Necmettin Erbakan Sözleri

0
6744
Necmettin Erbakan Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Necmettin Erbakan Sözleri, En Güzel Necmettin Erbakan Sözleri, Özlü Necmettin Erbakan Sözleri, Necmettin Erbakan Kısa Sözleri, Necmettin Erbakan Kürsü Sözleri, Necmettin Erbakan Sözleri Facebook, Manidar Necmettin Erbakan Sözleri, 


Güzel sözler sayfamızda sözlerine yer verdiğimiz Necmettin Erbakan, Türk siyasetçi, mühendis ve akademisyendir. 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olmuştur . Lakabı Mücahid Erbakandır.


NECMETTİN ERBAKAN SÖZLERİ

Domuzdan post, gavurdan dost olmaz.

Allah’ına kul olmayan davasına er olamaz.

İslâm, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır.




İslam’ın dışında, hiçbir hak ve hakikat yoktur.

Hakk’ı üstün tutmak her zaman saadet getirir.

Biz mantar zihniyetli değiliz, biz çınar ağacıyız.

Yahu burada güneş dururken ampule ne hacet?

Aşk, azim ve Millî Görüş tekeden bile süt çıkarır.

Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır.

Kırk çürük yumurta bir tane sağlam yumurta etmez.

Biz seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz.

İslam savaşları bütün insanların saadeti için yapılmıştır.

Akıl, bir temyiz (iyiyi kötüden seçip ayırma) yeteneğidir.




Cihad izzet ve aydınlık, gevşeklik ise zillet ve karanlıktır.

Bir çiçekle bahar olmaz ama, her bahar bir çiçekle başlar.

İman varsa imkanda vardır, milli görüşçü asla vazgeçmez.

İslâm, ancak kendi orijinal kavramlarıyla anlaşılır ve anlatılır.

Davamızın esası şefkat, gayesi ise bütün insanlığın saadetidir.

Malıyla canıyla cihad eden bir Müslüman olarak anılmak isterim.

Milli Görüş; Bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür.

Namaz dinin direği cihad ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihad yapıyoruz.

Haksız bir davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmayı tercih ederiz.

Cihad: Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için var gücümüzle çalışmaktır.




Hayat; iman ve cihattır. Bu iki değere kim sahipse zaferi onlar kazanacaktır.

Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği yahut tankı değil imanlı ve inançlı gençliğidir.

Nato ve Varşova Paktları İslam’a karşı yeni bir haçlı orduları şeklinde birleşmiştir.

Müslüman hakkın hakimiyeti için motor, şerrin yok olması için fren olma görevlisidir.

Yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve adil bir dünya mutlaka kurulacaktır.

Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir.

Akıl; imanın ve İslam’ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde ise, sebebi felâkettir.

Biz, başkalarının değil, kendi muhasebemizi yapmak ve hesabımızı sağlam tutmakla mükellefiz.

Türkiye’de farmasonluk, siyonistlik, komünistlik ve şahsiyetsizlik saltanatı mutlaka yıkılacaktır.

Her yerde, her halde ve her meselede, mutlaka İslâm’a göre, yani İslâmca düşünmek zorundayız.

Bizlerin yapması gereken yalanla ve çirkinlikle uğraşmak değil, doğru ve güzel olanla uğraşmaktır.

Dünyayı ezen sömürü canavarının beyni siyonizm, kalbi haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya’dır.

Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalini yedi sülaleniz alnını secdeden hiç kaldırmasa da ödeyemeyecektir.

Bugün İslam’ın evrenselliğini ve herkes için saadet nizamı olduğu hemen hemen bilmeyen kalmamış gibidir.

İslâm bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslâm’a uymak mecburiyetindedir.

Bizim davamızda kimse kendi için yaşamaz, Herkes kardeşi için yaşar. Menfaati öldürmenin en kolay yolu budur.

İslam en yücedir ve ondan yüce hiçbir şey yoktur. Bu geçek peygamber hadisiyle ve Allah’ın kitabıyla hükümleşmiştir.

İslâmi cihatta aslolan şekil değil, mana ve maksattır. Zira Bedir Harbi de, müşriklerin usül ve metodlarıyla yapılmıştır.

Ben kesinlikle inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda bütün dünyada en gür seda Hakkın ve Hakka inananların olacaktır.

İster batı, ister doğu, yani ister kapitalizm ister komünizm; hangi sistem olursa olsun artık ahir ömürlerini yaşamaktadırlar.

Bunların pilotlarını ülkemizde eğitip, Müslüman masum kardeşlerimizin acımasızca bombalamasına izin vermemeliyiz!

İslam’ı, ‘ırkçılık’ gibi batıl ve bozuk şeylerle karıştırmak esasına dayanan sentezcilik düşüncesi de, itikadi bir sapıklıktır.

Siyasi ve iktisadi sömürüye, rüşvete ve adam kayırmaya, milli kültür düşmanlığına, zümre saltanatına, anarşiye son vereceğiz.

Hak’kın tesisi için çalışmamakla Batıl’ın hakimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur. Dönmelikten hayır gelir mi be ahmak.

İçeride irtica, dışarıda fundamantalist gelişmeler denilerek işte bu insanlığı kurtarıcı saadet nizamından insanımız uzaklaştırılmak istenmiştir.

Cüneydi Bağdadi Hazretleri ibadet ve hizmet yolunda, çeşitli zahmet ve zorluklarla karşılaştığında seviniyor ve Allah’a şükrediyordu.

İslamsız bütün nimetler ve saadetler eksiktir. Bu nedenle “Bugün dininizi ikmal ettim ve nimetlerimi tamamladım.” ayeti en son indirilmiştir.

Siyonizm bir timsaha benzer. Bu timsahın üst çenesi Amerika ise alt çenesi Avrupa Birliği’dir. Beyni Siyo­nizm, gövdesi ise işbirlikçilerdir.

İslâmi cihat ise, yine İslâm’a göre olmak ve bir teşkilat düzeniyle yapılmak zorundadır. Bu da bir karargâha bağlılık ve itaati gerekli kılmaktadır.

Allah’ın rızası, ordu içindeki zahiri rütbe ve rağbete göre değil, üstlendiği görevi üstün bir gayret ve samimiyetle, canla başla yapmaya bağlıdır.

Yanlışın en tehlikesi, doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü, doğruyla karıştırılması ve insanların daha kolay aldatılması ihtimali taşımaktadır.

İslâm dini bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona Hak’tır hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır.

Yeryüzünün en ideal insanlar, en aydın en ilerici insanlar şüphesiz Müslümanlardır. Müslüman olmak zaten bu dünyadaki en büyük ayrıcalıktır.

Ameller, niyetlerle tartılır. Yani yapılan işler ve ibadetler niyetlere göre değerlendirilir. Neyi elde etmek istediğimiz ve neleri gaye edindiğimiz önemlidir.

Bir milletin güçlü olabilmesi için, evlatlarının bir yandan ilim öğrenmesi bir yandan nefis terbiyesi yapması öbür taraftan da cihat etmesi lazım gelir.

Bütün Batı hukuku, toplam on bin meseleden ibarettir. Ama sadece İmamı Azam Hz.’lerinin çözümlediği ve hüküm verdiği mesele yüz binin üzerindedir.

Asıl marifet, yük altında ve hizmet esnasında sadık ve sağlam kalabilmektir. Yoksa, çay sohbetlerinde ve edebiyat kürsülerinde kahramanlık satmak kolaydır.

Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin filleri nasıl sahiplerini ezdiyse, bugün zalim devletlerin uçak, gemi ve tank filoları da birbirini ezecek ve kendi sahiplerini yiyecektir.

Rabbım’ın, işlerimi zorlaştırmasını, daha çok gayret ve metanet göstererek, mükâfâtımın kat kat artmasını murad ettiğine işaret sayıyor ve teselli buluyorum diyordu.

İlla Avrupa diye tutturanlarla, üniversiteye giden kız çocuklarına başını açtırmaya çalışanlar aynı adam­lardır. Avrupa’yı ilerici görüp İslam’ı gerici görenler aynı adamlardır.

İmanla küfür bir kalpte birleşmez ve barışmaz. Her gece en son kıldığımız vitir namazındaki kunut duasını okurken, Allah’a şu sözü vermeden başımızı yastığa koymuyoruz.

Cenab-ı Hakkın en sevdiği insan, sorumluluğunu bilen ve kendi görevini en iyi şekilde yerine getiren insandır.” Görevini ciddiyet ve titizlikle yapmak ‘İhsan’ makamıdır.

Biri, kendilerine İslami tebliğin ulaşmadığı insanlar, diğeri ise İslam’ın yüceliğini bildikleri halde ona dil uzatan ve onu bilerek gericilikle eş gören kalpleri mühürlü insanlar.

Mezheplerin birleştirilmesi fikri de, ırkçılık gibi, bir siyonist şeytan şırıngasıdır ve insanlarımızı ibadet disiplininden ve takva dairesinden koparmayı amaçlamaktadır.

Batıl tarafına ve düşmanlarımıza, bizden daha çok imkân ve fırsat verilmesi ve çok çeşitli cephelerden bize hücuma geçilmesi Müslümanlar için bir rahmet ve fazilet sebebidir.

Cennete girmek için, mutlaka Müslüman olmak gereklidir. Ancak bu dünyada, Adil bir düzenin himayesinde, huzur ve emniyet içinde yaşamak için, sadece ”insan” olmak yeterlidir.

Kabir suali bir nevi kimlik tespitidir. İnsanın gerçek kimliği ve kişiliği ise, tarafgirliği ile belirlenir. Bir insan Hakkın mı, yoksa Batılın mı safındadır? Sorusunun cevabı oldukça önemlidir.

Akıl, bir işin sonunu düşünmektir. Yani kârını, zararını çok iyi hesap ederek bir işe girişmektir. Çünkü son pişmanlık para etmeyecektir. Ve “ah keşke” sözleri, akılsızlığın neticesidir.

Şeytan, Allah’ın mevcudiyetini ve kudretini bildiği gibi, siyonist Yahudi de İslam’ın canının cihat olduğunu bildiği için, bütün gücüyle Müslümanların cihat ruhunu söndürmeye çalışmaktadır.

Kelime-i Şehadet getirip iman etmekle her işimiz bitmiyor, tam aksine, kulluk imtihanımız yeni başlıyor. Yani Kelime-i Şehadet, bir nev’i, Kur’an programıyla yapılan kulluk imtihanına, giriş belgesidir.

Bizim temel ilkelerimize göre Müslüman ülkeler, aralarındaki ihtilafları görüşme yoluyla çözmeli, gere­kirse hakeme müracaat edilmeli, fakat hiçbir zaman şid­dete başvurulmamalıdır.

Dünyadan Ay’a gönderilen bir füze nasıl ki hedef açısından bir milimlik bir sapma bile gösterirse, bu açı giderek büyüyecek ve neticede o füze Ay’a değil başka bir gezegene çarpıp parçalanacaktır.

İslam beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Yoksa, sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır. Zira, sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak İslam değildir.

Bizim meşhur misalimizle her yerde söylediğimiz gibi ne yaparsa yapsınlar; hangi oyunları oynarlarsa oynasınlar hepsi yok olup gideceklerdir. Ve Allah nurunu onlar istese de istemese de tamamlayacaklardır.

Aynen bunun gibi, imanı ve itikadı konularda başlayacak çok az bir şüphe ve sapma bile, insanı giderek İslam’dan uzaklaştıracak ve bu sapıklık, sonunda sahibini cennete değil, cehenneme taşıyacaktır.

İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah’tandır.

İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah (C.C)’tandır.

Ya Rabbi, facir ve fasık kimselerle bütün bağlarımızı kestik ve Senin dinini yıkmak isteyenleri terk ettik diyoruz. (Facir; itikâdı bozuk, görüşü batıl olan kişilerdir. Fasık; ameli bozuk, ahlâkı berbat kimseler demektir.)

İslam, bütün insanlığı eşit haklara sahip görür, Hak­kı üstün tutar, sömürüyü reddeder, kimsenin kimseye kul ve köle olmasım kabul etmez. Bu yüzden Siyonizm tarihi boyunca, hep hakkı üstün tutan İslam’ı hedef al­mıştır.

Kanunlar ve nizamlar ne kadar mükemmel olursa olsun, onu tatbik edecek insanın içerisine hak ve adalet sevgisi girmemişse, netice tersine tecelli edecek, adalet yerine adaletsizlik, sosyal adalet yerine sosyal istismar hâkim olacaktır.

Ordu demek, yapılacak işlerin belirlendiği, her işe göre münasip görevlilerin tayin edildiği ve eğitildiği, emir-komuta disiplini ve sorumluluk düşüncesi içerisinde, herkesin görevini en iyi şekilde yerine getirdiği cemaat ve teşkilât demektir.

Bize düşen gayret etmektir. Onlar nasıl ki iki bin yıl­dan beri bâtıl davaları için inançla ve gayretle çalıştılarsa, biz de onlardan daha büyük bir gayretle, cihat şuu­ruyla, bütün insanlığın saadeti için canla başla çalışmak zorundayız.

Cihat, huzur ve hürriyet içinde yaşanacak, temel insan haklarına saygı duyulacak bir ortamı hazırlama gayretidir. Ülke içerisinde yapılan ilmi-ahlaki ve siyasi hizmetlerdir. Askeri ve silahlı cihad ise, ancak dışarıdan saldıracak düşmanlar için geçerlidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.