Susanna Tamaro Sözleri

0
2351
Susanna Tamaro Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Susanna Tamaro Sözleri, En Güzel Susanna Tamaro Sözleri, Susanna Tamaro Sözleri ve Alıntıları, Susanna Tamaro Alıntıları, Susanna Tamaro Sözleri Facebook, Susanna Tamaro Sözleri Kısa, Susanna Tamaro Sözleri 2020, 


Sayfamızda İtalyan yazar Susanna Tamaro sözlerini bir araya getirmeye çalıştım. Sayfamızda yer alan Susanna Tamaro sözlerini sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz. Sayfamız hakkındaki görüş ve önerilerinizi yorum bölümünden bize ulaştırarak sitemizi  geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz.


Susanna Tamaro Sözleri ve Alıntıları

Dil, dişin ağrıyan yerine değer.

Sözcük yaratabilir ve yok da edebilir.

Anlayışın sessizliğe gereksinmesi vardır.




Cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir.

Aşk, bütün çıkarcı hesaplardan daha güçlüdür.

Hazineniz neredeyse yüreğiniz de orada olacaktır.

Mükemmelik asla bizimle aynı boyda olamayacak.

Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir.

Israrcı ol. Yaşam, pes edenin değil, kurcalayanın olur.

Kadın bedenimin yaşamadan solduğunu hissediyordum.

Söylemek ve yapmak arasında kocaman bir deniz vardır.

Başkası adına karar veren sevgi bencil ve ham bir sevgidir.

Kimbilir neden en basit gerçeklikler, anlaması en zor olandır.




İçinde gizem bulundurmayan bir hayat son derece yoksuldur.

Yapmaya değecek tek yolculuk içimize yapacağımız yolculuktur.

Eğer yaşam bir yolsa, her zaman yokuş yukarı giden bir yoldur.

Hiç frenlenmeden gösterilen şiddet sonunda kayıtsızlığa yol açar.

Ruh ve vicdanın sürgüne gitmesi bizleri boş kutulara dönüştürdü.

Doğa boşluk sevmez; boşluk oluştuğu anda onu doldurmaya çalışır.

Şimdi biliyorum ki sevgi güç ister, sevmek için gözü pek, yürekli olmalı.

Hayatların pek çoğu korku, endişe ve sonuç olarak bir bekleyiş hayatıdır.

Anladım ki, boşluk ancak ölümü özümseyene dek varlığını sürdürebiliyor.

Çünkü doğru davranış, zahmeti bilip kolaya kaçmadan ona katlanmaktır.




Sevilebilmek için karşı çıkmamak, olmadığım gibi görünmek zorundaydım.

Evdeki her şeyi tamir eden erkek; kırdığı kalbi onaramıyorsa, usta sayılmaz.

Düşman bir çevrede insan yalnız kaldığı zaman parıltısını yitiriyor, uzaklaşıyor.

En büyük, en mutlak aşklar bile, araya uzaklık girince kuşkulara neden oluyorlar.

İkiyüzlülük, gerçeği arayan kişinin yüzüne atılabilecek zehirlerin en korkuncudur.

Hayat, piyangodan farklı değilse biraz sabırlı olmalı ve yeni çekilişi beklemek gerekiyordu.

Her hayatın altından akan gizli bilgelik, doğru şeylerin doğru anlarda gerçekleşmesini sağlar.

Sevgiye tembellik yakışmaz, onu dolu dolu yaşamak için kararlı ve güçlü devinimler gereklidir.

Yaşam uzun değil, dairevi bir yoldur. İstediğin kadar çırpın, sonunda gene aynı noktaya dönersin.

Ölüler yokluklarıyla değil, daha çok -onlar ve bizler arasında- söylenemeyenler yüzünden acı verirler.

Zaman bir ok gibiydi, yaydan hareket ediyor ve hedefine ulaşıyordu. Bir daha asla geri dönemezdi.

Sözcükler, tek başlarına insanı kırmaz oysa. Yaralayan bunun arkasına saklanan ikiyüzlülüktür.

Bedenin rahatlık konusundaki arzularını yerine getirmek demek, ruhu donukluğun sisine itmek demektir.

Açlığın her şeyi bastırdığı bir manzarada yok edilemeyen sadece iki değer vardır…Bunlar onur ve saygıdır.

Tuhaf görünebilir, ama en derin mutluluk, en korkunç mutsuzluk gibi beraberinde zıt bir arzuyu getirebilir.

Ortak hayal gücünde ruh varolmayı kesti ve bu silinişte en yakın dostu vicdanı da kendi peşinden sürükledi.

Yanlışlık yapmak doğaldır, ama bunlardan ders çıkarmadan ilerlemek bir yaşamın anlamını yitirmesine yol açar.

Can sıkıntısının panzehiri meraktır. Açık, sürekli harekette olan bir zihindir. Bilginin yolunu izleyen asla sıkılmaz.

İnsanın kendi kendiyle derin bir biçimde baş başa kalabilmesi için uzun bir sessizlik ve karanlık saatler gerekir.

Çınarın altına oturduğunuzda kendiniz değil, çınar olun, ormanda orman, kırda kır, insanlar arasında insanlarla olun.

Madenlerdeki kanaryaların ölmesi gibi benim içimde de doğallığım ve ender olarak sahip olduğum gülme arzum öldü.

Çağdaş düşüncenin insana uyguladığı en büyük şiddetlerden biri, inanılası temellerin olmadığını fısıldamış olmaktır.

En derin ruhsal arzular karşısında var olmak,suyun yüzeyini dalgalandıran aptal düşünceler karşısında ise yok olmak gerekir.

Kendi kendime diyordum ki, zarar ziyan görmeden ergenlik yaşayanlar hiçbir zaman gerçekten büyük insan olamazlar.

Eğer ler dünyası bir girdap, bir hortum, bir kara deliktir. İnsan bir an dengesini yitirirse, içine yuvarlanmaması olanaksızdır.

Akmayan gözyaşları kalpte birikirler; zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinesini tıkaması gibi, kalbi tıkayıp felç ederler.

Ama insanlar her zaman giyindikleri, göründükleri gibi olmuyorlar. İnsan ruhu öyle karmaşık, öyle anlaşılması güç bir şey ki.

İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken bir düşünce uğruna savaşmak, yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.

Yalnızca acı insanı geliştirir.ama acıyla göğüs göğüse gelmelisiniz,kaçmaya çalışan ya da ağlayıp sızlayan kaybetmeye mahkumdur.

Çünkü insan yüreği güzelliğe, şiire, paylaşmaya hasrettir. Çünkü gerçeğin titrek ve solgun alevi gömülüp kalmış olda da, daima yanar.

Ben beyaz duvarlı bir odada, bir yatağa bağlanıp bir yıl daha yaşamaktansa, bostanımdaki kabakların arasına yüzüstü düşmeyi yeğlerim.

Kendimizi vakumlu kutularda yaşamaya ne kadar tutsak etsek de, gizem çevremizde ışıl ışıl parlamakta ve yüreğimiz gereken yolu bize işaret etmekte.

Aynı doğruları, aynı mutlak dogmaları paylaştığı bir grubun üyesi olduğunu hissetmek, onun kibirliliğe olan doğal eğilimini kaygı verecek biçimde güçlendiriyordu.

Bir hayat kırıldığı zaman yeniden biraraya getirilemez, yalancıktan onarılır, kırık parçalar üzerine zamk sürülebilir; ama kırığın yapıştırıldığı nokta her zaman göz önünde kalır.

Beni harekete geçiren ya da daha doğrusu harekete geçirmeyen, annemin bana öğrettiği davranıştı. Sevilebilmek için karşı çıkmamak, olmadığım gibi görünmek zorundaydım.

Akıntıya kapılmamak ve kötünün sıradanlığı tarafından yok edilmemek için tıpkı akşamları sürüsünü ahıra teslim eden bir çoban gibi düşüncelerimizi ve duygularımızı denetlemeliyiz.

Çevremizdeki kırılgan, hasta, korunmasız, derin çöküş içindeki toplum yorgunluk dışında bütün eğilimlere gönül indirir. Oysa zahmet bizim ve bütün canlıların yaşamlarının özüdür.

Böyledir bu dünya, yaşam cömertlik ister. İnsanın kendi içindeki karakteri yetiştirmesi, ama bunu yaparken de çevredeki hiçbir şeyi algılamaması, hala soluk alsa da ölü olmaya benzer.

Anlıyor musun? Böyledir bu dünya, yaşam cömertlik ister: İnsanın kendi içindeki karekteri yetiştirmesi, ama bunu yaparken de çevredeki hiçbir şeyi algılamaması, hâlâ soluk alsa da ölü olmaya benzer.

Kendinin daima haklı olduğunu sanan insan kendini üstün hissetmeye de meyillidir; kendinde başkalarını yargılama ve etiketleme hakkını görür, kendini ulaşılması gereken bir model olarak ortaya koyar.

Derinlerde bir yerde isyan etmeyi sürdürüyordum, bir yanım kendim olmayı sürdürmek istiyordu, öteki yanımsa sevilebilmek için dünyanın gerektirdiği kurallara uyum sağlamak istiyordu. Ne zor bir savaş!

Gerçekte içimde yanıp tutuşan bir aile kurma arzusu yoktu. Dünyaya bir çocuk getirme düşüncesi gözümü korkutuyordu. Kendim çocukken çok üzülmüştüm, başka bir masum yaratığa acı çektirmekten korkuyordum.

Çocuklarına, kullanım klavuzunu yitirdikleri elektrikli ev aleti gözüyle bakıyorlar; onları sadece teknisyenin devreleri birbirine bağlayacağını sandıkları elektrikli bir aygıt sanıyorlar her halde. Bu da son on yılın en vahim sonuçlarından biri.

Ama ben, biliyorsun bir patatesten farksızdım. Çevremde olan bitenden hiç bir şey anlamıyordum. Sana tuhaf gelebilir, ama içimde derin bir dürüstlük duygusu vardı ve bu dürüstlük asla ama asla bir erkeği kandıramayacağımı söylüyordu.

Sabır, yüklendiği rol gereği bir tuğlaya, sadakat ise bir köke benzer. Sabır acelenin sadakat ise tüketimin panzehiridir. Bu iki duyguyu fiziksel bir imge olarak düşünmek istersem sadece minik tuğlalar ya da kökler geliyor aklıma. Dostluk tuğlalarla örülür, kökler sayesinde gelişir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.