Pablo Neruda Sözleri

1
4433
Pablo Neruda Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Pablo Neruda Sözleri, En Güzel Pablo Neruda Sözleri, Pablo Neruda Kitap Sözleri, Pablo Neruda Kitap Alıntıları, Pablo Neruda Sözleri ve Alıntıları, Pablo Neruda Alıntıları, Etkileyici Pablo Neruda Sözleri, Pablo Neruda Sözleri Facebook,


Güzel sözler sitemizde bu sayfamızda Şili’li yazar ve şair olan Pablo Neruda işlenmektedir. Sayfamızda Pablo Neruda’ya eit en güzel sözler ve alıntılar bir araya getirilip beğeninize sunulmuştur. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızda yayımlayabilir mesaj oluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz.


PABLO NERUDA SÖZLERİ ve ALINTILARI

Şiir, ihtiyacı olanındır!

Aşk tabiatımdır benim.

Sevmek doğamda var benim.




Bilmek acı çekmektir. Ve bildik.

Ne uzundur unutuş, ah ne kısadır sevda.

Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun.

Seni bazı karanlık şeyleri sever gibi seviyorum.

Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman.

Yolun karanlığı olmaz, iyi bir arkadaşla yürüyene.

Gün olur giderim yürüyerek Binlerce kuşla beraber.

Bazen dudakların bitiremediği sözleri, gözler tamamlar.

Biz şairler nefretten nefret ederiz ve savaşa karşı savaşırız.

Sanatçı, her yandan gelen duyguları algılayan bir anten gibidir.




Bir erkeğin sözleri sana dokunuyorsa, elleri çok uzakta değildir.

Her bir adım fosfordan bir akıntıydı. Yıldızla yazdık biz dünyayı.

Sırf birisi iyi geceler demediği için, iyi geçmeyen geceler vardır.

En heybetli düşünceler bile çok sık duyulduğunda gülünç olurlar.

Bir gün bir yerde tekrar karşılaşırsak eğer, benimle yeniden tanış.

İnsan ulaşamadığı her şeyin delisi, ulaştığı her şeyin nankörüdür.

Ekmeği al benden istersen, havayı al, ama alma benden gülüşünü.

Hayat sana hep ekşi limonlar sunuyorsa; Sen de Tekila ve tuz iste.

Tek başıma yorulmak istemiyorum, sen de benimle yorul istiyorum.

Sen ve ben yazgılıydık sevdalanmaya. Nice erkek nice kadın arasında.




Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

Gerçek şu ki; hayalimizdeki insanın, hayalindeki insan değiliz. O kadar!

Uçan ne varsa içimde, apaçık görünüyor şu kanatların gezgin eşitliğinde.

İnsanlar seninle konuşmayı bıraktığında, arkandan konuşmaya başlarlar.

Adını duyunca değil, yanında başka bir ad duyunca yanar aslında canınız.

Sevdiğiniz insanların sevgisini hissetmek, hayatımızı besleyen güneş gibidir.

Hayat yaşandığı kadardır. Ötesi ya hatıralarda bir iz ya da hayallerde bir umuttur.

Tüm çiçekleri kopartabilirler ama yine de baharın gelmesini asla engelleyemezler.

Erkeğin sevgisiyle kadının terbiyesi, ancak birbirleriyle tartıştıkları zaman belli olur.

En hüzünlü şiiri yazabilirim bu gece. Ben onu sevmiştim, ve oda beni sevmişti bazen.

Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman, çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat.

Biten bir aşkın hemen ardından bir başkasıyla başlayan şeyin adı, ilişki değil çelişkidir.

Ne yaşarsanız yaşayın, birine en son davranış şekliniz. Onda bıraktığınız tek fotoğraftır.

Asla aşk acısı çeken birine aşık olmayın. O kişi yaralıdır ve yara bandı olarak sizi kullanır.

Biten bir aşkın hemen ardından bir başkasıyla başlayan şeyin adı, ”ilişki” değil ”çelişkidir”.

Fakat acı çektim mi? Acı çekmedim. Sadece halkımın acı çekmesinden ötürü acı çekiyorum.

Gözyaşım kadar değerlisin; ama nasıl gözyaşlarım gözümden düştüyse şimdi sende öylesin.

Bir kadın söyleyeceği çok şey olduğu halde susuyorsa, erkek artık tüm şansını kaybetmiştir.

Bunca gün, ah, bunca gün görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın, nasıl öderim, neyle öderim?

Kalbi kırdıktan sonra gelen özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz gibidir. ”İhtiyaç” kalmaz.

Şiirlerin en hüzünlüsünü yazabilirim bu gece. Ben onu sevmiştim, ve bazen o da beni sevmişti.

Birilerini hep boş zamanlarda özlediğini anlar insan. Çünkü boş insanlar, boş zamanlarda hatırlanır.

Her neydiyseniz atıldınız öteye: alışkanlıklar, aşınmış heceler, gözkamaştırıcı ışıktan maskeler.

Şair, her şeyden önce yaşadığı toplumun sorunlarına, giderek tüm dünyaya karşı sorumludur.

Seviyorum suskunluğunu, sanki sen yokmuşçasına burada uzakta ve hüzün dolu,sanki ölmüşsün gibi.

Onca gün, ah, onca gün görürüm seni. Nasıl öderim, neyle öderim onca somut ve onca yakın oluşunu?

Ağır ağır ölürler; okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar.

Hayatta hiç bir zaman bir başkasına tüm benliğinle güvenme, Çünkü; hiç kimse sana tüm benliğiyle görünmez.

Korkar olduk artık ‘seviyorum’ demeye. Kimi sahiden değiyor sevmeye, Kimi ise pişman ediyor insanı sevdiğine.

Alınlar bitişik, ağızlar bitişik, bizi yakan sevdaya bağlı bedenlerimizle, bırak essin rüzgar, ki götürmesin beni ötelere.

Aşk düşünceleri içine mi düşer sönmüş volkanların? Öç eylemi midir bir krater yoksa yeryüzünün bir cezası mı?

Hiçbir zaman anlayamazsın: Giden sevse gitmeyi ister miydi, Peki ya kalan sevse; gitmesine izin verir miydi!

Yalnızlığa yenilmemek için, sık sık hayaller kurulur; ama aslında neyin hayalini kurarsan kur, yalnızlık her hayalin sonudur.

Senin için yapraklarını kopardığım papatyalardan özür diledim dün gece. Haklısınız dedim, ne sevdiği belli, ne sevmediği.

Hiç sevmediği halde neden hep değerli olur bırakıp giden ve neden hiç düşünmeden teslim olur kalbin; o seni hiç sevmemişken.

Aslında kadın; erkeğin beğenen bakışlarından çok, hemcinsinin kıskançlık dolu bakışlarını görünce, güzel olduğundan emin olur.

İnsanlarla yüz yüze konuşarak her sorunu halledebilirsin ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin.

Eskiden hayallerimiz vardı, gerçekleştirmeyi umduğumuz. Şimdi bırakın gerçekleştirmeyi, umabilmek en büyük hayalimiz oldu.

Ağaçların dallarında niçin kalır güz yapraklar düşene dek? … Ne zaman emredilir toprağın altında gülün önceden belirlenmişliği.

Bekliyorum seni yalnız bir ev gibi ta ki sen beni tekrar görüp, içimde yaşayana kadar. O zamana kadar pencerelerim ağrıyacak.

Aynı uçurumdan ölüler, tek bir koyaktan gölgeler, ta en dipten geldi böylece büyüklüğünün kucağına gerçek, herşeyi yok eden ölüm.

Aldırmadan gidemiyorsa, aldırmadan kalmayı bilmeli insan. Çünkü henüz icat edilmedi; anlamayana anlamayı öğretecek bir lisan.

Aşk, erkeğin ve kadının aşkı, eğer gittilerse onlar, nereye gittiler? Dün, dün sordum gözlerime: ne zaman göreceğiz birbirimizi tekrar?

Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum ve orada yıkıldı Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey!

Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim bilmiyorum nasıl sever başkaları eskiden nasıl severlerdi, yaşıyorum, bakarak, severek seni, aşk tabiatımdır benim.

Seni sevmeye başlamak için seviyorum seni, Sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak Bir yolculuğa yeniden başlamak için: Bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni.

Bırak batırayım elimi derine peçeli parıltının ortasından, taştan gecenin ortasından, ve bırak titresin unutulmuş yaşlının yüreği bende bin yıl tutsak kalmış bir kuş gibi.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ürkeklik ve çekingenlik yalnızlığa açılan kapıdır. İnsanın ilginç ruhsal bir durumudur. Kurtulması kolay olmayan bir ıstırap gibidir. Ancak insana böyle bir özellik ya da kötü yan, bir karışım gibi şarttır, kişiliğinin bozulmasını önemli ölçüde önler.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.