Oğuz Atay Sözleri

1
3439
Oğuz Atay Sözleri ve Alıntıları

SAYFA İÇERİĞİ: Oğuz Atay Sözleri, Oğuz Atay Sözleri ve Alıntıları, Oğuz Atay Kitap Alıntıları, Oğuz Atay Kısa Sözleri, En Güzel Oğuz Atay Sözleri, Özlü Oğuz Atay Sözleri


Güzel sözler sitemizde Oğuz Atay sözleri ve alıntıları bir araya getirilmiştir. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz. Yorum bölümünden bizlere ulaşarak görüş ve önerilerinizi belirtebilirsiniz.


OĞUZ ATAY SÖZLERİ ve ALINTILARI

Zaten senin ”hiçin” fesat.

Tabiat, sırlarını bakmasını bilene açıklarmış.

Yalnızlığı çok seversek, bir gün o da çekip gider mi?




Zaman her şeyin ilacıysa, fazlası intihara girmez mi?

Biliyor musun Olric? Artık yalnızlığı bile çok seviyorum.

İçimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun…

Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir.

Koca bir ömrü harcamak dedikleri gerçeğin altını seninle çizdim ben.

Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.

Hayatımın başı ve sonu belliydi; hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıydım.

Ne zaman hayata tutunmaya çalışsak, hep mahrem yerleri geldi elimize.

Beklenen hep geç geliyor; geldiği zaman da insan başka yerlerde oluyor.

Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.‎




Daha kaç kez ıskalayacağız hayatı Olric? Oklarımız bitene kadar efendim.

Ne çok şey biliyor bu insanlar Olric ? Herkes işine geleni biliyor efendimiz.

Biliyor musun Olric. Artık yalnızlığı bile çok seviyorum, sırf onun eseri diye…

Kimsenin yaşantısını beğenmedim. Kendime uygun bir yaşantı da bulamadım.

Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

Neden sadece bir hayal ürünüsün Olric? Siz gerçeksiniz de ne oluyor efendimiz.

Nedensiz ve sebepsiz sevdim seni. Çünkü bir sebebi olsa, aşk olmazdı bunun ismi…

Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın!.. Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz.

Ne zoruma gidiyor biliyor musun Olric? O’na yazdıklarımı O’ndan başka herkes okuyor.

İki kadına adamak istiyorum hayatımı.. Biri ”erkeğim” desin bana, Diğeri sadece baba.




Siz bilmezsiniz albayım: insanlık tek başına kollarımda can verdi. yanında kimseler yoktu.

Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.

İyi geçinmek iki kişinin kusursuz olmasıyla değil, birbirlerinin kusurlarını hoş görmesiyle olur!

Söyle evladım diye teselli ederdi annem beni. Söyle de içine hicran olmasın. Hicran oldu anne.

Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor.

Biliyor musun Olric, benim bir çok dostum var. Görüyorum efendimiz, hepsinin sırtınızda izleri var.

Keşke nedir Olric? Hatalarımız efendimiz. Çok mu hata yaptık? Keşke diyecek kadar efendimiz.

Neden yalnızlıktan şikayetçidir ki insan. Ne yani, Mutlu olması için bir sevgiliye mi muhtaçtır her zaman.

Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.

Hiç kimseyi anlamıyorum. İnsanların arasına karışıp onlara uyduğum için de kendimden nefret ediyorum.

Hayır dostum ben en acıklı anlarımda bile güldürücü sözler bulan bir insanım, kendime acımam bundandır.

Çok yükseğe çıkamam; bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yarı yolda bırakamam; bende ”alçaklık” korkusu var.

Şimdi al yalnızlığımı ört üzerine Olric… Belki o vakit bırakıp her şeyi… gelirim bir yerlerden başlamak için yeniden.

Bize öğretilen her söze inandık. Yasaktır dendi kandık. Hep girilmez levhalarına aldandık. Bu tutulan yol yanlıştır bize.

Oysa bizim bütün güzelliğimiz, yaşadıklarımızla düşündüklerimiz arasındaki acıklı çelişkinin yansımalarından ibaretti.

İnsan çok sevdiği halde neden her defasında terkedilir? Ve beklenenler, neden hep vazgeçildikten sonra gelir?

Ne ölmek nefessiz kalmaktır; ne de yaşamak nefes almaktır. Yaşamak; sevilmeyi hakeden birine yaşamını harcamaktır.

Gelir mi dersin Olric? Gelmez, gelemez efendimiz. Neden Olric? Yüreği o kadar büyük sevemezde ondan efendimiz.

Hayatta silgim hep kalemimden önce bitti. Çünkü kendi doğrularımı yazacağım yere, tuttum başkalarının yanlışlarını sildim.

Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım; mürekkeple yazılmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim, azaldığımla kaldım.

Fotoğraf çekilerken, nedense kendimizi gülümsemek zorunda hissediyoruz. Yani aslında ona bile mutluluk oyunu oynuyoruz.

Son bir şans daha verme, sevgine ayık olmayana. Merak etme, aşk yürek işidir ve yüreği olmayanın kalbi kırılmaz nasılsa.

İnsanlar bozuk para gibidir. İki seçenek vardır: Yazı ya da tura.. Bir yüzünü gösterirken bize diğer yüzünü zaman gösterecektir.

Güçlü olmak artık beni yoruyor Olric , ki buralarda bilmem, hangi uykunun, hangi köşesinde beklemedeyim hiç gelmeyecek olanı.

Artık gelecek planlarımı hayattan gizli yapıyorum. Sanki hayat, işini gücünü bırakıp planlarımı bozmak için herşeyi yapıyor.

Provası yok hayatın. Ne yeniden yaşamak mümkün, ne de yaşadıklarını silebilmek. Önemli olan, ilk defa değil son defa sevebilmek.

Sigarayı bırak artık diyordun ya bana, bende bırakmıyordum. Çünkü senin, benim için üzülüyor olmana içten içe seviniyordum.

Yemek koyulurken, ”bu kadar yeter” dedikten sonra mutlaka bir kaşık daha yemek koyan kişiye ”anne” denir. Ve o her şeye değerdir.

İnsan seviyorsa kaybetmekten korkar. Kıskançlık da bir kaybetme korkusudur. Kıskanmıyorsa eğer; yeterince sevmiyordur.

Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.

Biliyor musun Olric. Neyi efendimiz? Onunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı. Neden efendimiz? Kalbimdeyken nasıl aklımda derdim?

İnsan nedir bilir misin Olric? -Nedir efendimiz? -Ağaçları kesip onlardan kağıt yapan sonrada o kağıtlara ”Ağaçları Koruyunuz” yazandır…

Can çekişmek nasıl bir şey bilir misin Olric? Hayır efendimiz, nasıl bir şey? Ona söyleyebileceğin o kadar şey varken susmaktır Olric.

Bir yerde söz biter… İki kişi karşılıklı kendini tekrarlamaya başlar. Yeni başlayan ilişkiler bile eskir böylece. Hemen kaçacaksın ki aklın orada kalsın.

Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım. Mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.

İlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır.

Yağmur yağıyor Olric, ıslanıyor etraf ağlasak kimse anlamaz değil mi? Anlamaz efendimiz. Anlasa ne olur? Utanırız efendim! Sevmeyi göze alan utanırmıymış Olric!

Hep geçer diyorlar ya Olric. Sence geçer mi ? Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer.

Tarih bir tahriften ibarettir. Tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bugün gördüğümüz bir rüyadır. Bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir; ama görülürken değil.

Oysa bazı insanlar vardır; en çamurlu yerlerden bile kolalı beyaz gömleklerini ve açık renk pantolonlarını kirletmeden çıkarlar. Böyle adamlar hayatta başarıya ulaşırlar.

Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma, boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.

Sus Olric! Düşünüyorum. Düşünmek ne haddinize efendimiz? Descartes düşündükçe var oluyordu Olric. Descartes düşündükçe var olur, siz düşündükçe yok olursunuz efendimiz.

Sırf onun eseri diye… Öyleyse, ben de hayatımın sonuna kadar aynı yerde kımıldamadan oturacağım. Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur…

Ben, senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların, ben senin bilinçaltı ormanlarının Tarzan’ı! yemeye geldim seni. benden kurtulamazsın. ben, senin vicdan azabınım!

Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim dedi. Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.

Ve yalnızlık kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde, kelimeler yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu.. yalnız kelimeler dindirdi acıyı ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.

Seni seviyorum ve yalnız seni görüyorum. Seninle ilgiliyim başka her şeyi unutuyorum. Sözün gelişi değil bu ; Ben sözümün eriyim başka anlamları olsaydı sözlerimin başka anlamlara uygun kelimeler bulurdum.

Bizi başkaları anlamaz Sevgi. Başkalarının aklı başkadır. Bu yüzden ikimizi hep garip bakışlarla süzmüşlerdir. Şimdi beni de garip, bakışlarla süzenler var. Ben onlara aldırmıyorum. İnsanların beni beğenip beğenmemeleri umurumda değil artık. Ben kendimi tanımakla ilgiliyim.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.