışmıştır. Ülke devletsiz, devlet sahipsizdir.

Zenginlerin, şu zenginlerin kızları hiç mi kötülük etmez? Kadınları hiç mi hovarda taşımaz? Neden hep fıkaralar namus uğruna katil oluyorlar?

Atom gücü, süper devletleri, dünyanın efendisi yapacak yerde, kendi icat ettikleri zincirlerle kendi kollarını bağlayan avanak maymunlara çevirmiştir.

Dağa taşa bakarsın, Allah’ın gücünü unutmazsın. Ormanların yeşili, dağların esintisi yüreğini temizler, ıssızda, canın çekse de kötülük edemezsin.

Seni bilmem ama, ben usandım, mucizeler memleketi vatandaşı olarak yaşamaktan. Hem mucizeden mucizeye hopluyoruz, hem kıçımızda donumuz yok.

Dünyada, bütün bildiği bilmediği işlerle ilgisi birdenbire kesilmiş gibiydi. Ancak ölüler bu kadar yalnız, bu kadar güçsüz, böyle hiçbir işe yaramaz olabilirler.

Hürlüğünün hiç aşınmayan iki ana dayanağı vardır: çile çekme gücü. Azla yetinebilme alışkanlığı. Bu iki zenginliğini hiçbir kumarcı, hiçbir oyunda kaybedemez.

Kimseye kitap tavsiye etmem. Eğer tavsiye ettiğim kitaba layıksa,onu araya araya kendisi bulur. Layık değilse hediye etsem okumaz, hatırım için okusa da anlamaz.

Bazısını şarapnel yıldıramaz da, sefalet yıldırır. ”Ben artık bitmiş bir adamım!” der, buna da kendisini bir kere inandırırsa, insanın düşmeyeceği alçaklık çukuru kalmaz.

Hayal kurmak, insanoğlunun, insan olarak yaşamaya başladı başlıyalı bulduklarından, bir bakıma en yücelticisi, en büyüğü, bir bakıma da en alçaltıcısı, en değersizi.

Korkuların bulunduğu yerde, bildiğimiz toplumsal suçluluk duyguları vardır. eğer bu böyle olmasa, bütün bir toplumu, delilikle, ruh hastalığına tutulmuşlukla nitelemek gerekir.

Şairlerini gerçekten seven, onlara gerçekten saygı duyan bir toplumun, hele bu toplumu idare eden, bu toplumda etkisi bulunduğu bilinen güçlerin ödevi, şairlerinin kusurlarına bakmamaktır.

Eğer beni bu iddia ile yargılayanlar o dönem gelip kitaplığımı inceleseler idi, kitaplarımın çoğunun Turancılık üzerine olduğunu görürlerdi. (Harp okulu olayında asker içinde komünizmi yaymak iddiası ile yargılanıp ve mahkum olmasının ardından ettiği söz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.