Recep Tayyip Erdoğan Sözleri

0
6545
Recep Tayyip Erdoğan Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Recep Tayyip Erdoğan Sözleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sözleri, 12. Cumhurbaşkanı Sözleri, Etkileyici Recep Tayyip Erdoğan Sözleri, En Güzel Recep Tayyip Erdoğan Sözleri, Reis Sözleri, Recep Tayyip Erdoğan Kısa Sözleri, Recep Tayyip Erdoğan Sözleri Facebook,


Sayfamızda 2003- 2014 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı yapmış, daha sonrasında yapılan referandumla halk oyuyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı olarak göreve başlayan ve halen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görevini sürdüren Sayın Recep Tayyip Erdoğan sözlerini bir araya getirmeye çalıştık. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilirsiniz. Sayfamıza katkıda bulunmak, görüş ve önerilerinizi belirtmek için yorum bölümünden bizlere ulaşabilirsiniz.


RECEP TAYYİP ERDOĞAN SÖZLERİ

Dünya 5’ten büyüktür.

Biz ancak rükûda eğiliriz.

Bir olacağız, diri olacağız.




Sermaye ırkçılığı yapıyorlar.

Bu tren artık raydan çıkmaz.

Gidemediğin yer senin değildir.

İslam dünyasının umudu Türkiye’dir.

Büyük milletlerin büyük dertleri olur.

Millet iradesinin karşısında durulmaz.

Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!

Tüm yapılanlar İslam’a mal edilmektedir.

Maaşım yetmediği için ticaret yapıyorum.

Sen Ruanda mı olmak istiyorsun, buyur ol.




Bu millet bir olursa aşamayacağı engel yok.

Artık Devlet ve Millet aynı istikamete bakıyor.

Tarihine sahip çıkmayan milletler yıkılıp gider.

Kimsesizlerin kimsesi olmak bizim için şereftir.

Şimdi söz de, karar da milletin uhdesine geçti.

Silah yok, baskı yok sadece hak dine davet var.

Teröriste terörist diyemeyenler teröristin ortağıdır.

Biz, örgüt liderlerinin karşısında eğilenlerden değiliz.

Bu örgüt tabanı ibadet , ortası ticaret, üstü ihanettir.

Muhacirlere evimizi açar, onlarla ekmeğimizi bölüşürüz.




Cumhurbaşkanının imam hatipli olacağı günler yakındır.

Bu vatana ihanet edenler, bu ihanetin bedelini ödeyecek.

Din konusunda insafsız ve adaletsiz bir yarış söz konusu.

Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.

Biz emri dağdan değil, Hak’tan ve halktan aldık, farkımız bu.

İnsan, nefis sahibi olduğu için diğer yaratılanlardan farklıdır.

Gençler dik durdukça bizi kimse yolumuzdan çeviremeyecek.

Hz. Muhammed (S.A.V.) tüm müslümanların kırmızı çizgisidir.

Kadına şiddet uygulamak, Allah’ın emanetine ihanet etmektir.

Bu devlet, bu ay yıldızlı bayrak, bu Cumhuriyet bizim hepimizin.

Müslümanlar ve insanlar olarak birlikte yaşama imtihanına tabiyiz.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Mehmetçiklerimiz bizim gözbebeğimizdir.

Biz, önce devlet değil önce insan, sonra devlet anlayışını yerleştirdik.

Elhamdülillah Müslümanım diyenlerin, şeriatçıyım demesi de gerekir.

Biz, Ankara’da aşılmaz duvarlar ardına gizlenen hükümetlerden değiliz.

Birlikte yaşamaya sıkı sıkı sarılarak kapılarımızı kardeşlerimize açıyoruz.

Hiçbir mağduru, mazlumu zalimin pençesine terk etmedik, etmeyeceğiz.

Biz bu yola bu davaya başımızı koymuşuz. Biz yola kefenimizle çıkmışızdır.

Sizin işiniz, bürokratları takip etmek, onları değiştirmek değil. İşinize bakın.

Siyasete sonuna kadar saygımız var ama ihanete asla tahammülümüz yok.

Bizi birbirimize düşürmek isteyen kesimler, kendi karanlıklarında boğulacak.

Biz, legal görünümlü illegal örgütlerin de liderlerinin karşısında eğilenlerden değiliz.

Siyasetin yolu, demokrasiye ve kalkınmaya; terörün yolu ise kana, ölüme, acıya çıkar.

Biz, bu kutlu davaya başımızı koyduk. Bu darbe girişimi Allah’ın izniyle püskürtülecektir.

Kur-an’da, sıkıntıya düştüğümüz durumlarda Allah’ın yardımının yakın olduğu müjdeleniyor.

Türkiye bizim ortak hayat alanımız, ortak sevdamız, ortak geçmişimiz, ortak geleceğimizdir.

Bugün 27 Mayıs parantezi artık kapanmıştır. 27 Mayıs’ ın dayattığı anlayış tedavülden kalktı.

İslam dünyası paramparça bir görüntü içinde. Kardeşin kardeşi öldürdüğü vahim bir tablo var.

Bize diktatör diyenler kendi muhasebesini yapsın. Bize otoriter diyenler kendi muhasebesini yapsın.

Biz sorumluluğumuzun farkındayız. İstikametimizi kaybetmezsek ümmetin kurtuluşu yakındır.

Yunus gibi yangın, Mevlâna gibi dertli, Hacı Bektaş gibi vakur olmadan bu millete hizmet edilemez.

Bizim Sünnilik diye bir dinimiz yoktur. Bizim Şia diye bir dinimiz yoktur. Bizim tek dinimiz İslâm’dır.

Gözyaşıyla ıslanmış ekmek bizim boğamızdan geçemez. Kan bulaşmış para bize mutluluk getirmez.

Bu millet dayatmaya, alavereye dalavereye gelmez. Bu milletin karşısında dürüst ve harbi olacaksınız.

Darbeciler yanlışlarından çabuk dönmeli. Milletin Tsk’ ya verdiği silahlar millete yöneltilemez.

Eskiler, önce yoldaş sonra yol derdi. Eğer iyi yoldaşın, iyi arkadaşın olmazsa yolun da bir anlamı olmaz.

Mahkemenin baş örtüsü ilgili söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır.

Çocuk masumdur. Çocuğun masumiyetine el uzatan, hele onun canına kast eden herkes alçaktır, canidir.

Her ne yaparlarsa yapsınlar, unutmayın Allah bizimledir. Millet bizimledir. Milletin hayır Dua’sı bizimledir.

Yeter ki birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi ilerletebilelim. İşte biz Çözüm Süreci’ni bu amaçla başlattık.

Küçük azınlığın Türkiye’de Kaos oluşturma girişimleri asla başarılı olamayacak. Bu ülkenin sahibi artık Millettir.

Türkiye’yi hükümetsiz bırakan, egolarına mahkum olanlar, tarihe de milletimize de bunun hesabını veremezler.

Biz, gerektiğinde tüm fertleriyle inancı, vatanı, bayrağı, devleti uğruna savaşabilen, bunu göze alan bir milletiz.

Yapılabilecek tüm jestleri yaptık. Kopenhag kriterlerini yerine getirdik. Artık Avrupa’dan delikanlılık bekliyoruz.

Fedakârlık ve sevginin, merhamet ve şefkatin timsali olan annelerimiz, başımızın tacı, en değerli varlıklarımızdır.

Biz kaybedeceğiz onlar kazanacak, yok öyle şey. Onlar kaybedecek biz kazanacağız, o da adalet anlayışımıza ters.

Devlet adamlığı ünvanını taşımak gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşünerek hareket etmeyi gerektirir.

Saygı duruşu sap gibi durmaktır. Saygı duruşu yerine dua edilmeli. Sap gibi durmanın manasını anlayamıyorum.

Biz tek başımıza da kalsak, milli iradeyi, demokrasiyi, sandığı şerefimiz ve namusumuz gibi savunmaya devam edeceğiz.

Vakit mezhep, meşrep, etnik kimlik siyasetiyle ayrışma değil; bir olma, beraber olma, birbirimize kardeş olma vaktidir.

Şimdi diğer parti liderleri beni Yüce Divan ile tehdit ediyor ama bilmiyorlar ki ben bu yola çıkarken kefenimi yanıma aldım.

Bu milleti kimseye böldürmeyiz. Bu bayrağı asla yere düşürmeyiz. Bu vatanın üzerinde kimseye operasyon yaptırmayız.

Silahlı Kuvvetlerimizin içerisindeki bir azınlık ülkemizin birliğini beraberliğini hazmedemeyen bir grubun bir ihanet hareketidir.

Bu alçaklarla mücadelede milletimizin duruşu herşeyden önemlidir. Durmak yok, çekilmek yok. Meydanları boş bırakmayacağız.

Kadına kalkan her el, tüm insanlığa kalkmıştır. Kadının onuruna, haysiyetine yönelik her türlü saldırı, tüm insanlığa yapılmıştır.

Başbakanlık koltuğuna oturmadan ölürsem gözüm arkada kalır. Allah nasip ederse bir nihai hedefim Çankaya Köşkü’ne çıkmaktır.

Kişiler laik olmaz devlet laik olur, laikliği savunma anlamında ben de laikim ancak İslam’ın karşısına karşısına koyarsanız değilim.

Kadını zayıf görerek, kadını korumasız görerek, kadını aciz görerek ona şiddet uygulayan her kim olursa olsun alçaktır, zavallıdır.

Bizim yoldaşımız millettir. Milletimizle beraber yürüdüğümüz müddetçe bizi yolumuzdan ayırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Onuncu Yıl Marşı okumakla Türkiye raylarla donanmıyor. Bu işler lafla olmuyor. Marşı oku, demir ağlarla ör. Neyi ördün yahu, neyi?

Biz, kaderin üstündeki kadere teslim olarak mücadelemizi sürdürecek ve eğilmeyeceğiz. Biz sadece rükûda eğiliriz, başka yerde asla.

Hâlâ uluslararası algı operasyonları adına Türkiye’nin aleyhinde konuşanlar en büyük ahlaksızlığı, en büyük alçaklığı yapıyorlar.

Vatanını seven insaf sahibi, vicdan sahibi herkesi bu kirli odaklara cesur bir duruşla cevap vermesini özellikle hatırlatmak istiyorum.

Bundan sonra, ne Fethullahçı Terör Örgütünü, ne de diğer terör örgütlerini destekleyenlere en küçük bir merhamet gösterilmeyecektir.

Kirli siyaset ibretlik bir ders almıştır. Siyaset dışı güç odakları ibretlik bir ders aldı. Bizi sevmeyenler bu seçimin mağlubu değildir.

Bir Fatihler vardır, bir de işgalciler. Fatihler toprakları işgal eder gönüllere girer, işgalciler ise toprakları fethetse bile orada tutunamazlar.

Yurdu demir ağlarla ördük dediler. Ne ördünüz laftan başka? Ama bak, biz örüyoruz. Öreceğiz inşallah. Daha da devam edeceğiz.

İradelerini Fethullahçı terör örgütüne teslim eden şer çetesinin teşebbüsleri, milletin ve devletin iradesi karşısında başarısız olmuştur.

Kimi silah ve molotofla huzuru tehdit ediyor, kimi de sinsice yöntemlerle devletin içine sızıp insanların haklarını gasbederek bunu yapıyor.

Birileri, çıkarları için tüm dünyayı ateşe atmayı göze alabilir; Biz, hakkın, merhametin, adaletin yanında yer almaya devam edeceğiz.

Ben Yeni Türkiye derken, Yeni Anayasa derken, Başkanlık Sistemi derken, kafamda da, kalbimde de sadece Büyük Türkiye hayali var.

Sokağa çıkma imkanı bulamayıp evinde duasıyla, yüreğiyle, gözyaşıyla buğz eden vatandaşlarımın her birine teşekkür ediyorum.

Kim ki etnik unsurları bir ayrışma vasıtası olarak kullanıyorsa, bu topraklarda bin yıldır muhafaza edilen bu kardeşliğe ihanet içindedir.

Hiç kimsenin, seçimlerin ortaya çıkardığı tablodaki konumunu, sorumluluk üstlenmek yerine sistemi kilitlemek için kullanmaya hakkı yoktur.

Gözlerini kırpmadan milletin üzerine ateş edenler sandılar ki, bu millet korkacak, meydanları, sokakları bırakıp evlerine çekilecek.

15 Temmuz’ daki teşebbüsün adı vatana ihanettir. Dünyada vatana ihanetin cezası ne ise, bu teröristler de aynı cezaya maruz kalacaklardır.

Vatansız insan köksüz insandır. Köksüz insan da rüzgârın önünde savrulan yaprak misali nereye gideceği belli olmayan bir varlığa dönüşür.

Komşumuza, arkadaşımıza, dostumuza Türk diye, Kürt diye, Alevi, Sünni diye baktığımız gün, terör örgütünün tuzağına düştüğümüz gündür.

Biz, yaptığımız hiçbir şeyi bu alçaklar için yapmadık. Amacımız, orada yaşayan mağdur ve mazlum kardeşlerimizin yaralarına merhem olmaktır.

Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile 105 kişiye verilen idam cezaları hukukun, temel hak ve özgürlüklerin katledilmesidir.

Dini bayramlar, kardeşliğin, hoşgörünün ve dayanışmanın egemen olduğu, birlik ve beraberlik duygularının pekiştiği müstesna günlerdir.

Sözünüzün değeri itibarınız kadardır. Sözünüz, millet nezdinde muteber değilse noterden senet, bankadan çek de getirseniz bir hükmü olmaz.

İnanıyorum ki gençlik kendisine yakışanın en iyisini bulmaya, imar etmeye azimlidir, kararlıdır; bundan sonra da bunun adımlarını atacaktır.

Biz geçmişte darbecilere, vesayet odaklarına karşı verdiğimiz mücadelede ne kadar samimiysek, terörle mücadelede de o kadar samimiyiz.

Ellerini ovuşturarak Türkiye’nin sıkıntıya düşmesini, diz çökmesini, pes etmesini bekleyenleri bugüne kadar sevindirmedik, sevindirmeyeceğiz.

Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olunca ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisi bir arada olamaz.

Bizim inancımızda insan eşref-i mahlukattır, yani yaratılmışların en şereflisidir. Dikkatinizi çekiyorum, erkek denmiyor, kadın denmiyor, çocuk denmiyor. İnsan deniyor.

Mevlana’nın pergel benzetmesinden ilham alarak bir ayağımızı Türkiye’ye sabitleyip diğeriyle tüm dünyayı dolaşmaya devam edeceğiz. Durmak yok, yola devam diyeceğiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.